İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkesinin tarihindeki en karanlık dönemlerden biri olan Atlantik köle ticaretine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Köle ticaretinin yol açtığı insanlık dramını kabul eden ve resmi özür taleplerine açık olduğunu belirten Burnham, konu maddi tazminata geldiğinde ise geri adım attı.
Burnham'ın yaklaşımı, İngiltere'nin tarihsel sorumluluğunu kabul etme konusunda söylem düzeyinde bir açılım yaparken, bu sorumluluğun ekonomik sonuçlarını üstlenmeye yanaşmadığını ortaya koydu.
Başbakan, 1-4 Kasım tarihlerinde Antigua ve Barbuda'da düzenlenecek İngiliz Milletler Topluluğu Hükümet Başkanları Toplantısı (CHOGM) öncesinde The Guardian gazetesinde kaleme aldığı makalede köle ticaretiyle yüzleşilmesi gerektiğini savundu.
İngiltere'nin zenginliğinde köle emeğinin payını kabul etti
Manchester'ın köle ticaretinin kaldırılmasındaki rolüne değinen Burnham, aynı kentin pamuk sanayisinin köle emeği üzerinden büyüdüğünü de kabul etti.
İngiltere'nin tarihinin yalnızca köleliği kaldırmak için mücadele edenlerin hikayesinden ibaret olmadığını belirten Burnham, ülkenin aynı zamanda insan hayatını ticari kazanca dönüştüren bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti.
Burnham, "Ülkemiz, köleliği kaldıran cesur insanların olduğu kadar insan yaşamı üzerinden ticaret yapan da bir ülke." dedi.
Atlantik köle ticaretini "barbarca" olarak nitelendiren Burnham, milyonlarca insanın ailelerinden koparıldığını, eşya gibi görüldüğünü ve ölene kadar çalıştırıldığını söyledi.
İngiltere'nin geçmişteki rolüne ilişkin üzüntüsünü dile getiren Başbakan, köle ticaretinin mağdurlarının yaşadığı acılar için vicdani sorumluluk hissettiğini belirtti.
Ancak açıklamalarında dikkat çeken nokta, bu tarihsel sorumluluğun nasıl telafi edileceği konusunda somut bir yaklaşım ortaya koymaması oldu.
Özür talebine açık, tazminata karşı
Burnham, İngiltere'nin Atlantik köle ticaretinden etkilenen ülkelerle diyalog başlatmasını önerdi. Resmi özür taleplerinin de bu sürecin bir parçası olması gerektiğini belirten Başbakan, böyle bir talebe açık olduğunu söyledi.
Burnham, "İngiltere adına resmi bir özür dilenmesi yönündeki çağrıları dinlemek de bu sürecin önemli bir parçasını oluşturacak. Bu tür bir özür talebine de açığım." ifadelerini kullandı.
Ancak mesele köle ticaretinin yol açtığı ekonomik ve toplumsal zararların karşılanmasına geldiğinde Burnham'ın tutumu değişti.
Tazminat taleplerine karşı çıkan İngiltere Başbakanı, bugünün Britanyalılarının geçmişte, farklı yasalar altında gerçekleşen olaylardan sorumlu tutulamayacağını savundu.
Burnham, "Doğru yanıtın bu olmadığını düşünüyorum. Farklı bir çağda, başka yasalar altında yaşananlar nedeniyle bunlarda hiçbir etkisi olmayan bugünün Britanyalılarının geçmişin yanlışlarından sorumlu tutulamayacağını düşünüyorum." dedi.
Bu yaklaşım, İngiltere'nin köle ticaretinden elde edilen tarihsel zenginliğin ve bu sistemin yol açtığı uzun vadeli eşitsizliklerin bugünkü sonuçları konusunda nasıl bir sorumluluk üstleneceği sorusunu yanıtsız bıraktı.
İngiliz Milletler Topluluğu'nda geçmişin hesabı gündemde
Burnham, İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ülkelerin köle ticaretinin sonuçlarını ve bu konudaki taleplerini gündeme getirmek istediğini belirtti.
Geçmişte yaşananların görmezden gelinmesinin topluluk içindeki ilişkileri olumsuz etkilediğini savunan Başbakan, zor meselelerin açıkça konuşulması gerektiğini ifade etti.
Burnham'a göre İngiltere, köleliğin kaldırılması konusunda geçmişte gösterdiği liderliği bugün de geçmişiyle yüzleşerek ortaya koyabilir.
Ancak İngiltere'nin özür dilemeye açık olduğunu açıklaması, eski sömürge ülkelerinin beklentilerini karşılamaya yetmeyebilir. Zira tartışmanın merkezinde yalnızca tarihi bir suçun kabul edilmesi değil, bu suçun ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçlarının nasıl giderileceği de bulunuyor.
Geçmişle yüzleşme söylemi, sorumluluk tartışmasını bitirmeye yetecek mi?
Atlantik köle ticareti, milyonlarca Afrikalının zorla yerlerinden edilmesine, köleleştirilmesine ve kuşaklar boyunca süren ekonomik eşitsizliklerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu sistemden yararlanan ticari yapılar ve devlet kurumları, Avrupa'daki sanayileşme ve sermaye birikimi süreçlerinde önemli rol oynadı.
Bu nedenle köle ticaretinden etkilenen ülkelerin tazminat talepleri, yalnızca geçmişte yaşananların hukuki sorumluluğuyla değil, tarihsel sömürünün günümüze uzanan sonuçlarıyla da bağlantılı.
Burnham'ın açıklamaları ise İngiltere'nin tarihiyle yüzleşme konusunda belirli bir söylemsel değişime açık olduğunu, ancak maddi sorumluluk üstlenme konusunda aynı yaklaşımı benimsemediğini gösteriyor.
İngiliz Milletler Topluluğu toplantısı öncesinde yapılan bu açıklamalar, Londra'nın eski sömürge ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir sayfa açma isteğini ortaya koysa da bu sayfanın hangi somut adımlarla doldurulacağı belirsizliğini koruyor.



