Çin Kızıl Ordusu'nun Uzun Yürüyüşü düşünüldüğünde, akıllara Çin'in büyük lideri Mao Zedong, tarihe geçen bu destansı yolculuk ve Amerikalı gazeteci Edgar Snow'un dönüm noktası niteliğindeki “Çin Üzerinde Kızıl Yıldız” adlı eseri gelebilir.
Peki Kızıl Ordu neden Uzun Yürüyüş'e çıktı? Askerler ne kadar yol kat etti ve bu zorlu yolculuk sırasında neler yaşandı?
Bu yıl, Uzun Yürüyüş'ün tamamlanmasının 90. yıl dönümü. Bu nedenle, Edgar Snow'un “modern zamanlarda eşi benzeri olmayan bir yolculuk” olarak nitelendirdiği bu tarihi olayı yeniden ele almak, onun modern Çin tarihindeki önemini anlamak açısından önemli bir fırsat sunuyor.
“Modern zamanlarda eşi benzeri olmayan bir yolculuk”
Uzun Yürüyüş, Çin İç Savaşı sırasında, daha sonra Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun öncüsü olacak Çin Kızıl Ordusu'nun ana kuvvetlerinin, Doğu Çin'deki Jiangxi eyaletinde bulunan devrimci üs bölgelerinden ayrılmak zorunda kalmasıyla Ekim 1934'te başladı.
Kızıl Ordu, kendisinden çok daha büyük Kuomintang güçleri tarafından kuşatılmıştı. Bu nedenle birlikler, askeri kuşatmayı yararak hayatta kalmak ve güçlerini korumak amacıyla batıya ve kuzeye doğru ilerledi.
Sonraki iki yıl boyunca Kızıl Ordu'nun farklı birlikleri 10'dan fazla eyaletten geçti. Azgın nehirleri aştılar, karla kaplı dağlara tırmandılar ve uçsuz bucaksız otlaklardan geçtiler. Bir yandan Kuomintang güçleriyle savaşırken diğer yandan açlık, hastalık, soğuk ve zorlu arazi koşullarıyla mücadele ettiler.
Uzun Yürüyüş, Ekim 1934'ten Ekim 1936'ya kadar yaklaşık iki yıl sürdü. Kat edilen toplam mesafeye ilişkin tahminler farklılık gösterse de Mao Zedong, Edgar Snow'a Kızıl Ordu'nun yaklaşık 25 bin li, yani yaklaşık 12 bin 500 kilometre yol kat ettiğini söyledi.
Bu nedenle bu tarihi yolculuk, Çin tarihinde “25 Bin Li'lik Uzun Yürüyüş” adıyla anılmaya başladı.
Xiang Nehri Muharebesi: En kanlı çatışmalardan biri
Uzun Yürüyüş, Ekim 1934'te Jiangxi eyaletinin Yudu ilçesinden başladı. Kızıl Ordu'nun yürüyüş boyunca 600'den fazla muharebe ve çatışmaya girdiği ve ağır kayıplar verdiği tahmin ediliyor.
İlk dönemin en kanlı çatışmalarından biri, Kasım 1934'te Çin'in güneyindeki Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi'nde bulunan Xiang Nehri çevresinde yaşandı.
Ortalama yaşı 20'nin altında olan askerlerden oluşan Merkezi Kızıl Ordu, bu savaşta ağır kayıplar verdi. Yola yaklaşık 86 bin askerle çıkan ordunun, çatışmaların ardından yalnızca 30 binden biraz fazlası yürüyüşe devam edebildi.
Savaşanlar arasında Beşinci Ordu Kolordusu'nun 34. Tümen Komutanı Chen Shuxiang da bulunuyordu. 29 yaşındaki Chen, yaralanarak esir düştü. Ancak teslim olmayı reddetti ve düşmana boyun eğmek yerine hayatına son vermeyi tercih etti.
Kızıl Ordu'nun verdiği ağır kayıplar, askerlerin son derece zor koşullara rağmen mücadele etmeye devam ettiğini gösteriyordu. Ancak bu kayıplar, aynı zamanda Kızıl Ordu'yu kritik bir dönüm noktasına getirmişti.

Zunyi Toplantısı: Bir dönüm noktası
15-17 Ocak 1935 tarihleri arasında Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu, Çin'in güneybatısındaki Guizhou eyaletinin Zunyi kentinde genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi.
Toplantıda iki temel konu ele alındı: Kızıl Ordu'nun art arda yaşadığı askeri yenilgilerin nedenleri ve bunlara nasıl karşılık verileceği ile Parti'nin liderlik ve örgütlenme yapısındaki sorunlar.
Toplantıda dönemin askeri liderliğinin yaptığı hatalar eleştirildi ve Mao Zedong'un askeri yaklaşımına daha fazla ağırlık verildi.
Çin Halk Üniversitesi'nden ÇKP uzmanı Xia Lu'ya göre, Zunyi Toplantısı'nın ardından Parti ve Kızıl Ordu, son derece tehlikeli bir durumdan giderek daha güvenli bir konuma geçmeye başladı. Çin devriminin seyri de askeri yenilgilerden bir dizi stratejik başarıya doğru değişti.
Zorlu mücadelelerle kazanılan zaferler
Bu değişimin en belirgin örneklerinden biri Chishui Nehri çevresinde yaşandı.
19 Ocak ile 22 Mart 1935 tarihleri arasında yaklaşık 30 bin Kızıl Ordu askeri, kendilerinden çok daha büyük, yaklaşık 400 bin kişilik düşman kuvvetiyle karşı karşıya kaldı. Kızıl Ordu birlikleri nehri dört kez geçip geri dönerek düşmanı şaşırtan bir dizi manevra gerçekleştirdi.
Bu taktik, Kızıl Ordu'nun Kuomintang güçlerinin askeri kuşatmasından kurtulmasını ve ana savaş gücünün önemli bir bölümünü korumasını sağladı.
Bir başka belirleyici an ise Mayıs 1935'te Luding Köprüsü'nde yaşandı.
Kuomintang güçlerinin takibi altında ilerleyen Kızıl Ordu, Batı Sichuan'daki Dadu Nehri kıyısında bulunan Anshunchang'a ulaştı. Nehri geçmek için kullanılabilecek en önemli noktalardan biri Luding Köprüsü'ydü. Ancak köprünün ahşap döşemeleri sökülmüş ve geriye büyük ölçüde demir zincirler kalmıştı.
Köprüye ulaşmak için gönderilen öncü birlik, tek bir günde yaklaşık 120 kilometre yol kat etti.
29 Mayıs sabahı 22 gönüllü asker, ağır makineli tüfek ateşi altında köprünün açıkta kalan demir zincirleri üzerinde ilerleyerek karşı kıyıdaki düşman mevzilerine saldırdı.
Bu saldırının başarılı olmasıyla köprü güvence altına alındı ve Kızıl Ordu'nun ana kuvvetlerinin Dadu Nehri'ni geçerek kuzeye ilerlemesinin önü açıldı.
Hem doğayla hem de düşmanla mücadele
Kızıl Ordu'nun karşılaştığı zorluklar savaşlarla sınırlı değildi.
Dadu Nehri'ni geçtikten sonra birlikler, karla kaplı yüksek dağları aşmak ve geniş, büyük ölçüde ıssız otlaklardan geçmek zorunda kaldı. Malzemeler giderek azalırken yüksek rakım, dondurucu soğuklar ve zorlu arazi koşulları yeni tehlikeler ortaya çıkardı.
Birçok asker ağır irtifa hastalığı, açlık ve susuzlukla mücadele etti. Dondurucu hava koşulları ve bataklık araziler de yürüyüşü son derece tehlikeli hale getirdi.
Çin Sosyal Bilimler Akademisi Dünya Tarihi Enstitüsü'nün eski direktörü Wang Chaoguang, Kızıl Ordu askerlerinin önemli bir bölümünün savaşlarda değil, bu ağır doğa koşulları nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti.
Wang'a göre, yürüyüş sırasında “sayısız yoldaş” hayatını kaybetti. Başlangıçta yaklaşık 206 bin kişiden oluşan farklı Kızıl Ordu birliklerinden yalnızca 57 bin kadarının yürüyüşün sonuna ulaşabildiği tahmin ediliyor.
Uzun Yürüyüş'ün sonu
Ekim 1936'ya gelindiğinde iki yıllık yolculuk sona yaklaşmıştı.
Farklı güzergâhlardan ilerleyen Kızıl Ordu birlikleri, Çin'in kuzeybatısındaki Gansu eyaletinin Huining ilçesinde nihayet bir araya geldi. Böylece Uzun Yürüyüş tamamlandı.
Başlangıçta kuşatmadan kurtulmak için gerçekleştirilen umutsuz bir geri çekilme hareketi olarak görülen Uzun Yürüyüş, iki yılın sonunda Çin Komünist Partisi ve Çin devriminin tarihinde belirleyici bir dönüm noktasına dönüştü.
On binlerce kilometrelik bu yolculuk, ağır kayıplara, açlığa, hastalıklara, zorlu coğrafi koşullara ve sürekli askeri baskıya rağmen sürdürüldü. Kızıl Ordu'nun hayatta kalan birlikleri, yürüyüşün sonunda yalnızca fiziksel olarak değil, siyasi ve askeri açıdan da yeniden örgütlenmiş durumdaydı.
Bu nedenle Uzun Yürüyüş, yalnızca bir askeri geri çekilme operasyonu olarak değil, Mao Zedong'un liderliğinin güçlenmesine ve Çin Komünist Partisi'nin sonraki yıllarda iktidara ulaşmasına zemin hazırlayan kritik bir tarihsel süreç olarak değerlendirilmeye devam ediyor.




