CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Çin'in küresel üretimdeki genişlemesi dikkatleri üzerine çekiyor. Ülke içindeki dev sanayi bölgelerini başka ülkelere de taşıyan Çin, son yıllarda üretim tesislerinden limanlara, demiryollarından havalimanlarına kadar uzanan yatırımlarla küresel tedarik zinciri açısından çığır açmış durumda. Suudi Arabistan, Macaristan, Brezilya, Endonezya, Mısır ve Sırbistan gibi ülkelerde Çin sermayesiyle yeni sanayi parkları ve üretim tesisleri kurulurken, Çinli şirketlerin son üç yılda yurt dışında fabrika kurmak için 200 milyar doların üzerinde harcama yaptığı belirtiliyor.
Bu yatırımlarla beraber Çin'in küresel üretim ağı; geniş bir coğrafyaya yayılıyor, bu ağlar yalnızca tekil fabrikalardan oluşmuyor. Çinli tedarikçiler de üreticileri takip ederek aynı bölgede kümeleniyor. Böylece Çin'deki yoğun ve birbirine bağlı sanayi ekosistemlerinin benzerleri yurt dışında kurulmuş oluyor.
Aynı zamanda yatırımları giderek stratejik sektörlerde yoğunlaşıyor. Bu sektörler; elektrikli araçlar, yeşil enerji teknolojileri ve bilgi işlem diye uzayıp gidiyor.
Küresel Güney ülkeleri de bu yatırımları çekebilmek için Çinli şirketlere çeşitli teşvikler sunuyor. Mısır bunlardan biri. Kahire yönetiminin büyük yatırımlar için "altın lisans" uygulaması, Çinli şirketlerin ilgisini çekiyor. Mısır aynı zamanda 120 milyonluk iç pazarı ve Avrupa, Afrika ve Orta Doğu'ya erişimi sayesinde Çinli üreticiler açısından bir ihracat üssü olma potansiyeli taşıyor.
Avrupa ayağının merkez üssü Macaristan
Çin sermayesinin Avrupa'daki varlığı da büyüyor. Rhodium Group ve MERICS verilerine göre Çinli şirketlerin Avrupa'daki yeni tesis yatırımları 2025'te bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 50 artarak 8,9 milyar avroyla rekor seviyeye ulaştı. Macaristan, bu yatırımların en önemli merkezlerinden biri haline gelirken Sırbistan'daki Çin yatırımları da büyüme gösteriyor. Çinli otomotiv tedarikçisi Linglong Tire, Sırbistan'ın Zrenjanin kentindeki fabrikasının kapasitesini artırıyor. Tesiste Volkswagen ve Ford gibi Batılı otomotiv üreticilerine tedarik edilen ürünler de bulunuyor.
Üretimin dünyanın farklı bölgelerine yayılması, Çin'in lojistik ağının da genişlemesi anlamına geliyor. Çinli lojistik şirketleri bugün Yunanistan'dan Sri Lanka'ya kadar en az 132 yabancı limanı işletiyor. Çin bağlantılı demiryolu hatları ve havalimanları da bu üretim ağlarını birbirine bağlıyor.
Böylece ortaya yalnızca Çin dışında kurulan fabrikalardan oluşan bir sistem çıkmıyor. Çinli şirketler üretimi, tedarikçileri ve lojistik altyapıyı birlikte taşıyarak küresel ölçekte Çin merkezli yeni bir sanayi ağı oluşturuyor.
Pekin'in ilerleyişini endişeli başlıklarla manşetlerine taşıyan Batı medyasından Economist ise şöyle yazıyor: "Dünya Çin'in kurduğu küresel üretim ve tedarik ağına bağımlı hale geliyor"
Batı medyasından dikkat çeken "öneriler"
ABD'de "Gölge Dışişleri” olarak bilinen Dış İlişkiler Konseyi'nin (CFR) dergisi Foreign Affairs, son dönemlerde Çin politikası önerileriyle dikkat çekmişti. Çin teknolojilerini tamamen dışlamanın ABD'ye maliyetinin rekabeti zayıflatmak olduğu belirtilen son yazısında dergi, Kuşak ve Yol'a alternatif çağrısında bulunmuştu. Foreign Affairs, Çin’in ticari yükselişinden duyduğu endişeyi üst üste yayımladığı politika önerileriyle gözler önüne sermiş, ilk olarak “Çin’i dışlamanın maliyeti” başlıklı bir makale yayımlamıştı. Dergi, söz konusu yazıda Washington’a bir dizi ticaret politikaları önerisinde bulunmuştu. Yazıda ABD'ye Çin teknolojilerine karşı "seçici açıklık" yaklaşımı önerilmişti.
Dergi kısa bir süre sonra da “Kalıcı bir Çin Stratejisi” çağrısı yaptığı bir başka makaleyi manşetine taşımıştı. Makale, Çin’in ticareti yalnızca ekonomik büyüme sağlamak için değil, aynı zamanda jeopolitik gücünü artırmak için kullandığını vurgulamıştı. Çin hükümetinin kritik sektörlerde üretimi teşvik ettiği; bunun sonucunda Çinli şirketlerin küresel pazarlarda rakip ülkelere üstünlük kurduğu belirtilmişti. Yazıda Çin’in bu adımlarıyla, ABD ve müttefiklerinin Pekin ile ekonomik, diplomatik ve askeri rekabet etme gücünün azaldığı vurgusu yapılmış "ABD, Çin küresel üretim ve tedarik zincirlerini kontrol ettiği sürece uzun vadeli rekabeti kazanamayacak" değerlendirmesi yapılmıştı.




