Haber Merkezi
ABD'de dizel fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı. AAA Benzin Fiyatları internet sitesinin verilerine göre, ülke genelinde ortalama dizel fiyatı 11 Eylül 2026 Cuma günü ilk kez galon başına 6 dolar seviyesini aşarak 6,0556 dolar oldu. Böylece dizel fiyatı, Haziran 2022'de Ukrayna savaşının ardından görülen yaklaşık 5,82 dolarlık önceki rekorun da üzerine çıktı. Fiyatlardaki yıllık artış ise %60'ı aştı; geçen yılın aynı döneminde galon başına yaklaşık 3,70 dolar olan dizel, bir yılda neredeyse iki katına çıktı.
Savaşın faturası: Vaatten iflasa
Trump, Ocak 2025'te göreve başladığında benzin fiyatı galon başına 2,79 dolara kadar düşmüştü ve bu, enerji politikasının temel başarısı olarak sunuluyordu. Ancak 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasının ardından durum hızla tersine döndü. Savaş, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki tanker geçişini fiilen durdurdu. Aynı dönemde Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik insansız hava aracı saldırıları, Moskova'yı dizel ihracat yasağını uzatmaya zorladı ve küresel olarak günlük yaklaşık 2 milyon varil rafine ürün arzı devre dışı kaldı.
Dizel fiyatı savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık %56 artarak savaş öncesi 3,76 dolardan 6 doların üzerine çıktı. Ülke genelinde ortalama benzin fiyatı da galon başına 4,15 dolara yükseldi; bu, savaşın başlangıcına göre yaklaşık 1 dolar daha yüksek. Bu tablonun ironik yanı şu: Trump, seçim kampanyasının merkezine "enerji fiyatlarını düşürmek ve yaşam maliyetini azaltmak" vaadini koymuştu; şimdi ise bizzat başlattığı savaş nedeniyle bu vaadin tamamen iflasıyla karşı karşıya.
Krizle başa çıkmak için Trump yönetimi bu ay başında rafineri şirketleri yöneticilerini Beyaz Saray'da acil bir toplantıya çağırarak sektörü üretim kapasitesini artırmaya çağırdı. Ancak uzmanlar, yeni rafineri inşasının kısa vadeli arz açığını çözemeyeceğini; dizel ihracatını kısıtlamak gibi daha doğrudan politika seçeneklerinin ise tartışılması gerektiğini belirtiyor. Enerji Bakanı Wright, toplantının ardından "önümüzdeki birkaç hafta içinde" fiyatlarda aşağı yönlü baskı beklendiğini söyledi, ancak bu açıklamanın somut bir politika dayanağından yoksun olduğuna dikkat çekiliyor.
Seçmene yansıması: Enflasyon ve kırsal tabanın öfkesi
Uzmanlar, dizelin sıradan bir mal olmadığına, ABD ekonomisinin fiziksel atardamarı sayılabileceğine dikkat çekiyor. Dizelin yaklaşık %75'inin yük taşımacılığında kullanılması; kamyonlar, trenler, yük gemileri ve tarım makinelerinin dizel ile çalıştığı dikkate alındığında, fiyatlardaki artışın, taşımacılık maliyetleri yoluyla gıda, inşaat malzemeleri ve neredeyse tüm tüketim mallarının fiyatlarına yansıması kaçınılmaz. GasBuddy analisti Patrick De Haan, rekor dizel fiyatının "ülke genelinde dolaşan neredeyse her mal partisini" etkileyeceği ve tüm tedarik zincirinde enflasyonu yeniden alevlendirebileceği uyarısında bulunuyor.
Enflasyon, 3 Kasım ara seçimleri öncesinde seçmenlerin en çok önemsediği konuların başında geliyor. Reuters/Ipsos'un geçen ayki anketi, seçmenlerin yaşam maliyeti konusunda Demokratik Parti'ye duyduğu güvenin Cumhuriyetçi Parti'nin 8 puan önünde olduğunu gösterdi. Dizel fiyatlarındaki sürekli artışın bu eğilimi daha da güçlendireceği belirtiliyor.
Dizel fiyatlarındaki artışın tarıma etkisinin de çok ağır olduğuna dikkat çekiliyor. ABD Tarım Bakanlığı, 2026'da çiftçilerin yakıt maliyetlerinin yaklaşık %30, gübre maliyetlerinin ise %15 artmasını bekliyor. Üreticiler, sorumluluğu doğrudan Trump'a yükleyerek "Trump'ın İran'a saldırısı petrol taşımacılığı kanallarını kapattı ve benzin ile dizel fiyatlarını sürekli yükseltti" diyor.
Bağımsız seçmenlerde erozyon
Gallup'un en son üç aylık takip verileri, Trump'ın Ocak 2025'te göreve başlamasından bu yana bağımsız seçmenler arasında Cumhuriyetçi Parti'ye yönelenlerin oranının %45'ten %39'a gerilediğini, Demokratik Parti'ye yönelenlerin oranının ise %45'ten %49'a yükseldiğini gösteriyor. The New York Times, bunun Demokratik Parti'nin 2008'den bu yana Cumhuriyetçi Parti karşısındaki en büyük parti eğilimi avantajı olduğunu belirtiyor. Ekonomik sıkıntı, bağımsız seçmenlerin yön değiştirmesinin temel itici güçlerinden biri olarak görülürken dizel fiyatlarındaki artışın bu sıkıntıyı derinleştirdiği belirtiliyor.
Trump'tan çelişkili mesajlar
Trump'ın bu haftaki açıklamaları, konunun siyasi hassasiyetini gözler önüne serdi. Trump, İran savaşının 3 Kasım ara seçimlerinden önce bitmesini beklemediğini ve petrol fiyatlarının da o zamana kadar düşmeyeceğini kabul ederek "Savaşın seçimden hemen sonra biteceğini düşünüyorum, çünkü onlar daha fazla dayanamaz" dedi.
Bu açıklamanın siyasi anlamı dikkat çekici: Trump bu açıklamalarla fiyat rahatlamasının politika etkisine değil, seçim takvimine bağlı olduğunu fiilen kabul etmiş oluyor. Yüksek akaryakıt fiyatlarıyla boğuşan seçmenler için bunun, "seçime kadar bir rahatlama olmayacak" demekle eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Trump yönetimi sorumluluğu üstünden atmaya çalışarak savaşın amacının İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu ve Amerikalıların bu hedefi anladığını öne sürüyor. Ancak anketler, seçmenlerin yaşam maliyeti konusundaki sabrının tükenmekte olduğunu gösteriyor. Trump'ın kendisi bile fiyatların seçimden önce düşüp düşmeyeceğinden "emin olmadığını" kabul ediyor.
Seçime sekiz hafta kala yapısal çıkmaz
Ara seçimlere yaklaşık sekiz hafta kala Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu çıkmazın yapısal olduğuna vurgu yapan uzmanlar, kısa vadede dizel fiyatını savaş öncesi seviyeye hızla çekebilecek hiçbir politika aracı olmadığına dikkat çekiyor.
Dizel fiyatının 6 doları aşması yalnızca bir ekonomik veri değil, Trump'ın enerji politikası vaadinin sınandığı bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.



