CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ticaret ve finans politikalarında baskı araçlarını daha sert kullanmaya başlaması, küresel ödeme sistemlerinde uzun süredir devam eden dönüşümü hızlandırdı. The Economist'in analizine göre Washington artık yalnızca doların rezerv para statüsünü değil, ödeme altyapısını da jeopolitik baskının bir unsuru olarak kullanıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in "21. yüzyılın ekonomik devlet yönetimi" olarak tanımladığı yaklaşım, Amerikan ekonomisine ve dolar sistemine erişimin artık "koşulsuz" olmadığı mesajını veriyor. Bunun sonucu ise ülkelerin ulusal ve bölgesel ödeme ağları kurarak Amerikan finans altyapısına bağımlılığı azaltmaya çalışması oldu.

Brezilya ve Avrupa özerkleşiyor

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Visa ve Mastercard gibi Amerikan şirketlerini dezavantajlı duruma düşürdüğü gerekçesiyle Brezilya'nın anlık ödeme sistemi Pix'i hedef aldı ve ek yüzde 25 gümrük tarifesi uygulanmasını gündeme getirdi. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ise "Pix Brezilya'nın başarısıdır, bundan vazgeçmeyeceğiz" diyerek geri adım atmadı.

Avrupa'da da bezer bir arayış hız kazandı. Avrupa Parlamentosu Ekonomi ve Para İşleri Komitesi Başkanı Aurore Lalucq, ABD ile yaşanabilecek siyasi gerilimlerde Avrupa'nın ödeme altyapısının kesintiye uğrayabileceği uyarısında bulunarak kıtanın kendi sistemlerini kurması gerektiğini söyledi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde da "Dijital ödemelerin kontrolü bizim elimizde olmalı" diyerek aynı görüşü dile getirdi. Bunun ardından Avrupalı bankalar ulusal sistemleri tek çatı altında birleştirmeyi hedefleyen Wero dijital cüzdan projesini hızlandırırken, Avrupa Merkez Bankası'nın 2029 yılına kadar dijital euroyu devreye almayı planladığı belirtiliyor.

Çin ve Rusya yıllar önce başladı

Çin ve Rusya ise bu dönüşüme yıllar önce başlamıştı. Batı yaptırımlarının ardından Moskova, SWIFT'e alternatif kendi finansal mesajlaşma sistemi ile Mir kart ağını geliştirdi. Pekin ise hem Alipay ve WeChat Pay gibi özel şirketleri hem de devlet destekli projeleri kullanarak alternatif ödeme koridorları oluşturdu. Çin Merkez Bankası'na bağlı ekonomist Xu Gao, mayıs ayında yayımladığı değerlendirmede önceliğin yuanın kullanımını artırmaktan ziyade "uluslararası ödeme kanallarını güvence altına almak" ve "renminbi ödeme ağını küresel ölçekte genişletmek" olması gerektiğini savundu.

Pezeşkiyan: Ekonomik baskılar askeri kazanımlarımıza zarar verebilir
Pezeşkiyan: Ekonomik baskılar askeri kazanımlarımıza zarar verebilir
İçeriği Görüntüle

Bu stratejinin somut sonuçları da görülmeye başladı. Çin'in SWIFT'e alternatif olarak geliştirdiği Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi'nin (CIPS) günlük ortalama işlem hacmi mart ayında 920 milyar yuana ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 arttı. Nisan ayında ise günlük işlem hacmi ilk kez 1,2 trilyon yuan seviyesine çıktı. Aynı dönemde Çin Bankası'nın dijital yuan tabanlı sınır ötesi ödeme ağına onlarca yeni ülke katıldı.

Amerikan devleri telaşa kapıldı

Visa ve Mastercard'ın özellikle Avrupa'da elde ettiği yüksek kârlılık, yerli ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla baskı altına girmeye başladı. Her iki şirket de son faaliyet raporlarında ulusal ödeme ağlarına sağlanan "ayrıcalıklı düzenlemeleri" iş riskleri arasında göstermeye başladı. Visa, Avrupa'daki varlığını güçlendirmek amacıyla kıta genelindeki altyapıya 500 milyon avroluk yatırım açıklarken, Polonya'da 2027'de açılması planlanan yeni teknoloji merkezini duyurdu. Mastercard ise Fransa'da üç yeni veri merkezi kuracağını açıkladı ve Avrupa'nın zaten kendilerine ait bir ödeme ağı bulunduğunu savundu.