Haber Merkezi
ABD Başkanı Donald Trump'ın Güney Kore ile ortak askeri tatbikatların kapsamını ve süresini azaltma kararı alması ve ardından ABD basınında Trump’ın Kuzey Kore lideri ile görüşme isteği iddialarının servis edilmesi, Washington'ın Kore Yarımadası politikasında yeni bir dönemin başlayıp başlamadığı sorusunu gündeme taşıdı. ABD Kuzey Kore ile yumuşama sürecine mi giriyor iddiaları da gündeme gelirken konunun detaylarına bakıldığında ise farklı bir tablo göze çarpıyor.
ABD söylendiği gibi bir yandan Kuzey Kore ile diplomatik yakınlaşma içine girmek istese de bir yandan da maliyet hesabı yapıyor. ABD, Latin Amerika, Orta Doğu ve Asya'da saldırgan tavrını sürdürmek istiyor ancak Pentagon'un ne yeterli mühimmatı kaldı ne de bunu destekleyecek ekonomisi.
Barış güvercini(!) Trump parasız kalınca diplomasiye yönelmeye başlıyor. Zira Trump yönetiminin NATO müttefiklerinden daha fazla savunma harcaması istemesi, ABD'nin İran savaşı nedeniyle artan askeri ve mali yükü ve uzun menzilli mühimmat stoklarına ilişkin endişeler birlikte değerlendirildiğinde, Washington'ın küresel askeri yükünü yeniden dağıtmaya çalıştığı görülüyor.
Washington müttefiklerinden daha fazla yük istiyor
Trump'ın dış politika anlayışının en belirgin unsurlarından biri, ABD'nin müttefikleri için üstlendiği savunma maliyetini azaltmak. Bu yaklaşım Avrupalı NATO üyeleri üzerinden açık biçimde ortaya çıktı. NATO ülkeleri, Trump'ın baskısıyla savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarmayı kabul etti. Bu rakamın yüzde 3,5'i doğrudan askeri harcamalara, yüzde 1,5'i ise savunmayla bağlantılı altyapı ve güvenlik yatırımlarına ayrılıyor.
Bu yaklaşım yalnızca Avrupa için geçerli değil. Washington'ın Asya'daki müttefiklerinden de daha fazla savunma harcaması, daha fazla askeri sorumluluk üstlenmesi ve ABD'nin bölgedeki yükünü paylaşması isteniyor.
İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını eritiyor
Bu yaklaşımın arkasında yalnızca siyasi tercihler yok. ABD ordusunun karşı karşıya kaldığı kaynak baskısı da bulunuyor. Washington İran savaşında büyük ölçekte yüksek hassasiyetli ve uzun menzilli mühimmat kullandı. ABD basınında yer alan son değerlendirmelere göre, savaşın aylarca sürmesi Amerikan ordusunun bazı uzun menzilli silah stoklarını da kritik seviyelere indirdi.
The Atlantic, ağustos ayında yayımladığı bir haberde, bazı mühimmat türlerinde ABD'nin elindeki stokların Pentagon'un arzu ettiği seviyenin yüzde 20'sine kadar gerilediğini ve bu durumun Washington'ın aynı anda Asya'da büyük bir çatışmaya hazırlanma kapasitesi konusunda soru işaretleri oluşturduğunu yazdı.
Yani ABD aynı anda hem Avrupa'da hem Orta Doğu'da hem de Asya-Pasifik'te yüksek yoğunluklu bir askeri çatışmaya hazır değil. ABD'nin böyle bir gücü kalmadı. Dolayısıyla Trump yönetiminin müttefiklerinden daha fazla para harcamasını istemesi ABD'nin çaresizliğine bir çare bulmak amacı taşıyor.
Tatbikatlar maliyet kaynaklı mı azaltıldı?
Güney Kore ile düzenlenen Ulchi Freedom Shield tatbikatlarının azaltılmasına tam da bu noktadan bakmak gerekiyor. Trump, 16 Ağustos'ta Pentagon'a Güney Kore ile ortak askeri tatbikatları “önemli ölçüde azaltma” talimatı verdi. Tatbikatların maliyetli olduğunu ve Kuzey Kore'ye karşı “uygunsuz ve düşmanca” bir mesaj gönderdiğini söyleyen Trump aynı açıklamasında Kim Jong-un ile ilişkilerinin iyi olduğunu da özellikle vurguladı.
Bunun sonucunda Ulchi Freedom Shield'ın süresi 11 günden 5 güne indirildi. Tatbikatın ikinci aşamasındaki karşı saldırı operasyonları iptal edildi ve bazı saha eğitimleri azaltıldı.
Elbette bu kararın yalnızca maliyetle açıklanması ABD’nin Asya’ya dair planlarını görmezden gelmek anlamına gelir. Çünkü Trump aynı açıklamada hem tatbikatların maliyetini hem de Kim Jong-un ile iyi ilişkilerini gerekçe gösterdi. Dolayısıyla karar, Washington'ın “bir taşla iki kuş vurma” isteğini açığa çıkarıyor.
Güney Kore ne diyor?
Seul, tatbikatların azaltılmasından ziyade kararın alınış biçiminden rahatsız olduğunu dile getiriyor. Yüksek sesle gelen bir tepki yok ancak diplomatik olarak rahatsızlıklar aktarılıyor. Güney Koreli yetkililer, Trump'ın talimatından önceden haberdar olmadıklarını ve kararın Washington tarafından tek taraflı biçimde açıklanmasının ittifak açısından soru işaretleri yarattığını belirtti. Bununla birlikte Güney Kore yönetimi ABD ile savunma koordinasyonunun devam ettiğini vurguluyor.
ABD’nin Kuzey Kore politikası
ABD ile Kuzey Kore arasındaki soğuk rüzgarlar on yıllardır esmeye devam ediyor. Ancak Washington'ın Kuzey Kore'ye yönelik söyleminde küçük de olsa değişimler söz konusu. Kim Jong-un'un iktidara geldiği ilk yıllarda ilişkiler biraz daha sertleşmişti. Kuzey Kore'nin nükleer ve füze kapasitesini geliştirmesi üzerine Trump'ın ilk başkanlık döneminde “maksimum baskı” politikası uygulanmıştı.
Kronolojik olarak bakacak olursak 2017'de iki ülke arasındaki gerilim savaş söylemlerine kadar yükseldi. Ancak bir yıl sonra Trump ve Kim Jong-un arasında tarihi bir diplomatik açılım yaşandı. 2018 Singapur Zirvesi'nde iki lider yeni bir ABD-Kuzey Kore ilişkisi kurulması ve Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması hedeflerini gündeme getirdi.
2019'daki Hanoi Zirvesi'nde ise taraflar yaptırımlar ve nükleer program konusunda anlaşamadı. Trump ile Kim'in Kuzey ve Güney Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgede gerçekleştirdiği görüşme, iki liderin son yüz yüze buluşması oldu.
Ancak Trump ikinci başkanlık döneminde birçok lidere yaptığı gibi Kim'e yönelik de kişisel bir yakınlık göstermeye başladı. İlişkileri devletler düzeyinden çekip liderler düzeyine getirmeye, kişisel dostluk kurmaya çalışarak sıcaklık arayışına girdi.
Kim’den Washington’a mesaj
Kim Jong-un Şubat 2026'da önemli bir açıklama yaparak ilişkilere yeniden yeşil ışık yaktı. Kim, ABD'nin Kuzey Kore'ye yönelik “düşmanca politikasını” değiştirmesi ve Pyongyang'ın mevcut statüsüne saygı göstermesi halinde Washington ile ilişkilerin geliştirilebileceği mesajını verdi.
Kim nükleer kapasitemizden vazgeçmeyeceğiz vurgusu yaparak bu statüde bir ilişki modeli önerdi.
Trump yeniden Kim Jong-un ile görüşmek istiyor
Trump'ın son açıklamaları da bu mesajın Washington'da karşılık bulduğunu gösteriyor. Trump, Kim Jong-un ile “çok iyi ilişkileri” olduğunu söylerken Kuzey Kore lideriyle yeniden görüşmek istediğini de dile getirdi. ABD basınında yer alan son haberlerde Trump yönetiminin Kim ile bu yıl içinde yeni bir zirve gerçekleştirmeye çalıştığı bildiriliyor. Trump'ın Güney Kore tatbikatlarını azaltma kararının ardından ABD basının bu haberleri servis etmesi de oldukça düşündürücü bir hal almış durumda. Bu durum, askeri tatbikatların azaltılmasının yalnızca Pentagon’un bütçesiyle ilgili bir karar olmadığını da ortaya koymuş gözüküyor.
Özetle bakacak olursak Washington NATO ülkelerine "Savunmaya daha fazla bütçe ayırın, ABD'nin üzerinizdeki güvenlik yükünü azaltın" mesajı veriyor. Aynı dönemde İran savaşı nedeniyle mühimmat stokları eriyor. Diğer yandan da Asya'da politika değişiyor, Güney Kore ile tatbikat sayılarını azaltıyor ve Kuzey’e de görüşelim mesajı veriyor.
Bu gelişmelerin aynı dönemde üst üste gerçekleşmesi tesadüften ziyade ekonomik olarak eriyen, mühimmat sorunu yaşayan ve diplomatik kanalları zayıflayan ABD'nin dış politikasında kurmaya çalıştığı yeni bir strateji olarak görülüyor.



