CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Çin, 1 Ağustos Ordu Günü'nde Huangyan Dao konusunda attığı üç eş zamanlı adımla yalnızca Filipinler'in son provokasyonlarına yanıt vermedi; aynı zamanda Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iradesinin hangi araçlarla korunacağını da açık biçimde ortaya koydu.
İlk adım, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Güney Harekât Komutanlığı'nın Huangyan Dao ve çevresindeki karasuları ile hava sahasında gerçekleştirdiği müşterek deniz-hava tatbikatı oldu. Keşif ve erken uyarıdan deniz ve hava kontrolüne, caydırıcılık devriyelerinden müşterek taarruzlara kadar birçok gerçek savaş senaryosunun uygulandığı tatbikat, yalnızca rutin bir askeri eğitim olarak değerlendirilmemelidir. Bu faaliyet, Çin ordusunun ülkenin egemenlik haklarını korumaya her an hazır olduğunu ve gerektiğinde tüm kabiliyetlerini kullanabilecek kapasiteye sahip bulunduğunu gösteren stratejik bir ilan niteliği olarak öne çıktı.
İkinci adım ise Çin Sahil Güvenliği'nin Huangyan Dao açıklarında gerçekleştirdiği hak ve egemenlik koruma amaçlı kolluk tatbikatları oldu. Gemiye çıkma, arama ve el koyma (VBSS), zorla girişin engellenmesi ve ihlal eden gemilerin zorla bölgeden uzaklaştırılması gibi uygulamalar, deniz hukukunun uygulanmasına yönelik somut operasyonel kabiliyetleri ortaya koydu.
Üçüncü adım ise Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Ulusal Orman ve Çayır İdaresi, Çin Sahil Güvenliği ve Hainan eyalet yönetiminin ortaklaşa yayımladığı Huangyan Dao Ulusal Doğa Koruma Alanı yönetim tedbirleri oldu. Düzenli devriye sistemi kurulmasını öngören, mercan resiflerini ve deniz ekosistemini koruyan, yasa dışı balıkçılık ile madencilik faaliyetlerini yasaklayan bu düzenleme, Çin'in bölgeyi yalnızca egemenlik perspektifiyle değil, çevresel sorumluluk anlayışıyla da yönettiğini ortaya koymakta.
Hukukun yüklediği sorumluluk
Bazı yabancı medya organları bu gelişmeleri, Filipinler'in Huangyan Dao çevresinde sözde "karasuyu esas hatları" ilan etmesine karşı alınmış bir dizi karşı önlem olarak yorumladı. Oysa bu değerlendirme eksik kalmaktadır. Çin'in attığı adımlar yalnızca karşılık verme amacı taşımamaktadır. Aynı zamanda uluslararası hukukun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirme, çevresel yönetişimi güçlendirme ve Güney Çin Denizi'nde Tarafların Davranışlarına İlişkin Bildiri'nin uygulanmasına katkı sağlama iradesini de yansıtmaktadır.
Çin Dışişleri Bakanlığı'nın 31 Temmuz'da yaptığı açıklamada da açıkça belirtildiği gibi, Filipinler'in Huangyan Dao için tek taraflı şekilde sözde "karasuyu esas hatları" belirleme girişimi Çin'in toprak egemenliğini ihlal etmekte ve uluslararası hukuka aykırı bir adım oluşturmaktadır. Hukuki dayanağı bulunmayan bu girişimin hiçbir geçerliliği yoktur.
Bölge dışındaki güçlere mesaj
Son yıllarda Filipinler'in Güney Çin Denizi konusunda attığı tek taraflı adımlar bununla da sınırlı değildir. Sözde Güney Çin Denizi tahkim süreci, sözde Deniz Bölgeleri Yasası, tek taraflı esas hat ilanları, Ren'ai Jiao'daki yasa dışı faaliyetler ve Huangyan Dao lagününe yönelik ihlal girişimleri, bölgedeki gerilimi artırmaktan başka bir sonuç vermemiştir. Yaşananlar, Güney Çin Denizi'ni siyasi hesaplaşma alanına dönüştürme çabalarının başarısız olmaya mahkûm olduğunu göstermektedir. Çin ise hak ve çıkarlarını korumaya yönelik gerekli ve etkili tedbirleri almaya devam edecektir.
Bu gelişmeler aynı zamanda bölge dışındaki güçlere de açık bir mesaj vermektedir. Sürekli "uluslararası kurallar" söylemini öne çıkaran bazı ülkeler, gerçekte Filipinler'i daha riskli adımlar atmaya teşvik ederek bölgedeki istikrarı zedelemektedir. Çin'in gerçekleştirdiği müşterek tatbikatlar ve kolluk faaliyetleri, uluslararası topluma tek bir mesaj iletmektedir: Çin, egemenliğini, güvenliğini ve stratejik çıkarlarını koruma konusunda taviz vermeyecek; hiçbir dış gücün Çin'in çıkarları pahasına kendi stratejik hesaplarını hayata geçirmesine izin vermeyecektir.



