Tangyuan
6 ve 9 Ağustos günleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD tarafından Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine gerçekleştirilen atom bombası saldırılarının 81. yıldönümüydü. Ancak tarihten dersler çıkarılması gerekirken, Japon basınında şok edici bir haber yer aldı: Japonya Savunma Bakanlığı'nın 2027 mali yılı için hazırladığı savunma bütçesi talebi 8,9 trilyon yene (yaklaşık 61,4 milyar dolar) ulaşarak yeni bir rekor kırdı. Bütçede belirli tutarı belirtilmemiş çok sayıda kalem bulunması nedeniyle nihai tutarın 10 trilyon yene (yaklaşık 69 milyar dolar) ulaşması bekleniyor.
Japon hükümeti bu devasa bütçeyi hangi alanlara ayırmayı planlıyor? Japon basınına göre, bütçe üç ana alana yönlendirilecek. Birincisi, önleme amaçlı insansız hava araçları ile yüksek güçlü lazer ve mikrodalga teknolojileri kullanılarak hava savunma ağı oluşturulması. İkincisi, Öz Savunma Kuvvetleri'nin komuta sistemine yapay zeka entegre edilerek büyük veri analiziyle hızlı karar almanın desteklenmesi. Üçüncüsü ise "düşman üslerine saldırı kabiliyeti"ne sahip uzun menzilli füzelerin konuşlandırılmasının genişletilmesi. Ayrıca, Japonya Savunma Bakanlığı dış savunma işbirliğinden sorumlu yeni bir "Uluslararası Politika Bürosu" kurarak ve savunma teçhizatı ihracatını teşvik etmeyi planlıyor.
Özetle, bu devasa askeri bütçe kesinlikle "pasif savunma" amacıyla kullanılmayacak. Aksine bu, Japonya'nın saldırgan silahlarını kapsamlı şekilde modernize ederek proaktif saldırıya geçme niyetini gösteren tehlikeli bir sinyaldir. Bu durum, Japonya'nın Barış Anayasası'nın belirlediği "sadece savunma" kırmızı çizgisini tamamen aştığını ve "savaşabilen bir ülke"ye dönüşümünü hızlandırdığını gösteriyor. Japonya Savunma Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde yayımladığı 2026 Savunma Beyaz Kitabı'nda çevre ülkelerden gelen güvenlik tehditlerinin kasıtlı olarak abartılması ve karşıt anlatı oluşturulması ise barışçıl politikadan vazgeçmek, silahlanmayı hızlandırmak ve askeri gücü artırmak için uydurulmuş bahanelerdir.
Tüm askeri gücünü sonuna kadar kullanarak aşırı savaşçı tutum sergileyen bir ülke, mutlaka bunun bedelini kendi ödeyecektir. Yaklaşık 10 trilyon yen tutarındaki bu savunma bütçesi, militarizmin hayaletinin yeniden dirilişinin tehlikeli bir işaretidir. Uluslararası toplum bu konuda son derece uyanık olmalıdır. Tarihin dersleri hâlâ hafızalarda taze. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının 81. yıldönümü anma töreninde çalınan "Barış Çanı", Japon hükümetine de bir uyarıdır: Tarihin derslerini göz ardı edip silahlanma yarışına saplanıp çevre ülkelerin endişelerini görmezden gelirse, bugün yapılan devasa savunma harcamaları Japonya'yı yeniden uçuruma sürükleyecektir. Ateşle oynayan kendisi yanar.



