İşte Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları:
Subaylarımızın mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16. Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8. Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimlerini başarıyla tamamlayan tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız, kurmay unvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla, bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Cenab-ı Allah ayağınıza taş değdirmesin. Sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum.
26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyorum. Üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum.
Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yad ediyorum. Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle, "Şehit, bir fertte barınan milletin ruhu, bir millet iradesidir ki bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir. Bize ebediyeti kazandırır." Türk milletine ebediyeti kazandıran, milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebed müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz, destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden milli ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde, bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum.
"MSÜ hayati misyonu yerine getiriyor"
Değerli arkadaşlar. 31 Temmuz'da, yani 20 gün sonra, Milli Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim. 10 yıl gibi kısa sürede Milli Savunma Üniversitemiz, küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri haline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak, milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle, askeri harekât ortamı ve askeri kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Milli Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve Yabancı Diller Yüksekokulu ile bir yandan milli iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askeri bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor. Bunun için değerli rektörümüzün ve yöneticilerimizin şahsında, Milli Savunma Üniversitemizin sivil ve asker eğitimci kadrosunu, bu ailenin tüm mensuplarını tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum.
"Ne gerekiyorsa yapacağız"
Hükümet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Milli Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
"Savunma ve güvenlikte dönüşümün tezahürlerini net bir şekilde gözlemliyoruz"
Kıymetli misafirler, keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zeka ve yeni teknolojiler, eğitimden sağlığa ve finansa, ulaştırmadan kamu hizmetlerine kadar hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz. Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin ve hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor. Siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronlarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları ve ticaret güzergahları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği, yapay zeka merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam, planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir.
Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Milli Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal, tuttuğu notlardan birinde, "Komutanlık çare aramaktan ibarettir. Bunu da harp tarihi öğretir." diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız, eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar.





