CGTN Türk Dış Haberler Servisi
ABD Başkanı Donald Trump ve Savaş Bakanı Pete Hegseth’in İran savaşı sırasında kamuoyuna verdiği mesajlar, Pentagon’un kendi denetim raporundaki verilerle karşı karşıya geldi. Trump savaşın ilk günlerinde ABD’nin bazı mühimmatlarda “neredeyse sınırsız” kapasiteye sahip olduğunu söylerken Hegseth mühimmat sıkıntısı bulunduğu iddialarını reddetti. Beyaz Saray 8 Nisan’da Destansı Öfke Operasyonu’nun (Operation Epic Fury) temel hedeflerine ulaşıldığını açıklarken Hegseth sonucu “kesin askeri zafer” olarak nitelendirdi.
Pentagon Başmüfettişliği’nin 30 Haziran’a kadar olan dönemi kapsayan raporuna bakıldığında ise Trump ve Hehseth’in konuşmalarının gerçeği yansıtmadığı görülüyor. Zira rapora göre İran savaşında yoğun mühimmat tüketimi nedeniyle stratejik stoklarda ciddi açıklar oluştu. Rapor, Amerikan savunma sanayisinin bunları yerine koymasının önünde ciddi darboğazlar bulunduğunu tespit etti.
Pentagon bu nedenle mevcut üretim hatlarını hızlandırmaya, tesis kapasitesini genişletmeye ve kritik tedarik zincirlerini güçlendirmeye yöneldi. Katı yakıtlı roket motorları, yüksek nitelikli patlayıcı ve itici maddeler ile kalifiye işgücü başlıca darboğazlar arasında gösterilirken stokların yeniden doldurulmasında müttefiklerin üretim kapasitesinden yararlanılması da gündeme geldi.
İran'ın kapasitesi halen denklem bozuyor
Beyaz Saray 4 Mart’ta Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in açıklamalarını aktarırken İran’ın askeri kapasitesinin “saat başı eridiğini” duyurdu. Pentagon raporu ise İran saldırılarının ABD’nin bölgedeki askeri konuşlanmasını değiştirecek ölçekte tehdit oluşturduğunu gösterdi.
ABD saldırıları kapsamında CENTCOM sahasında 50 binden fazla Amerikan askeri görev yaptı. ABD kuvvetleri sorumluluk alanının geneline, çoğu zaman yeni üs noktalarına dağıtılırken Pentagon bu kararın amacını “kuvvetlerin kırılganlığını azaltmak ve muharebe gücünü sürdürmek” olarak açıkladı.
Operasyon aynı zamanda geniş bir lojistik seferberliği beraberinde getirdi. ABD Ulaştırma Komutanlığı 1.500’den fazla hava görevi gerçekleştirdi; yoğun dönemde CENTCOM sahasına günde 30 ila 40 uçuş yapıldı. Yüzlerce gelişmiş savaş uçağı, onlarca tanker uçak ile USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemisi taarruz grupları bölgeye sevk edildi. Bu kuvvetleri desteklemek için kesintisiz mühimmat, yakıt ve malzeme akışı sağlandı.
İran saldırılarının faturası ABD’ye de çıktı
Pentagon raporu savaşın Amerikan tarafındaki kayıplarını da kayda geçirdi. 28 Şubat-30 Haziran arasında 7 ABD askeri çatışmada hayatını kaybetti, 417 asker yaralandı. Yedi asker de çatışma dışı olaylarda yaşamını yitirdi.
İran saldırıları Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD diplomatik tesislerinde fiziksel hasara yol açtı. Zarar yaklaşık 184 milyon dolar olarak hesaplanırken aynı dönemde yaklaşık 3 bin 500 diplomatik personel gönüllü veya zorunlu ayrılış kapsamına alındı ya da görev yaptığı ülkenin dışına çıkarıldı. Dışişleri Bakanlığı ayrıca yaklaşık 9 bin Amerikan vatandaşının bölgeden ayrılmasını doğrudan organize etti ve tahliyeler için 56 uçuş düzenledi.
“Kesin zafer” ilan edildi, operasyonlar bitmedi
Washington 7 Nisan’da İran ile ateşkese vardı. Beyaz Saray ertesi gün Operation Epic Fury’nin temel askeri hedeflerine ulaştığını duyurdu. Pentagon’un kayıtlarına göre ise ateşkes askeri faaliyetlerin sonu olmadı. CENTCOM, 7 Nisan’dan sonra Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirilen ABD deniz operasyonlarının da Destansı Öfke saldırıları kapsamında sürdürüldüğünü bildirdi.
Diplomatik cephede de süreç tamamlanmadı. ABD ile İran 17 Haziran’da ortak bir mutabakat zaptı imzaladı ancak rapora göre 30 Haziran itibarıyla çözülemeyen konulardaki müzakereler çıkmaza girmiş ve çatışmalar devam ediyordu.





