NASA’nın James Webb Space Telescope tarafından incelenen sıra dışı bir gezegen sistemi, astronomların yıllardır kabul ettiği bazı temel gezegen oluşumu modellerini yeniden tartışmaya açtı. Yaklaşık 190 ışık yılı uzaklıktaki sistemde bir “hot Jupiter” yani yıldızına aşırı yakın dev gaz gezegeni ile onun da iç tarafında bulunan daha küçük bir “mini-Neptün” birlikte tespit edildi. Bilim insanları bu iki gezegen türünün aynı sistemde ve bu kadar yakın konumda birlikte bulunmasının mevcut modellere göre neredeyse “yasaklı” bir kombinasyon olduğunu belirtiyor.
Araştırmanın merkezinde yer alan mini-Neptün gezegeni özellikle dikkat çekiyor. Çünkü James Webb verileri bu gezegenin atmosferinde su buharı, karbondioksit, sülfürdioksit ve metan izleri bulunduğunu ortaya koydu. MIT araştırmacıları bu kadar ağır moleküllerden oluşan yoğun bir atmosferin yıldızına bu kadar yakın bir bölgede doğal biçimde oluşmasının çok zor olduğunu düşünüyor. Bu nedenle iki gezegenin de başlangıçta sistemin daha dış ve daha soğuk bölgelerinde, yani “frostline” olarak adlandırılan buz çizgisinin ötesinde oluştuğu; daha sonra iç bölgelere göç ettiği değerlendiriliyor.
Bilim dünyasında “yalnız gezegen” olarak görülen hot Jupiter’lar genellikle yakın çevrelerinde başka büyük gezegenler barındırmıyor. Çünkü bu tür dev gaz gezegenlerinin yıldızlarına doğru göç ederken sistemdeki diğer gezegenleri ya dışarı attığı ya da yok ettiği düşünülüyor. Bu nedenle mini-Neptün’ün sistemde hayatta kalmış olması, göç süreçlerinin sanıldığından daha karmaşık olabileceğini gösteriyor. Çalışmayı yürüten ekip, bu keşfin yalnızca tek bir gezegen sistemini açıklamakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Samanyolu’ndaki gezegen oluşum süreçlerine dair genel varsayımları da etkileyebileceğini belirtiyor.
Son yıllarda James Webb Space Telescope verileri astronomları benzer biçimde şaşırtan çok sayıda keşfe yol açtı. Atmosferi olmaması gerekirken yoğun gaz katmanı taşıyan “cehennem gezegenleri”, küçük yıldızların çevresindeki dev gaz devleri ve klasik modellere uymayan erken evren galaksileri bilim dünyasında yeni tartışmalar yaratıyor. Webb teleskobunun yüksek hassasiyetli kızılötesi ölçümleri sayesinde artık yalnızca gezegenlerin varlığı değil, atmosferlerinin kimyasal yapısı ve oluşum geçmişi de doğrudan incelenebiliyor.





