İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler yaklaşırken, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun üç yıldır sürdürdüğü savaş politikası ile anketlerde öne çıkan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un olası güvenlik stratejisi tartışılıyor. Foreign Affairs’te yayımlanan analizde, Eisenkot’un Netanyahu’yu yenmesi halinde İsrail’in dış ve güvenlik politikasında köklü bir değişiklik beklenmese de özellikle Batı Şeria, Gazze, Suriye ve Lübnan’da yeni stratejilerin uygulanabileceği değerlendiriliyor.
Foreign Affairs’in analizine göre Netanyahu, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail’in karşı karşıya olduğu her potansiyel güvenlik tehdidine karşı önleyici askeri güç kullanılması gerektiği sonucunu çıkardı. Netanyahu, son dönemde “sıfır taviz ve sıfır uzlaşma” yaklaşımını öne çıkarırken, güney Lübnan, Suriye ve Gazze’de ele geçirilen bölgelerin uzun süre “güvenlik bölgeleri” olarak tutulmasını savunuyor. Analizde, Netanyahu’nun savaş stratejisinin İsrail’e ağır bir maliyet yüklediği belirtiliyor. İsrail’in savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 142 milyar dolar harcadığı, yedek askerlerin 2023’ten bu yana yılda ortalama 100 günden fazla görev yaptığı ve çatışmaların ülkenin uluslararası itibarına da ciddi zarar verdiği ifade ediliyor.
Eisenkot anketlerde önde
Foreign Affairs’e göre bu tablo, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Netanyahu karşısında öne çıkmasına katkı sağladı. Eisenkot, 7 Ekim saldırısından dört gün sonra Netanyahu hükümetinin savaş kabinesine katılmış, ancak savaşın yürütülmesi ve özellikle Hamas’la rehine müzakereleri konusunda başbakanla yaşadığı anlaşmazlıkların ardından kabineden ayrılmıştı.
Eisenkot’un Yashar (İbranice “doğru” ve “dürüst” anlamlarına geliyor) Partisi son anketlerde Netanyahu’nun liderliğindeki Likud’un önüne geçerken, Eisenkot da başbakanlık görevine uygunluk konusunda Netanyahu karşısında önemli bir fark açtı. Ancak analizde, Eisenkot’un iktidara gelmesi halinde İsrail’in dış ve güvenlik politikasında temel bir değişiklik yaşanmasının düşük ihtimal olduğu vurgulanıyor. İsrail kamuoyunun son üç yılda belirgin biçimde sağa kaydığına dikkat çekilen analizde, İsrailli Yahudilerin büyük bölümünün Filistinlilere ve Arap komşularına güvenmediği, Filistin devletinden çekindiği ve tehditlere karşı daha saldırgan bir yaklaşımı desteklediği belirtiliyor. Eisenkot da ağustos ayında yaptığı açıklamada Filistin devletine karşı olduğunu söyledi. Bununla birlikte Netanyahu’nun Hamas’a karşı “tam zafer” söylemini eleştiren Eisenkot, savaş cephelerinin süresiz biçimde açık tutulmasına karşı çıkıyor.
En kritik nokta: Batı Şeria
Foreign Affairs analizine göre Eisenkot hükümetinin karşılaşacağı en önemli sorunlardan biri işgal altındaki Batı Şeria olacak. İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich döneminde yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı belirtilen analizde, 2023’ten bu yana 200’den fazla yasadışı yeni yerleşim bölgesinin inşa edildiği veya inşaatının sürdüğü aktarılıyor. Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti de giderek artarken analizde, merkezde konumlanacak yeni hükümetin yerleşimlerin genişlemesini durdurabileceği ve şiddet eylemlerine karışan yerleşimcilere karşı daha sert önlemler alabileceği iddia edildi. Ancak analizde, İsrail ordusu içindeki bazı subay ve askerlerin yerleşimciler ve dini sağ partilerle giderek daha fazla özdeşleşmesi nedeniyle böyle bir politikanın uygulanmasının kolay olmayacağına da dikkat çekildi.
Gazze’de sınırlı değişiklik ihtimali
Gazze konusunda Eisenkot’un Netanyahu’ya kıyasla daha geniş bir hareket alanına sahip olabileceği değerlendiriliyor. Analize göre Eisenkot, Netanyahu gibi Hamas’a karşı “tam zafer” sözü vermedi ve savaşın hedefleri konusunda İsrail kamuoyunda gerçekçi olmayan beklentiler yaratıldığını savundu. Bu nedenle analize göre Eisenkot liderliğindeki bir hükümetin, Gazze’nin geleceğinde Filistin Yönetimi’ne daha aktif bir rol verilmesine karşı çıkmaması mümkün. Bununla birlikte Eisenkot’un da Hamas’ın Gazze’de askeri varlığını sürdürmesine izin vermesi veya İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi siyasi açıdan zor seçenekler olacak. Foreign Affairs, olası en iyi senaryonun İsrail’in Gazze’de daha sınırlı ancak önemli bir bölge üzerindeki kontrolünü sürdürmesi ve diğer bölgelerde Filistin Yönetimi’nin uluslararası denetim altında kademeli olarak rol üstlenmesi olabileceğini belirtiyor.
Suriye ve Lübnan için diplomasi alanı
Analizde, Eisenkot’un Netanyahu’dan ayrışabileceği alanlar arasında Suriye ve Lübnan da gösteriliyor. Eisenkot’un da Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda sert koşullar öne sürmesi beklenirken, Netanyahu’dan farklı olarak cephelerin açık kalmasına karşı olduğu ifade ediliyor.
Suriye konusunda ise diplomatik bir fırsat bulunduğu belirtiliyor. Analize göre Suriye’deki yeni yönetimin Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, İsrail’in 2024’te ele geçirdiği Suriye topraklarından çekilmesi karşılığında ilişkilerin kısmen normalleştirilmesini içeren bir güvenlik düzenlemesiyle ilgileniyor. Eisenkot’un böyle bir düzenlemeyi makul bir geçici çözüm olarak değerlendirebileceği, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın da Eisenkot hükümetini İsrail’de yeni bir dönem olarak görerek normalleşme müzakerelerine daha açık olabileceği ifade ediliyor.
Trump faktörü
Foreign Affairs analizine göre seçim sonrası İsrail politikasının şekillenmesinde en önemli unsurlardan biri ise ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni İsrail hükümetiyle kuracağı ilişki olacak. Washington’ın Gazze ve Lübnan’da da İsrail’in askeri operasyonlarını sınırlandırması için Netanyahu hükümetine baskı uyguladığı iddia edilen analize göre Eisenkot’un başbakan olması halinde, ABD’den gelecek bu tür baskılar bazı cephelerin kapatılması için siyasi bir fırsata dönüşebilir.




