Haber Merkezi
Tartışma, Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Doğu Slovakya'nın Presov kentinde yaptığı konuşmayla başladı. Fico, Slovakya'nın NATO üyeliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, ittifakın kolektif savunma maddesinin ülkesini istemediği bir çatışmanın içine çekmesine izin vermeyeceğini söyledi. Fico, "Slovakya'nın herhangi bir 5. Madde yüzünden bir askeri çatışmaya sürüklenmesini istemiyorum" ifadelerini kullandı.
5. Madde, ittifak üyelerinden birine yapılan silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını ve her üyenin saldırıya uğrayan ülkeye yardım etmek için gerekli gördüğü eylemi yapacağını öngörüyor. Fico'nun bu sözleri, NATO'nun kurucu ilkesine doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlandı.
Fico ayrıca Ukrayna'ya yönelik tutumunu da yineledi: Slovakya'nın Ukrayna'ya hiçbir askeri bağış veya askeri krediye katılmayacağını, yalnızca insani yardım sağlayacağını açıkladı. Ukrayna'nın Nisan 2022'de Batı'yı dinleyerek hazırlanmış barış anlaşmasını imzalamamasını "büyük bir hata" olarak nitelendirdi ve Batı'nın Ukrayna üzerinden Rusya'yı boyun eğdirmeye yönelik stratejisinin tamamen başarısız olduğunu vurguladı.
Pavel'in yanıtı: "Dayanışma kelimesinin anlamını anlamamış"
Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Petr Pavel, Fico'nun sözlerine kayıtsız kalmadı. Eski bir NATO generali olan Pavel, Fico'nun açıklamalarını "son derece ciddi" olarak nitelendirdi ve şu değerlendirmeyi yaptı:
"Eğer birisi NATO üyesi olduğu için memnun olduğunu, yani NATO'nun bizi koruduğunu, ancak aynı zamanda başka bir ülke saldırıya uğradığında müdahale etmeye istekli olmadığını söylüyorsa, o zaman 'dayanışma' kelimesinin anlamını anlamamıştır."
Pavel, Çek Cumhuriyeti'nin bu tutumu benimsemeyeceğini açıkça belirterek, "Kesinlikle bu örneği almamalıyız" dedi. Bu sözler, Prag'ın Bratislava'ya yönelik en sert kamuoyu eleştirilerinden biri olarak kayda geçti.
Fico'dan karşı hamle: "Ben barışı tercih ediyorum"
Fico, Pavel'in eleştirisine sosyal medya üzerinden yanıt verdi ve Çek Cumhurbaşkanı'na saygı göstermesi gerektiğini söyledi:
"Çek Cumhurbaşkanı Petr Pavel'in eski bir NATO generali olarak savaşmayı arzuladığına saygı duyuyorum; bu nedenle benim barışı tercih ettiğime saygı duymasını memnuniyetle karşılarım."
Fico, Batı'nın "askeri söylemini" eleştirmeye devam ederek bunun "liberal dünyanın enerji fiyatları, yasadışı göç gibi temel sorunlarla baş edememesini örtbas etmeye" hizmet ettiğini belirtti.
İki ülke, iki farklı Ukrayna politikası
Bu sözlü gerilim, aslında iki ülkenin Ukrayna savaşına yaklaşımındaki köklü farkı yansıtıyor. Çek Cumhuriyeti, savaşın başından bu yana Kiev'in en kararlı destekçilerinden biri oldu; mühimmat tedarik girişimlerine öncülük etti ve Rusya'ya yönelik yaptırımları destekledi.
Slovakya ise Fico'nun 2023'te iktidara dönmesinin ardından askeri yardımı durdurdu ve Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmayı tercih etti.
Slovakya Devlet Başkanı Fico, çatışmanın her iki tarafıyla da temas halinde olan "AB'deki tek lider" olduğunu belirtiyor ve savaşın ancak AB ile Rusya arasında doğrudan diyalogla çözülebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca Rusya'nın konvansiyonel bir savaşta yenilemeyeceğini, bunun ancak nükleer silahlarla mümkün olabileceğini ancak sonuçlarının felaket olacağını belirterek, Avrupa'nın geniş çaplı bir savaşa her zamankinden daha yakın olduğu uyarısında bulunuyor.
İttifak içinde büyüyen çatlak
Bu tartışma, NATO'nun doğu kanadında Ukrayna savaşına ilişkin görüş ayrılıklarının derinleştiğini gösteriyor. Slovakya'nın pozisyonu, ittifak içinde Macaristan ile birlikte Moskova'ya en yakın çizgiyi temsil ederken, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Baltık ülkeleri Kiev'e desteğin sürmesi konusunda kararlılığını koruyor.
Pavel'in "dayanışma" kavramına yaptığı vurgu, NATO'nun 5. Maddesi'nin siyasi ağırlığını hatırlatırken, Fico'nun "barış" söylemi, ittifak içindeki yük paylaşımı ve kolektif güvenlik taahhütlerinin sorgulanmasına kapı aralıyor. İki komşu ülkenin en üst düzey temsilcileri arasındaki bu gerilim, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda NATO'nun Ukrayna konusundaki birlik görüntüsünü de sarsıyor.


