CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Yemen’de ağustos ayından bu yana aralıklara devam eden çatışmalar eylülün ikinci haftasında yerini şiddetli kara taaruzuna bıraktı. Bölgenin en büyük askeri tesislerinden Halid bin Velid üssünü ele geçiren Husiler, 10 Eylül’de stratejik Muha limanına girdi. Husilere yakın kaynakların hesaplamasına göre birkaç günlük harekatta el değiştiren alan yaklaşık 6 bin kilometrekareye ulaştı.
Husilerin harekatı karadan ilerleyişle sınırlı kalmadı. Uluslararası basında yer alan bilgilere göre çatışmalar Zukar Adası çevresine yayılırken, Suudi destekli güçler Muha’dan çekilerek daha güneydeki Dubab yönünde yeniden mevzilenmeye başladı. Cephe hattının güneye kaymasıyla gözler Dubab ve Babülmendep Boğazı’nın ortasında bulunan Perim Adası’na çevrildi.
Muha neden önemli?
Muha’nın stratejik değeri limanın büyüklüğünden çok bulunduğu noktadan kaynaklanıyor. Kent, dünyanın en önemli deniz geçitlerinden Babülmendep’in yaklaşık 60-75 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Hint Okyanusu ve Aden Körfezi’nden gelen gemiler Babülmendep üzerinden Kızıldeniz’e, buradan Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor. Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz güzergahlarından biri bu dar koridordan geçiyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin verilerine göre Babülmendep üzerinden taşınan petrol ve petrol ürünleri 2026’nın ikinci çeyreğinde günlük 8,1 milyon varile yükseldi. Reuters’ın hesabına göre dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 7’si bu boğazdan geçiyor. Boğazın en dar kesimlerinin yaklaşık 20 kilometreye kadar düşmesi, Dubab ve Perim çevresindeki mücadelenin önemini daha da artırıyor.
Hürmüz’den Babülmendep’e netleşen tablo
Husilerin ilerleyişini Yemen sınırlarının dışına taşıyan asıl unsur ise ABD’nin saldırıları ile başlayan İran savaşı. Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmalar Körfez’den petrol sevkiyatını ciddi biçimde sınırlarken Suudi Arabistan, üretimini ülkenin doğusundan batısına taşıyan Doğu-Batı petrol boru hattına daha fazla bağımlı hale geldi.
5 milyon varil/gün kapasiteli ve gerektiğinde 7 milyon varil/güne kadar çıkarılabilen hat, Suudi petrolünü Basra/Fars Körfezi yerine Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’ya ulaştırıyor. Riyad böylece Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan dünya piyasalarına petrol çıkarabiliyor. Buna karşın Yanbu, sorunun yalnızca ilk bölümünü çözüyor. Petrolün buradan deniz yoluyla Asya pazarlarına taşınması halinde tankerlerin güneye ilerleyerek Babülmendep’ten geçmesi gerekiyor. Avrupa yönündeki sevkiyat ise Kızıldeniz ve Süveyş hattının güvenli kalmasına bağlı.
İran’ın Hürmüz’deki baskı kapasitesi ile Husilerin Babülmendep’e doğru ilerleyişinin aynı dönemde ortaya çıkması, Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğini Arap Yarımadası’nın iki tarafında yürüyen tek bir stratejik mücadeleye bağlıyor.
Suudi petrolünde alarm
Financial Times’a göre Suudi Arabistan’ın petrol üretimi ağustos ayında temmuza kıyasla yüzde 23 gerileyerek günlük 6,2 milyon varile düştü. Bu, 2026’nın en düşük aylık üretim seviyesi oldu. Daha çarpıcı değişim ihracatta yaşandı. Suudi ham petrol ihracatı günlük yaklaşık 3,1 milyon varile kadar gerileyerek en az 2013’ten bu yana görülen en düşük seviyeye indi. Husilerin temmuz sonunda Suudi limanlarına yönelik “deniz ablukası” ilan etmesi ve Kızıldeniz’de büyüyen güvenlik riski Riyad üzerindeki baskıyı artırıyor.
Muha’nın ele geçirilmesinin ardından Husilere bağlı İnsani Operasyonlar Koordinasyon Merkezi, Kızıldeniz’deki seyrüseferin bütün şirketler için güvenli olduğunu ancak Suudi gemilerinin bunun dışında tutulduğunu açıkladı. Husiler böylece mevcut aşamada bütün uluslararası ticareti hedef almak yerine deniz baskısını doğrudan Suudi Arabistan üzerinde yoğunlaştırdıklarını ilan etmiş oldu.
“Bin Selman Trump’ı iki kez aradı”
Sahadaki hızlı değişimin Riyad’da yarattığı endişe Washington ile yürütülen temaslara yansıdı. Axios’un iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 10 Eylül’de ABD Başkanı Donald Trump’ı iki kez aradı. Bin Selman’ın Trump’tan Husilere karşı doğrudan Amerikan saldırısı düzenlenmesini istediği bildirildi. Talep, yalnızca iki ay önce Washington’a Husilerle kendi imkanlarıyla başa çıkabileceği mesajını veren Riyad açısından önemli bir değişime işaret ediyor.
Trump yönetimi ise doğrudan yeni bir Yemen savaşına girmek konusunda temkinli davranıyor. Üst düzey bir ABD’li yetkilinin aktardığı yaklaşıma göre Washington’ın önceliği Kızıldeniz’in açık tutulması, Yemen’deki daha geniş savaşın yükünün ise bölgesel ortaklarda bırakılması olarak aktarılıyor.



