Pekin’de düzenlenen 2. Dünya İnsansı Robot Oyunları, Çin’in hızla gelişen robotik sektörünün ulaştığı seviyeyi gözler önüne seren dikkat çekici görüntülere sahne oldu. Çin’de geliştirilen Tiangong Ultra adlı insansı robot, 100 metreyi 9,39 saniyede tamamlayarak Jamaikalı atlet Usain Bolt’un 2009’da kırdığı 9,58 saniyelik dünya rekorunu geride bıraktı.

Rekor, 22 Ağustos Cumartesi günü oyunların açılışında gerçekleştirilen ön eleme yarışında geldi. Aynı yarışta Honor tarafından geliştirilen Lightning adlı robot da 9,47 saniyelik derecesiyle Bolt’un rekorunun altında kaldı. Ancak yarışın ardından robotların bitiş çizgisinde kontrol kaybederek bariyerlere çarpması, hız kadar denge ve kontrol konusunda da hâlâ önemli sorunlar bulunduğunu gösterdi.

Rekordan daha fazlası: Çin’in robotik ekosistemi

Yarışların önemi yalnızca bir robotun pistte elde ettiği etkileyici dereceden ibaret değil. İnsansı bir robotun koşabilmesi; motorlardan redüktörlere, sensörlerden bataryalara, yapısal malzemelerden hareket kontrol sistemlerine, gömülü yazılımlardan yapay zekâ modellerine ve üretim süreçlerine kadar çok sayıda teknolojinin aynı anda çalışmasını gerektiriyor.

Çin’in bu alandaki en önemli avantajlarından biri, söz konusu bileşenleri geniş bir üretim ekosistemi içerisinde bir araya getirebilmesi. Ülkenin güçlü elektronik ve makine sanayisi, yoğun sanayi kümeleri ve geniş iç pazarı, robot üreticilerine ürünlerini gerçek koşullarda test etme ve hızla geliştirme imkânı sağlıyor.

Bu nedenle insansı robot yarışmaları, yalnızca teknolojik gösteriler değil, aynı zamanda daha geniş bir endüstriyel sistemin açık hava testleri olarak değerlendirilebilir. Fabrikalarda, depolarda, lojistik merkezlerinde, hastanelerde ve hizmet sektöründe kullanılan robotlardan elde edilen veriler, tasarım ve yazılımın sürekli geliştirilmesine katkı sağlıyor.

ABD’nin teknoloji kısıtlamaları Çin’i durduramadı

Çin’in robotik alanındaki ilerlemesi, ABD’nin ileri teknolojiye yönelik ihracat kısıtlamalarını artırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Özellikle gelişmiş yarı iletkenler, yüksek performanslı bilgi işlem sistemleri ve bazı yazılım ve üretim araçlarına erişimin sınırlandırılması, Çinli şirketlerin maliyetlerini artırdı ve tedarik zincirlerini daha karmaşık hale getirdi.

Bununla birlikte, bu kısıtlamalar Çin’in robotik sektöründeki büyümesini durdurmuş değil. Bunun temel nedenlerinden biri, robotik alanındaki rekabetin yalnızca en gelişmiş çiplere sahip olmakla belirlenmemesi.

Bir robotun gerçek dünyada başarılı olabilmesi için hızlı olmasının yanı sıra güvenilir, güvenli, uygun maliyetli ve kolay bakım yapılabilir olması gerekiyor. Çin’in büyük iç pazarı ise şirketlere bu özellikleri geliştirmek için çok sayıda uygulama alanı sunuyor.

Bir lojistik merkezinde ya da fabrikada çalışan robot, yalnızca görevini yerine getirmekle kalmıyor; aynı zamanda üreticiye tasarım, yazılım, donanım entegrasyonu ve bakım süreçlerinin nasıl iyileştirilebileceğine ilişkin yeni veriler sağlıyor. Böylece daha fazla kullanım, daha fazla veri ve deneyim; daha iyi ürünler ise daha düşük maliyet ve daha geniş kullanım anlamına geliyor.

Üretim ölçeği Çin’in en büyük avantajlarından biri

Çin’in güçlü üretim altyapısı, robot şirketlerinin prototip aşamasından küçük ölçekli üretime ve ardından seri üretime görece hızlı biçimde geçmesine imkân tanıyor.

Bu süreç yalnızca robot üreticilerinin değil, aktüatör, sensör, batarya, makine görüş sistemleri ve hassas mekanik parça üreten tedarikçilerin de hızla gelişmesini sağlıyor. Böylece teknolojinin farklı kullanım alanlarına uyarlanması ve gerçek dünya koşullarında karşılaşılan sorunların daha hızlı çözülmesi mümkün hale geliyor.

Pekin’deki oyunlar da bu ölçeğin somut bir göstergesi oldu. Organizasyona 16 ülkeden 666 takım ve toplam 2 bin 56 robot katılıyor. Yarışmalar arasında atletizm etkinliklerinin yanı sıra futbol, masa tenisi, halter ve farklı gerçek hayat senaryolarına yönelik görevler de bulunuyor.

Rekabet yalnızca Çin ile ABD arasında değil

Çin’in hızlı ilerlemesine rağmen küresel robotik yarışında diğer ülkelerin güçlü olduğu alanlar da bulunuyor.

ABD; yapay zekâ araştırmaları, gelişmiş yarı iletkenler, bilgi işlem platformları ve yazılım ekosisteminde önemli avantajlarını koruyor. Japonya ve Avrupa ülkeleri ise hassas bileşenler, endüstriyel otomasyon, güvenilirlik, güvenlik sistemleri ve teknik standartlar gibi alanlarda güçlü konumda.

Çin’in ise bazı üst düzey çipler, temel yazılımlar, gelişmiş sensörler, hassas parçalar ve uluslararası standartlar ile sertifikasyon konusunda aşması gereken engeller bulunuyor.

Çin ve Ürdün’den stratejik ortaklığı derinleştirme mesajı
Çin ve Ürdün’den stratejik ortaklığı derinleştirme mesajı
İçeriği Görüntüle

Asıl yarış gerçek dünyada başlayacak

Pekin’deki 9,39 saniyelik derece, insansı robot teknolojisinin ne kadar hızlı ilerlediğini gösteren çarpıcı bir örnek. Ancak robotların insanlardan daha hızlı koşabilmesi, tek başına ticari başarı anlamına gelmiyor.

Asıl sınav; bu makinelerin fabrikalarda, depolarda, hastanelerde ve diğer çalışma ortamlarında güvenli, dayanıklı ve ekonomik biçimde görev yapıp yapamayacağı olacak.

Çin’in avantajı, yalnızca tek tek teknolojilerde üstünlük sağlamaktan ziyade, mühendislik kapasitesini, üretim ölçeğini, tedarik zincirlerini ve geniş iç pazarını aynı sistem içerisinde birleştirebilmesinde yatıyor.

Bu nedenle Pekin’deki robot yarışları, Usain Bolt’un rekorunun kırılmasından çok daha geniş bir gelişmeye işaret ediyor: Çin, insansı robotları laboratuvarlardan çıkarıp gerçek dünyanın ekonomik faaliyetlerine entegre edebilecek bir endüstriyel ekosistem kurma yolunda hızla ilerliyor.