Haber Merkezi
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul'un Moritanya ve Nijerya'yı kapsayan Afrika turu, Berlin'in kıta ile kurmaya çalıştığı yeni enerji ortaklıklarının son örneği oldu. Almanya, Rusya'dan doğalgaz ithalatının azalması ve Orta Doğu'da yaşanan çatışmaların enerji arzı üzerindeki riskleri artırmasıyla birlikte, Afrika'yı hem doğalgaz hem de geleceğin enerji kaynağı olarak görülen yeşil hidrojen açısından stratejik bir ortak olarak konumlandırdı.
Bu kapsamda Moritanya ile yeşil hidrojen, Nijerya ile LNG ve hidrojen, Cezayir ile ise hem doğalgaz hem de yeşil hidrojen alanlarında iş birliği geliştiriliyor. Berlin'in hedefi, enerji tedarikini çeşitlendirirken ABD'den ithal edilen LNG'ye olan bağımlılığı da azaltmak.
Stratejinin önemli ayağı: Cezayir
Cezayir bu stratejinin önemli ayaklarından birini oluşturuyor. Afrika'nın en büyük doğalgaz ihracatçısı olan ülke, Avrupa'ya uzanan mevcut boru hatlarının yanı sıra, Nijerya'dan başlayıp Nijer üzerinden Cezayir'e ulaşacak Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı ile Avrupa'nın enerji arzında daha büyük rol üstlenmeyi hedefliyor. Bunun yanında Almanya ve Avrupa Birliği, Cezayir'den başlayarak Tunus, İtalya ve Avusturya üzerinden Almanya'ya ulaşması planlanan "South H2" hidrojen koridorunu da destekliyor. AB, projeyi "Global Gateway" (Küresel Geçit) girişiminin amiral gemisi altyapı yatırımlarından biri olarak görüyor.
Moritanya ise yüksek güneş ve rüzgâr potansiyeli sayesinde yeşil hidrojen üretim merkezi olmayı hedefliyor. Ülkede onlarca milyar dolarlık yatırımlarla geliştirilen projeler, Avrupa pazarına hidrojen ihracatını amaçlıyor. Almanya da bu alandaki olası iş birliklerini genişletmeye çalışıyor.
Afrika'nın tek önemi enerji değil
Enerji boyutunun yanı sıra Afrika'nın jeopolitik önemi de giderek artıyor. Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattı, küresel ticaret yollarının güvenliği ve bölgesel krizler nedeniyle uluslararası diplomasinin en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline geldi. Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu arasındaki geçişi sağlayan Kızıldeniz, enerji ve ticaret akışının devamı açısından kritik önem taşıyor.
Avrupa Komisyonu, Eylül 2021’de “Global Gateway” programını onaylamıştı. Bu program kapsamında 2027 yılına kadar Afrika, Asya, Okyanusya, Güneydoğu Avrupa ile Güney ve Orta Amerika’daki ülkelerdeki altyapı projelerine yaklaşık 300 milyar Euro yatırım yapılması planlanıyordu. Program, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı bir girişim olarak yorumlanmıştı. Bunun temel nedeni olarak da Avrupa’ya yapılan kritik hammadde ithalatının çeşitlendirilmesi ve yine Avrupa'nın Çin’den gelen hammaddelere alternatif arayışı.



