Nepal sınırları içinde 26 Ağustos’ta meydana gelen heyelanın Çin'in Xizang Özerk Bölgesi'ndeki Kyirong Sınır Kapısı'nda yıkıma ve can kayıplarına yol açmasının ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmaları zorlu saha şartları altında yürütülüyor.
Felaketin ardından bölgeye sevk edilen ekipler, tahliye koridorlarını açmak için aralıksız çalışsa da sahadaki operasyonların hızını kesen dört temel zorluk bulunuyor:
1: Geniş etki alanı konum tespitini güçleştiriyor
Buzul çökmesi sonucu oluşan kütle, devasa miktarda kaya ve toprağı sürükleyerek yüksek hızla aktı. Hareket güzergahı 20 kilometreye, dikey yükseklik farkı ise yaklaşık 3300 metreye ulaştı. Bu denli nadir görülen aşırı yükseklik farkı ve akış hızı, çamur ve taş akıntısını adeta "yıkıcı bir sel"e dönüştürdü. Arama-kurtarma alanının katlanarak genişlemesi, konum tespitini "samanlıkta iğne aramak" kadar zorlaştırmış durumda.
2: Tahrip olan yollar lojistiği kesintiye uğrattı
Kyirong Sınır Kapısı'na ulaşan ve vadi boyunca kıvrılarak ilerleyen iki ana yol ağır hasar gördü. Kyirong Sınır Kapısı'ndan Kyirong Zangbu (Kyirong Nehri) yukarı kesimine giden yol ile Donglin Zangbu (Donglin Nehri) boyunca Sale Beldesi’ne giden yol ulaşıma kapandı. Bu durum; personel, iş makineleri ve yardım malzemelerinin bölgeye kısa sürede intikalini engelliyor.
3: Operasyon alanı iş makineleri için yetersiz
Felaket bölgesindeki arazinin son derece dik ve engebeli olması sahadaki hareketi kısıtlıyor. Vadinin bazı kesimlerinde genişliğin yalnızca 3 metre civarına düşmesi, personel ve ekipman konuşlandırmak için gereken alanı daraltıyor. Büyük iş makinelerinin bölgeye girişindeki bu fiziki engel, arama-kurtarma faaliyetlerinin ilerleyişini doğrudan etkiliyor.
4: Hava şartları havadan müdahaleyi sınırlandırıyor
Yüksek dağlık vadilerde buzul çökmesinden kaynaklanan felaketin yaşanması, güçlü yan rüzgarlar ve kesme türbülansı gibi düzensiz hava akımları bölgedeki hava şartlarını daha da karmaşık hale getirdi. Ayrıca aralıksız yağmur ile sis, görüş mesafesini düşürerek hava destekli operasyonları engelliyor. Buna ek olarak, iniş noktalarındaki zemin koşullarının güvensizliği havadan kurtarma kapasitesini büyük ölçüde düşürüyor.




