Hürmüz trafiği adeta savaşın nabzını tuttu. Yapılan bir açıklama geçişleri durdururken diplomatik girişimler boğazın yeniden açılmasını sağladı. Gelin savaşın başlamasından bu yana Hürmüz’deki geçiş trafiği nasıl şekillendi birlikte bakalım...

28 Şubat’ta başlayan ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında İran’ın elindeki en büyük koz Hürmüz Boğazı’ydı. Küresel petrol arzının ve LNG sevkiyatının beşte biri yani %20’si bu dar su yolundan geçiyordu. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte İran da elindeki Hürmüz kartını oynamaya karar verdi. Boğaz yalnızca küresel enerji ticaretinin değil, ABD ile İran arasındaki askeri ve diplomatik gerilimin de adeta göstergesine dönüştü.

Savaş öncesinde günde yaklaşık 125 geminin geçtiği boğazda trafik, saldırıların ardından neredeyse durma noktasına geldi. Ardından İran'ın geçişlere ilişkin açıklamaları, Devrim Muhafızları'nın kararları, Trump'ın “Hürmüz açık” veya “kontrolünü ele geçireceğiz” mesajları ve taraflar arasındaki ateşkes-müzakere süreçleri, gemilerin boğaza girip girmeme kararında doğrudan etkili oldu.

28 Şubat: Saldırı ve ilk Devrim Muhafızları uyarısı

27 Şubat'ta Hürmüz'den geçen trafiği yüzde 100 kabul edersek, ertesi gün ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla ilk büyük kırılma yaşandı. Saldırıların ardından petrol şirketleri, armatörler ve ticaret şirketleri Hürmüz üzerinden yapılan sevkiyatları askıya almaya başladı. Henüz savaşın ilk gününde boğazdaki trafik neredeyse durma noktasına geldi.

Aynı gün İran Devrim Muhafızları, gemilere Hürmüz'den geçişin “izin verilmediği” mesajını iletti. 2 Mart'ta ise Devrim Muhafızları'ndan üst düzey bir yetkili, boğazın kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilere ateş açılacağını açıkladı.

Bu açıklamanın deniz trafiğindeki karşılığı ise çok hızlı oldu. Martın ilk haftasında Hürmüz Boğazı’nda gemi geçişleri yüzde 10'un altına kadar geriledi. Yani saldırıların ardından yalnızca birkaç gün içerisinde ticari trafik yaklaşık yüzde 90 geriledi.

Mart: “Hürmüz kapalı” mesajı ile “kapatmayacağız” mesajı arasında

Mart ayı boyunca Tahran'dan gelen açıklamalar durumun da seyrini sürekli olarak değiştirdi. Devrim Muhafızları 2 Mart'ta geçiş yapan gemilere uyarıda bulunurken 12 Mart'ta ise İran'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Tahran'ın Hürmüz'ü tamamen kapatmayacağını açıkladı. Ancak aynı açıklamada İran'ın boğazın güvenliğini koruma hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Armatörler açısından ise mesele İran'ın “kapatıyoruz” veya “kapatmıyoruz” demesinden çok, gemilerin saldırıya uğrayıp uğramayacağıydı. Asıl korkulan gelişme ise gemilerin sigortalanıp sigortalanamayacağıydı. Sigorta ücretleri endişesiyle geçen mart ayı boyunca trafik normalin çok altında kaldı.

Nisan: Devrim Muhafızları bu kez askeri gemileri hedef aldı

Nisan ayında İran'ın mesajı daha net hale geldi.12 Nisan'da Devrim Muhafızları, Hürmüz'e yaklaşacak askeri gemilerin ateşkes ihlali sayılacağını ve sert biçimde karşılık verileceğini açıkladı. Buna karşılık İran, askeri olmayan gemilerin belirli kurallar çerçevesinde güvenli geçişine izin verildiğini söyledi..

Tahran bir taraftan “boğaz açık” diyordu, diğer taraftan ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını boğazın dışında tutmaya çalışıyordu. Nisan ortasında Hürmüz'deki trafik normal seviyenin yüzde 10'unun bile altında seyrediyordu.

Mayıs: İran'ın kontrol mekanizması ortaya çıktı

Mayıs ayında boğazın tamamen kapalı olmadığı, ancak İran'ın geçişleri ciddi biçimde kontrol ettiği bir dönem başladı. Reuters'ın mayıs ayındaki araştırmasına göre İran, gemilerin Hürmüz'den geçişini farklı seviyelerde denetleyen bir sistem oluşturmuştu. Bazı ülkeler ve şirketler enerji ihtiyacı nedeniyle bu sistemi kabul ederek geçiş yapmaya başladı. ABD ise gemileri İran'ın uyguladığı kontrol mekanizmasına uymamaları konusunda uyardı.

ABD’den UCM’nin Japon Başkanına yaptırım: Tokyo’nun “üzücü” tepkisi
ABD’den UCM’nin Japon Başkanına yaptırım: Tokyo’nun “üzücü” tepkisi
İçeriği Görüntüle

20 Mayıs'ta iki aydan fazla süredir Körfez'de bekleyen üç süpertanker Hürmüz'den geçmeye başladı. Bu, savaşın başından beri önemli bir değişimdi.

Haziran: İlk büyük toparlanma

Haziran ayında ise Hürmüz trafiğinde savaşın başlangıcından bu yana en önemli toparlanma görüldü. ABD ile İran arasında geçici ateşkes ve ardından bir mutabakat ihtimali ortaya çıkınca gemiler yeniden boğaza yönelmeye başladı.

13 Haziran'da ABD tarafı, İran'ın Hürmüz'ü açmasının anlaşmanın şartlarından biri olduğunu açıkladı. Trump yönetimi, İran boğazı açarsa ABD'nin de deniz ablukasını kaldıracağını belirtti. Ardından gemi trafiğinde hareketlenme görüldü.

23 Haziran'da üç süpertanker Hürmüz'den çıktı, yedi boş Katar bağlantılı LNG tankeri de boğaza girdi. Bu, LNG trafiğinin yeniden başlayabileceğine ilişkin ilk işaretlerden biri oldu. Ateşkes ihtimalinde risk algısı düşüyor gemiler geri dönüyordu.

Buna rağmen trafik hala savaş öncesindeki günlük 125 geminin çok altında kalıyordu.

20-21 Haziran: Devrim Muhafızları yeniden “kapattık” dedi

Ancak diplomatik süreçteki kırılganlık Hürmüz'e hemen yansıdı. 20-21 Haziran'da Devrim Muhafızları boğazın yeniden kapatıldığını açıkladı.

Aynı sırada ABD Merkez Komutanlığı ise çok sayıda geminin Hürmüz'den geçtiğini savundu. Trump da müzakereler başarısız olursa ABD'nin Hürmüz'de ücret uygulaması ihtimalini gündeme getirdi.

Haziran sonu: Ateşkes trafik üzerinde etkisini gösterdi

Haziranın son haftasında trafik daha da toparlandı. 28 Haziran'a kadar olan haftada 242 geminin Hürmüz'den geçtiği bildirildi. Bu, önceki aylardaki yaklaşık 60 gemilik haftalık seviyenin çok üzerindeydi. Ancak savaş öncesindeki haftalık 700'ün üzerindeki geçişlerin hâlâ oldukça gerisindeydi.

Savaş öncesi Yüzde 100 olan geçişleri Haziran sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 30-35 seviyelerindeydi. Bu durum, savaşın başlamasından sonraki en güçlü toparlanmalardan biriydi.

Temmuz: Trump'ın “Hürmüz açık” mesajı ile İran'ın “kapattık” mesajı karşı karşıya geldi

Temmuz ayında ise Hürmüz üzerindeki siyasi mücadele yeni bir boyut kazandı. İran, ABD ve İsrail'le bağlantılı gördüğü gelişmelerin ardından boğaz üzerindeki kontrolünü artırdı. 11-12 Temmuz'da İran, yetkisiz gemilerin geçişine izin verilmeyeceğini açıkladı. Devrim Muhafızları da bölgedeki askeri hedeflere yönelik saldırılarını duyurdu.

13 Temmuz'da ise Devrim Muhafızları donanmasının iki gemiyi sistemlerini kapatarak durdurduğunu açıkladı. Bunun sonucu çok hızlı görüldü. Tanker trafiği iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

13 Temmuz: Trump “ablukayı yeniden başlatıyoruz” dedi

Tam bu noktada Donald Trump'ın açıklaması krizi daha da büyüttü. Trump, Hürmüz'ün “açık olduğunu ve açık kalacağını” söylerken aynı zamanda İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyacağını açıkladı.

Ayrıca Hürmüz'den geçen yüklerden ABD'nin yüzde 20 oranında ödeme alması gerektiğini savundu. Ertesi gün ise Trump bu ücret planından vazgeçtiğini, bunun yerine Körfez ülkeleriyle yatırım anlaşmalarına yöneldiğini açıkladı; ancak İran limanları veya İran bağlantılı yükler için ablukanın süreceğini belirtti.

Temmuz ortası: Trafik yeniden çöktü

Temmuz başında yaklaşık yüzde 30 seviyelerine kadar çıkan trafik, çatışmaların yeniden yoğunlaşmasıyla hızla geriledi. 9 Temmuz'da tanker trafiği yeniden “neredeyse durma noktasına” geldi.

14-16 Temmuz'daki ABD saldırıları ve İran'ın buna karşılık Hürmüz üzerindeki kontrolünü artırmasıyla tablo daha da kötüleşti. 11 Temmuz'dan sonra hiçbir LNG tankerinin Hürmüz'den geçmediği bildirildi. Böylece haziran sonundaki toparlanma tersine döndü.

Ateşkes ve diplomasi trafiği yükseltirken ABD saldırıları trafiği yeniden düşürdü.

Temmuz sonu: Trump'ın müzakere mesajı yine hareketlilik beklentisi yarattı

Temmuzun son günlerinde ABD ile İran arasında yeni bir diplomatik kanal oluştu.

28 Temmuz'da Trump, İran'la görüşmelerin ilerlediğini ve anlaşma ihtimalinin bulunduğunu söyledi; ancak müzakereler başarısız olursa askeri operasyonların yeniden başlayabileceğini de belirtti.

Ağustos: Mutabakat masası Hürmüz'ü yeniden hareketlendiremedi

Ağustos başında ABD ile İran arasında Hürmüz'ün yeniden açılmasını sağlayacak bir formül üzerinde görüşmeler başladı. Trump 5 Ağustos'ta görüşmelerin “çok iyi ilerlediğini” söyledi.

İran yeni bir düzenleme yapılması, yaptırımların kaldırılması ve ABD'nin askeri tehditlerinin sona ermesini istiyordu. ABD ise bu konuda önemli adımlar atmayı reddetti.

Ağustos ortası: Görüşmeler tıkandı, trafik yeniden dip yaptı

Ağustos ortasında Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerin tıkanmasıyla Hürmüz yeniden baskı altına girdi. İran, boğaz üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini açıklarken Trump Hürmüz'ün ABD tarafından kontrol edileceğini söyledi. 14 Ağustos'ta Trump, Hürmüz'ü ABD toprağı ilan edebileceğini dahi söyledi.

Aynı dönemde İran, boğaz üzerindeki uygulamalarını bir abluka olarak değerlendiren ABD'ye karşı kendi egemenlik hakkını savundu. Bunun deniz trafiğindeki karşılığı yine çok net oldu.

14 Ağustos'ta yalnızca 9 emtia gemisi geçti. 16 Ağustos'ta hafta sonunda geçişler 5 gemiye kadar geriledi. Bu trafik, savaşın başından beri görülen en düşük seviyelerden biriydi.

18 Ağustos: Trump “açık”, İran “kapalı” dedi

18 Ağustos'ta iki taraftan da karşılıklı ve farklı açıklamalar geldi. Trump, İran'la herhangi bir görüşme yapılmadığını ve planlanmadığını söyledi. Aynı açıklamada Hürmüz'ün açık ve işler durumda olduğunu, deniz mayınlarının temizlendiğini ve ABD deniz ablukasının sürdüğünü belirtti.

İran Meclis Başkanı ve başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf ise Hürmüz'ün ABD, İran'la haziran ayında imzalanan geçici mutabakatın şartlarını yerine getirene kadar kapalı kalacağını söyledi.

İran'ın şartları arasında ABD ablukasının kaldırılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve askeri tehditlerin sona erdirilmesi bulunuyor.

Savaş öncesinde Hürmüz’den günde yaklaşık 125 gemi geçerken bugün yalnızca 6 gemi geçiyor. Yani Hürmüz'deki ticari trafik bugün de savaş öncesinin yaklaşık yüzde 95'inin altında seyrediyor.

Buradaki bilgilere baktığımızda Hürmüz Boğazı’nın kritik bir boğaz ya da geçiş noktası olmaktan çok savaşın seyrini anlamamıza yardımcı olan bir “Fenomen” olduğunu görüyoruz.