Haber Merkezi

Takvimler 3 Ocak 2026'yı gösterdiğinde ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Maduro’nun, başkent Caracas’taki başkanlık sarayından Amerikan askerlerince kaçırıldığını duyurdu. İlerleyen saatlerde basın toplantısı yapan Trump; “güvenli, düzgün ve sağduyulu bir iktidar geçişi sağlanana kadar Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini” ilan etti. Trump, Venezuela petrolünün de ABD petrol devletlerince işletileceğini söyleyerek Washington'un asıl amacını ortaya koymuş oldu.

Yaklaşık 303 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervi ile dünyada en fazla rezerve sahip olan Venezuela, bu yüzden ABD'nin radarına girmişti. Maduro kaçırılmadan önce bunu dile getiren bir başka ABD'li yetkili daha vardı. ABD Güney Komutanlığı eski Komutanı General Laura J. Richardson, 25 Kasım 2025’te yani, abluka sürerken Atlantic Council konuşmasında Washington'un niyetini itiraf etmişti. Richardson, Venezuela ve Latin Amerika’da konunun yalnızca kokain ve demokrasi olmadığını, zengin petrol ve altın kaynaklarının yanı sıra lityum ve diğer nadir toprak elementleri (NTE) olduğunu açıkça söylemişti.

Trump, ikinci dönemi için Başkanlık koltuğuna oturduğunda da Venezuela için düğmeye basıldı.

Yargılamada yeni aşama

3 Ocak'ta Venezuela’nın başkenti Caracas'taki resmi konutundan zorla alıkonularak kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ise bugün ABD'de yeniden hakim karşısına çıkacak.

Maduro ile eşi Cilia Flores'in yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçiliyor. Çift, bugün New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde üçüncü kez hâkim karşısına çıkarken, duruşmada davanın takvimi ve savunmanın ilk hukuki itirazları ele alınacak.

ABD yönetimi yaşananları "hedefe yönelik bir kolluk kuvveti operasyonu" olarak tanımlarken, Maduro ise aylardır "savaş esiri" olarak tutulduğunu vurguluyor ve açıkça "kaçırıldığını" söylüyor.

El Nacional: Savcılık Haziran 2027'de yargılama istiyor

Venezuela merkezli El Nacional gazetesinin aktardığına göre, New York Güney Bölgesi Savcılığı mahkemeye sunduğu yeni takvim önerisinde Nicolás Maduro ve Cilia Flores hakkındaki uyuşturucu kaçakçılığı ve "narkoterörizm" suçlamalarına ilişkin davanın Haziran 2027'de başlamasını talep etti.

Tarafların delil paylaşım sürecinin duruşma öncesinde tamamlanması hedeflenirken, savunmaya 2027 yılının başına kadar ek başvurular yapabilme hakkı tanınması öngörülüyor. Bu tarih, davaya bakan hakimin yaşıyla alakalı tartışmaları yeniden gündeme getirdi. 92 yaşındaki federal yargıç Alvin Hellerstein'in yıllar sürebilecek bu davaya ne kadar uygun olduğu ise hala merak konusu. Maduro ve Flores, Ocak ayında haklarındaki suçlamaları reddederek suçsuz olduklarını açıklamıştı. Çift, altı aydan uzun süredir Brooklyn'deki federal cezaevinde tutuluyor.

Savunmanın ana itirazı: Askeri kaçırma

Maduro'nun avukatları Barry Pollack ve Mark Donnelly'nin bugünkü duruşmada Maduro'nun alıkonulma yönteminin hukuka uygunluğunu tartışmaya açması bekleniyor. Savunma ekibi, ABD ordusunun Caracas'ta gerçekleştirdiği operasyonun uluslararası hukuku ve ABD'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğini vurguluyor. Bu nedenle yargılamanın başlamadan önce tamamen düşürülmesini talep etmeleri bekleniyor. Mahkeme bugüne kadar herhangi bir duruşma tarihi belirlemedi. Maduro ve Flores de tutuksuz yargılanma talebinde bulunmadı.

New York Times: ABD mahkemelerinin davaya bakma yetkisi olmayabilir

ABD merkezli The New York Times'ta yayımlanan bir analiz ise davaya ilişkin çok daha dikkat çekici bir hukuki tartışmayı gündeme taşıdı. Gazeteye göre sorun yalnızca Maduro'nun Venezuela'dan askeri güç kullanılarak götürülmesi değil; ABD'nin bizzat imzaladığı uluslararası bir anlaşmayı ihlal etmiş olabileceği iddiası.

Analizde, ABD ile Venezuela arasında 1922 yılında imzalanan suçluların iadesi anlaşmasının taraflar arasında anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ortaya çıkacak tüm uyuşmazlıkların bağımsız tahkim yoluyla çözülmesini zorunlu tuttuğu hatırlatılıyor.

New York Times'a göre Venezuela hükümeti, Maduro'nun yakalanmasının anlaşmayı ihlal ettiğini açık biçimde savunuyor. Bu durumda anlaşma hükümleri gereği federal mahkemenin davayı sürdürmek yerine öncelikle uyuşmazlığı uluslararası tahkime göndermesi gerekiyor. Gazete, bu yapılmadan devam edecek bir yargılamanın ABD hukukunun da ihlali anlamına gelebileceğini belirtiyor.

"Tahkim yapılırsa ABD Maduro'yu serbest bırakmak zorunda kalabilir"

New York Times'ın görüştüğü uluslararası hukuk uzmanları David Sloss ve Steven Ratner'a göre, 1922 tarihli anlaşmadaki tahkim hükmü bağlayıcı nitelik taşıyor. Analize göre tahkim heyeti, Maduro'nun Caracas'ta düzenlenen askeri operasyonla yakalanmasının anlaşmayı ihlal ettiğine karar verirse, ABD'nin Maduro'yu serbest bırakması gerekebilir.

ABD "operasyon" diyor Maduro kaçırıldığını vurguluyor

Trump yönetimi operasyonun bir işgal değil, ceza soruşturması kapsamında gerçekleştirilen "cerrahi bir kolluk operasyonu" olduğunu savunuyor. ABD Savcılığı, Maduro'nun Venezuela'daki güvenlik bürokrasisini kullanarak binlerce ton kokainin ABD'ye ulaştırılmasına yardımcı olan bir suç örgütünün parçası olduğunu iddia ediyor. Maduro ise ilk duruşmasında İspanyolca yaptığı açıklamada, "Suçlu değilim. Ben ülkemin devlet başkanıyım" ifadelerini kullanırken, aylardır tutulduğu federal cezaevinden yaptığı değerlendirmelerde kendisinin savaş esiri olduğunu belirtiyor.

Kaçırmanın ardındaki gerçek: Petrol

Uzmanlar, Maduro’nun kaçırılmasında uyuşturucunun bahane olduğunu, operasyonun Venezuela’nın zengin petrol kaynaklarına erişim ve ABD’nin bölgedeki stratejik çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. ABD, uzun süredir Venezuela’daki rejim değişikliğini hedeflerken, Maduro’nun ortadan kaldırılması veya yargılanması, Venezuela petrolünün kontrolünü ele geçirme ve Çin-Rusya etkisini kırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Maduro’nun kaçırılma yöntemi ise uluslararası hukukta emsal teşkil edecek nitelikte. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, egemen bir devletin başkanının başka bir ülkenin askerî güçleri tarafından topraklarından zorla alıkonulmasını açıkça yasaklıyor. Bu eylemin, diplomatik dokunulmazlık ve devlet başkanlığı statüsü gibi evrensel hukuk prensiplerini de ihlal ettiğine dikkat çekiliyor.

Hukuk, siyaset ve petrol kıskacında bir dava

Maduro davası, sadece bir uyuşturucu kaçakçılığı iddiası değil; uluslararası hukukun, egemenlik haklarının, iade anlaşmalarının ve büyük güç rekabetinin kesişim noktasında duran bir dava olarak değerlendiriliyor.

Bugünkü duruşmada savunmanın tahkim itirazı kabul edilirse, dava yıllarca sürebilecek bir uluslararası hukuk mücadelesine dönüşecek. Kabul edilmezse, ABD mahkemeleri tarihin en tartışmalı yargılamalarından birine imza atacak.

ABD, İran'ın Kürdistan ve Hemedan eyaletlerine saldırdı
ABD, İran'ın Kürdistan ve Hemedan eyaletlerine saldırdı
İçeriği Görüntüle

Ancak uzmanlar, hukukî sürecin sonucu ne olursa olsun, ABD’nin bir devlet başkanını askerî güçle kaçırmasının, uluslararası ilişkilerde yeni ve tehlikeli bir emsal oluşturduğuna ve Venezuela’nın egemenliğine ve uluslararası hukukun temel ilkelerine açık bir saldırı olarak tarihe geçeceğine dikkat çekiyor.