İran yeni yıla protesto eylemleriyle girdi. İran para birimi olan riyalin dolar karşısında aşırı değer kaybetmesi, zaten zor günler yaşayan İran ekonomisini daha da zora soktu ve halkı sokaklara döktü. Günlerdir protestolar düzenleniyor. Kapalı çarşıda başlayan kepenk kapama eylemleri üniversite öğrencilerinin Dini Lideri protesto ettiği bir duruma dönüştü.
ABD ve İsrail, gelişmeleri yakından takip ettiklerini açıklarken, ABD, çeşitli kanallar üzerinden İran halkına “sizle beraberiz” mesajı verdi. İran ile ilgili her meselede ortaya çıkan adeta olmazsa olmazı olan devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi de hemen sosyal medyaya sarılarak İran halkına destek mesajı verdi.
İran’da üniversite öğrencilerinin ve esnafın sokağa inmesi aslında alarm zillerinin de çalması anlamına geliyor. 1979 öncesi hemen her görüşten öğrenci ve esnaf sokaklarda Şah rejimine karşı büyük protesto eylemlerinin merkezindeydi. Bir kez daha öğrencilerin ve esnafın sokağa inmesi dikkatleri rejimin geleceği üzerine çekti. İran İslam Devriminden yola çıkarak denilebilir ki İran’da rejimi değiştirebilecek kadar güçlü üç önemli toplumsal aktör var: Mollalar, öğrenciler ve esnaf.
ABD ve İsrail’in İslam devriminin, kendi çocukları tarafından devrilmesini büyük bir heyecanla umuyorlar. Bu bağlamda, temeli halk protestoları ve eylemlerinin oluşturduğu ABD, destekli Renkli Devrim süreci İran için gündemde mi sorusu akıllara geliyor…
Lakin, bu fotoğrafta eksik olan parçalar mollalar ve sıradan halk olarak öne çıkıyor. Bu iki aktör bu protestolara katılmadığı sürece ABD’nin devrik Şah’ın oğlunun hatta İsrail’in ümitleri suya düşecektir. Zira İran’da din adamalarının toplum üzerindeki etkisi tarihsel olarak oldukça güçlüdür. Bunun en iyi örneği İran İslam Devrime giden süreçte mollaların , Kum şehrindeki Şii ulemanın ve Humeyni’nin oynadığı roldür. Öyle ki sağcısı solcusu, komünisti, Maocusu hep beraber Şah’a karşı Humeyni’nin etrafında toplandılar. Her ne kadar sonradan yolları ayrılsa da devrim öncesi bir birleşik cephe kurmayı başardılar.
Ancak bugün yaşanan daha önce Ruhani döneminde artan yumurta ve benzin fiyatları nedeniyle sokaklara dökülen halkın protestosundan çok da farklı değil. Tamamen geçim koşullarının zorlaşması, enflasyonun artması ve genel fiyatlar üzerine büyük etki yapmasıdır.
İran halkı dini inancı kuvvetli olsa da aynı zamanda milliyetçi bir yapıya da sahiptir. Ülkelerinin ABD ve İsrail tarafından bombalanmasını unutmamış, dolayısıyla da bu iki ülke ile rejime karşı el ele vermesi düşünülemez. Tam tersi rejimin yanında vatan için birleşme eğilimi göstermiş ve gösterecektir.
İran’da protestolar yeni bir durum değil. Son 15 yılda birçok protesto eylemi gerçekleşti. Seçimlerle ilgili Yeşil hareketten tutun da 2017-2018 yıllarında hayat pahalılığını protesto eylemlerine, 2019’da büyük benzin protestosuna kadar birçok olay yaşandı ve hepsi de bir süre sonra sona erdi. Ancak bu tip olaylar dış güçler için büyük fırsatlar yaratmaktadır. Özellikle Trump’ın birinci dönemine denk gelen 2018 ve 2019 protestolarında Trump’ın protestoculara sosyal medyadan verdiği destek daha dün gibi zihinlerde yerini koruyor.
Bu yıl İslam Devrimin 47.yılını kutlayacak olan İran protestolara karşı halkın manevi duygularını harekete geçirmeye çalışıyor. 3 Ocak 2020’de Irak’ta ABD tarafından öldürülen Kasım Süleymani’nin ölüm yıldönümü nedeniyle anma etkinlikler düzenleniyor. Aynı zamanda Merkez Bankası başkanı da görevden alınmış durumda.
Trump yönetimi önceki seferlerde olduğu gibi İran’daki süreci yakından takip ediyor fakat sosyal medya değerlendirmelerinin ötesine gitmeyecek gibi görünüyor. ABD, İran halkının kendi geleceğine kendisinin karar vermesini telkin ediyor ve beklentisi “İran halkının özgürlüğünü kendi elleriyle İran’a getirmesi” Bu nedenle müdahale ve başka yöntemler şu an masada yok .
Devrik Şah’ın oğlu ise kendisini veliaht prens olarak adlandırarak İran’ın kendi aile mülkleri olduğunu öne sürerek İran’da hak iddia ediyor ve İran halkına verdiği tek vaat monarşinin tekrar İran’da tesis edileceği ve kendisinin de yeni Şah olarak yönetimin başına geçeceği gerçeğidir. Oysa 1979’da İran halkı monarşiyi devirmek için ayağa kalkmış, büyük bedeller ödemişti. Bu bedeller, Şahlık rejimi gelecekte tekrar kurulsun diye ödenmemişti. Bu açıdan ,monarşi hayallerinin gerçekleşme şansı yok. Pehlevi ailesinin İran’ı Batı ile birlikte nasıl sömürdüğü tarih kitaplarında mevcut. İran halkı tekrar bu tuzağa düşmez.
İran’da her şeyden önce güçlü bir devlet geleneği ve kimliği var. Şii düşüncenin devlet üzerine görüşleri ve toplum üzerindeki gizemli etkisini hesaba kattığımızda devlet geleneğinin olmadığı, ulus bilincinin yerleşmediği ülkelerde meydana gelen Renkli Devrimlerin İran’da meydana gelme ihtimali düşüktür. Yine de her şeye rağmen 2022’den beri Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in hemen her fırsatta ve özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü zirvelerinde yaptığı Renkli Devrimlere dikkat uyarasını da ciddiye almak lazım.