Kadıköy'de omurgası olan kazandı
Erkut Tekin
Amacım kimseyi kışkırtacak laflar etmek değil ama başlıkta da yazdığım gibi omurga çok önemlidir. Hayatın her alanında hem de.
Bazen bir yola çıkma hikâyesiyken omurga, bazen de çıktığın yolu terk etme gerekçendir. Seni sen yapan şeydir.
Bir de omurgayı kaybetmek var ki, o çok fena işte…
Futbol da hayata çok benzeyen bir oyun.
Ve eğer bir şey hayata bu kadar çok benziyorsa, kırılma anları da o derece etkileyici oluyor.
Özellikle de ‘büyük’ olarak kabul edilen ve kazanma alışkanlığı edinen takımlar konu olduğunda bu durum daha da yakıcı bir hal alıyor.
Sezon başından bu yana doğru ve formda oyuncu transferleri yaptığı için haklı övgülerde bulunduğumuz Fenerbahçe’de de işleyen sistemin en büyük garantisi ‘omurgasıydı’.
Stoper tandeminde Becao/Djiku ile hemen önlerinde oynayan İsmail/Fred ikilisi arasındaki dayanışma, ilk haftalardan beri o derece iyi işliyordu ki 19’da 19’un şifreleri işte bu dayanışma içinde gizleniyordu. Ta ki, peş peşe gelen sakatlık haberlerine kadar.
Pendikspor maçı sonrası bu dört vazgeçilmez isimden üçünün sakatlık nedeniyle dışarda kalması, istim üzerinde görülen sarı laci takımın tüm ritmini bozdu.
Yani diğer bir deyişle takım omurgasız kaldı!
Bu omurga, görünüşte savunma elamanları gibi dursalar da, aslında ligin gol makinası olan takımın hem geçiş oyunundaki hem de hücumdaki başarısının temel faktörüydü.
Yani demem o ki; omurga çok önemli…
Yorumlar