Japonya Maliye Bakanlığı yaptığı açıklamada, bu yılın ikinci çeyreğinde döviz piyasasına yapılan müdahalelerin ayrıntılarını paylaştı. Buna göre Japon hükümeti ile Japonya Merkez Bankası, 30 Nisan, 4 Mayıs ve 6 Mayıs tarihlerinde dolar satarak yen alımı gerçekleştirdi. Üç operasyonun toplam büyüklüğü 11,73 trilyon yen (yaklaşık 74,1 milyar ABD doları) olarak kaydedildi.
En büyük müdahale 30 Nisan'da gerçekleştirildi. Bu tarihte piyasaya 6,28 trilyon yenlik müdahalede bulunularak, 29 Nisan 2024'te kaydedilen 5,92 trilyon yenlik önceki tek günlük rekor geride bırakıldı. Yetkililer ayrıca 4 Mayıs'ta 780,2 milyar yen, 6 Mayıs'ta ise 4,68 trilyon yen tutarında döviz işlemi yaptı.
Müdahaleler öncesinde yen, ABD doları karşısında 160 seviyesinin üzerine kadar gerilemişti. Operasyonların ardından para birimi kısa süreli toparlanma gösterse de bu yükseliş kalıcı olmadı. Temmuz ayı sonunda yen yeniden değer kaybederek dolar karşısında yaklaşık 164 seviyesine kadar geriledi.
Ekonomistler, döviz piyasasına yapılan müdahalelerin tek başına kalıcı sonuç vermesinin zor olduğuna dikkat çekiyor. Analistlere göre, faiz politikası ve ekonomik temellerde değişiklik yapılmadığı sürece müdahaleler yalnızca kısa vadeli etki yaratabiliyor.
Maliye Bakanı Satsuki Katayama, pazartesi günü yaptığı açıklamada ise Japonya ve ABD'nin 31 Temmuz'da New York işlem saatlerinde koordineli bir yen alım müdahalesi gerçekleştirdiğini doğruladı. Katayama, bunun son 15 yıl içinde iki ülke tarafından yapılan ilk ortak döviz müdahalesi olduğunu belirtti.
Söz konusu operasyonun ardından yen, kısa süreliğine dolar karşısında 155 seviyesine kadar güçlenirken, cuma günü yeniden değer kaybederek yaklaşık 158 seviyesine geriledi.
Öte yandan, Kyodo News'in haberine göre piyasalarda, Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin net bir finansman planı ortaya koymadan genişlemeci maliye politikalarını sürdürmesinin Japonya'nın mali dengelerini daha da bozabileceği yönündeki endişeler de yen üzerindeki satış baskısını artırıyor. Bu nedenle piyasa oyuncuları, döviz müdahalelerinin tek başına yeterli olmayacağı görüşünü koruyor.





