Xinjiang’ın Uygur Özerk Bölgesi ilan edilmesinin 71’inci yılında Türkiye'den bir grup gazeteci, Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın daveti üzerine bölgeyi gezdi. Geziye aralarında; Özlem Gürses, İsmail Saymaz, Zeynel Lüle, Mustafa Kemal Erdemol, Bülent Aydemir’in bulunduğu birçok gazeteci katıldı.
Xinjiang’ın başkenti Urumçi’nin yanı sıra Kaşgar, İli ve İli’nin başkenti Yinning’i gezen gazeteciler, izlenimlerini aktardı.
“Bölge büyük bir ekonomik sıçrama yaşamış”

Xinjiang’ın büyük bir ekonomik sıçrama yaşadığını kaydeden Gazeteci İsmail Saymaz, bölgede 44 havalimanı, 254 akıllı fabrika, 8 ülke ile sınırı olan serbest bölge ve 19 gümrük kapısının olduğuna dikkat çekti. Saymaz, günde 3 bin araba ihraç edildiğine de vurgu yaptı.
Sokaklarda hiç evsiz, dilenci görmediğini ifade eden Saymaz, “ Gecekondu yok. Kaldırımlarda izmarit bile görmedim. Olumsuz yanı, heyula gibi, balkonsuz apartmanlar” dedi. Uygulanan güvenlik politikalarından da bahseden Saymaz, ”Çin, ayrılıkçı hareketleri ve IŞİD’le bağlantılı Doğu Türkistan İslam Partisi adlı örgütün terör eylemlerini tedbirlere gerekçe gösteriyor” dedi.
“Farklı etnik kimliklerin kesişim noktası”

“Farklılıkların bir çatışma unsuru değil, ortak bir yaşam kültürüne dönüştürüldüğü bu topraklar, Avrasya’nın en renkli, en köklü ve en dirençli insan hikâyelerini bağrında taşıyor”... Gazeteci Zeynel Lüle, Xinjiang’ı böyle tanımladı. Sekiz gün süren seyahatleri boyunca Urumçi’den Yinning’e kadar gözlemlediği şeyin toplumsal entegrasyonun gündelik hayattaki yansıması olduğunu söyleyen Lüle, “Uygur lagmanı, Kazak kuzu şişi ve Han mutfağının özgün lezzetlerinin aynı masalarda paylaşılması, kültürlerin birbirine nasıl teyel bağlarıyla bağlandığını gösteriyordu” dedi.
Lüle, eğitim kurumlarında ve kamu alanlarında yerel dillerin kullanımı ile ulusal dil olan Çince eğitim arasındaki dengeye de dikkat çekerek, “Yinning sokaklarında çocukların birbiriyle diller arası rahatlıkla geçiş yaparak oynaması, bu toplumsal kaynaşmanın en masum resmiydi. Yerel halkın misafirperverliği ve kendi geleneklerini yaşatma arzusu, Xinjiang'ın kültürel zenginliğinin en samimi teminatı” ifadelerini kullandı.
“Çin'in ışıldayan yıldızı”

Gazeteci Özlem Gürses de Xinjiang için “Çin’in ışıldayan yıldızı” yakıştırmasını yaptı. Gürses izlenimlerini şu sözlerle aktardı: “254 akıllı fabrika, 14 ticari denetim bölgesi, Kaşgar da 8 ülke ile aynı anda sınırı olan serbest bölge, 19 gümrük kapısı ve 228 ülkeye ticaret hacmi ile Çin'in ışıldayan yıldızı olmuş.”
Gürses bölgede orta sınıfın da ciddi ivme kazanmış olduğuna vurgu yaparak, “Orta sınıf ciddi ivme kazanmış, dolaştığımız her yerde tıpkı bir zamanlar Türkiye'de olduğu gibi aileler araçları ile kamping yapıyor, geziyor, sokaklarda eğleniyordu” dedi.
“Çin'de kişi başına düşen milli gelir 13 bin dolar ve sadece üretmiyorlar, şu anda dünyanın tahıl ve enerji stokları açısından her türlü küresel şoka en hazır ülkesi durumundalar” ifadelerini kullanan Gürses, Xinjiang için “Çölün ortasında kurdukları deniz çiftliklerinde Çin'in tamamına yetecek kadar deniz ürünü yetiştiriyor” dedi.
“Şehir altyapısı oldukça modern”

Gazeteci Bülent Aydemir de geziye katılan isimlerdendi. Aydemir, şehrin altyapısına dikkat çekti. Aydemir,“ Şehir altyapısının oldukça modern olduğu görülüyor. Yeni konut alanları, geniş ulaşım ağları ve üretim bölgeleri dikkat çekiyor. Kaşgar’ın tarihi dokusunda ise restorasyon çalışmalarıyla birlikte turizm odaklı yeni bir yapı oluşturulmuş. Pazar yerlerinde ve geleneksel çarşılarda günlük yaşam devam ederken, kırsal bölgelerde tarımsal üretim ve modern ambalajlama ve paketleme tesisleri oldukça dikkat çekiciydi” ifadelerini kullandı.
Xinjiang’ın yalnızca Çin’in batı sınırındaki bir özerk bir bölge olmadığını vurgulayan Aydemir, “Pekin açısından ekonomik büyüme, enerji güvenliği, uluslararası ticaret, lojistik, teknoloji yatırımları ve toplumsal entegrasyon politikalarının aynı anda uygulandığı stratejik bir laboratuvar niteliği taşıyor” dedi.
Aydemir, “Çin yönetimi, bu bölgeyi Kuşak ve Yol Girişimi’nin merkez üssü haline getirirken, ekonomik kalkınmayı siyasi ve toplumsal bütünleşme hedefleriyle birlikte yürütmeye çalışıyor” görüşünü paylaştı.
"Asya'da büyüyen güç dünyada belirleyici olacak"

Gazeteci Murat Taylan da geziye katılan isimlerdendi. Taylan, Çin'in kültürel, tarihsel mirasını korurken, diğer tarafta ekonomisi, gelişen ekonomisini, yanı sıra teknolojiyi de aynı zamanda üreten bir ülke haline geldiğine vurgu yaptı.
Önümüzdeki dönemde Çin'in dünyada birinci sıraya geleceğine kimsenin şüpheyle bakmadığını söyleyen Taylan, "Amerika Birleşik Devletleri'nin çöken hegemonyasını yeniden kurabilmek, tutunabilmek için dünyayı bir kaosa sürüklediği bir dönemden geçiyor olsak da, Çin istikrarlı bir biçimde büyümeye ve gelişmeye devam ediyor" dedi. Taylan, Türkiye ve Çin ilişkilerinin önemine de dikkat çekti. Taylan, "Çin'in açısından Türkiye de çok önemli. Sincan, Çin'in batıya açılan kapısı ama Sincan'dan yola çıkan gemilerin Avrupa'ya ulaşacakları noktada Türkiye var. Türkiye bu anlamda son derece stratejik bir konuma sahip. Çin'in bu konuda iş birliği yapma isteğini de gördüm. Çin'le kurulacak devletler arası ilişkinin Türkiye'deki insanlara da refah artışı olarak yansıyacağını değerlendiriyorum. Bu asla göz ardı edilmemesi gereken Asya'da yükselen bu büyük gücün önümüzdeki dönem tüm dünyada belirleyici bir güç haline gelecek" diye konuştu.
"Altyapının erişilebilirliği dikkat çekici"

Gazeteci Mustafa Kemal Erdemol da ilk dikkatini çeken şeyin, kentleşme olduğunu vurguladı. Xinjiang'ın, Çin'in diğer bölgelerine kıyasla geri kalmış olduğu yönündeki yaygın algının aksine, oldukça gelişmiş bir şehirleşme ve altyapıyla karşılaştığını söyleyen Erdemol, "Bunun yalnızca bölgeye özel bir yatırım politikasından değil, Çin'deki üretimin sonuçlarının ülke genelinde daha dengeli paylaşılması anlayışından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu anlayıştan Xinjiang'ın da önemli ölçüde pay aldığını söylemek mümkün" dedi.
"Uygur Türklerine dair uluslararası kamuoyunda ciddi eleştiriler var. Bir haftalık bir ziyaretle bunların doğru ya da yanlış olduğuna hükmetmek mümkün değil. Ancak gözlemlediğimiz olguları olduğu gibi aktarmak gerekiyor" diyen Erdemol, "Uygur Türklerinin 'Arap alfabesine geçmek istiyoruz' dediği zaman bunun da kabul edildiğini ve yıllardır Arap alfabesi kullanıldığını öğrendim. Hatta öyle ki yolda çeşitli yerlerde rastladığımız tabelalarda ve duyurularda çift dillilik vardı. Çin alfabesinin yanında Arap alfabesini görmek de beni şaşırtmıştı doğrusu" ifadelerini kullandı.
Xinjiang'ın özellikle Uygur Türklerinin yönetiminde bir bölge olduğunu görmenin anlamlı olduğunu ifade eden Gazeteci Erdemol, "Çin'de de birçok ülke gibi güvenlik endişelerinden kaynaklanan birtakım politikalar var. Bu politikalar kimilerinin canını sıkıyor olabilir. Bunun nasıl yansıtıldığı, Çin'e yönelik bir algı aracı olarak kullanıldığı gerçeği de var" dedi. Genel olarak Çin'in planlı kalkınma anlayışını ülkenin en uzak bölgelerine kadar taşıdığı izlenimi edindiğini vurgulayan Erdemol, "Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, dağın tepesinde bile elektrikli araçlar için şarj istasyonlarının bulunmasıydı. Altyapının erişilebilirliği gerçekten dikkat çekiciydi" diye konuştu.




