Yapay zekâ müzik sektöründe yalnızca telif ve sanatçı hakları tartışması yaratmıyor.
Birkaç saniyede binlerce parça üretilebilmesi, dijital müzik platformlarındaki sahte dinleme operasyonlarını çok daha ucuz ve büyük ölçekli hale getirdi.
Dünya Gazetesi'nin haberine göre: sistemin temelinde basit bir yöntem bulunuyor. Yapay zekâyla çok sayıda şarkı üretiliyor, parçalar dijital platformlara yükleniyor ve daha sonra bot hesaplarla tekrar tekrar dinletiliyor. Bu sahte dinlemeler gerçek para ürettiği için telif havuzundaki gelir gerçek sanatçılardan dolandırıcılara kayabiliyor.
Her iki yeni şarkıdan biri yapay zekâ ürünü
Sorunun büyüklüğünü gösteren en çarpıcı verilerden biri Fransız müzik platformu Deezer’dan geldi. Platformda tamamen yapay zekâyla üretilen parçalar haziranda günlük yeni yüklemelerin yüzde 50’sini aşarken aylık ortalama yaklaşık 90 bin yapay zekâ parçası değil, günde yaklaşık 90 bin parça seviyesine ulaştı.
Böylece bir yıl içinde dijital müzik üretiminin ölçeği tamamen değişti. Yapay zekâ araçları profesyonel stüdyo, müzisyen veya büyük prodüksiyon bütçesi olmadan saniyeler içinde yeni parçalar üretmeyi mümkün hale getirdi.
Ancak bu parçaların büyük bölümü gerçek dinleyici ilgisi görmüyor. Deezer verilerine göre tamamen yapay zekâyla oluşturulmuş müzikler toplam dinlemelerin yalnızca yüzde 1-3’ünü oluşturuyor.
Yapay zekâ dinlemelerinin yüzde 85’i sahte çıktı
Asıl sorun yapay zekâ parçalarının sayısından çok nasıl kullanıldıkları. Deezer’ın 2025 verilerine göre tamamen yapay zekâyla üretilmiş parçaların dinlemelerinin yüzde 85’e kadarı sahte olarak tespit edildi.
Karşılaştırıldığında platformun tüm kataloğundaki sahte dinleme oranı aynı dönemde yaklaşık yüzde 8 seviyesindeydi. Böylece yapay zekâ parçalarında görülen manipülasyon oranı normal müzik kataloğunun yaklaşık 10 katına ulaştı.
Sektör genelinde de sahte dinleme oranının yüzde 10’a yaklaşmış olabileceği değerlendiriliyor. Sorun yalnızca platformların istatistiklerinin bozulması değil. Dijital müzik gelirlerinin büyük bölümü ortak bir telif havuzundan dağıtıldığı için sahte dinlemeler gerçek sanatçıların alacağı payı doğrudan azaltabiliyor.
Binlerce şarkı birkaç dakikada üretilebiliyor
Eski tip sahte dinleme operasyonlarında az sayıda şarkı çok sayıda bot hesabıyla tekrar tekrar çalıştırılıyordu. Bu yöntem yüksek dinleme sayılarında kolaylıkla fark edilebildiği için platformların sahtekârlık sistemlerine yakalanabiliyordu.
Yapay zekâ bu yöntemi değiştirdi. Dolandırıcılar artık yüz binlerce farklı parça üretebiliyor ve her parçayı daha az sayıda bot hesabıyla dinletebiliyor. Böylece toplam sahte dinleme hacmi büyürken tek bir parçadaki olağan dışı hareket daha az dikkat çekiyor.
ABD’de bu yöntemi kullanan bir kişinin yüz binlerce yapay zekâ şarkısı ve bot hesaplarıyla milyonlarca dolarlık telif geliri elde ettiği dava, sorunun ulaştığı boyutu ortaya koymuştu. Yapay zekâ böylece sahte müzik üretimini endüstriyel ölçekte yapılabilen bir faaliyete dönüştürdü.
Telif havuzundaki para için savaş başladı
Müzik şirketlerinin asıl kaygısı yapay zekânın şarkı üretmesi değil, bu teknolojinin telif sistemini manipüle etmek için kullanılabilmesi. Dijital platformlarda dağıtılan para sınırsız olmadığı için sahte dinlemelerin aldığı her pay gerçek sanatçıların ve hak sahiplerinin gelirinden eksiliyor.
Deezer bu nedenle sahte olduğu belirlenen yapay zekâ dinlemelerini telif ödemelerinden çıkarıyor ve tamamen yapay zekâyla üretilen parçaları algoritmik öneriler ile editoryal listelerden uzak tutuyor.
Müzik sektörü açısından önümüzdeki dönemin en büyük sorusu da burada ortaya çıkıyor. Yapay zekâyla müzik üretiminin tamamen engellenmesi beklenmiyor; aksine büyük plak şirketleri lisanslı yapay zekâ modelleri geliştirmek için teknoloji şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.
Mücadele artık yapay zekâ müziğinin var olup olmayacağı konusunda değil. Asıl savaş, gerçek sanatçı ile sahte içerik arasındaki sınırın nasıl çizileceği ve milyarlarca dolarlık dijital müzik gelirinin kime gideceği üzerinde yaşanıyor.




