BRICS, 2023'te başlayan genişleme sürecinin ardından daha geniş bir ekonomik ve siyasi işbirliği platformuna dönüşme yolunda ilerliyor.

Blokta mevcut üye sayısı 11'e yükselirken, 10 ülkenin de “ortak ülke” statüsüyle BRICS'le işbirliğine dahil edilmesiyle oluşan yapı, bazı çevreler tarafından “Büyük BRICS İşbirliği” olarak nitelendiriliyor.

Genişleme, BRICS'in küresel ekonomik ve siyasi ağırlığını artırırken, örgütün farklı siyasi sistemlere, ekonomik yapılara ve dış politika önceliklerine sahip ülkeleri aynı çatı altında buluşturması yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Özellikle Batı merkezli değerlendirmelerde, üye sayısındaki hızlı artışın ve ülkeler arasındaki farklılıkların karar alma süreçlerini zorlaştırabileceği, bunun da BRICS'in etkinliğini sınırlayabileceği öne sürülüyor.

Ancak BRICS'in son yıllardaki gelişimine ilişkin değerlendirmeler, farklılıkların işbirliğinin genişlemesini şu ana kadar engellemediğine işaret ediyor.

Ekonomiden yapay zekaya genişleyen işbirliği

BRICS ülkeleri son üç yılda ekonomi ve finansın yanı sıra tarım, sanayi, teknoloji ve yapay zeka gibi alanlarda işbirliğini genişletmeye yönelik girişimlerde bulundu.

İklim değişikliği, sağlık ve uluslararası kurumların reformu gibi başlıklarda da yeni mekanizmalar ve ortak girişimler gündeme geldi.

Bu süreç, BRICS'in yalnızca ekonomik bir işbirliği platformu olmanın ötesine geçerek küresel ölçekte daha fazla söz sahibi olma arayışını da yansıtıyor.

Örgütün mevcut yapısı; tam üyelerin yanı sıra ortak ülkeler ve çeşitli alanlarda işbirliği yapan ülkeleri kapsayan daha geniş bir çerçeveye doğru ilerliyor.

Bu genişlemenin, BRICS'in küresel yönetişimdeki rolünü ve özellikle Küresel Güney ülkeleri arasındaki etkisini artırması hedefleniyor.

“Derinleşme mi, genişleme mi?” tartışması

Uluslararası örgütlerin karşı karşıya kaldığı temel sorunlardan biri, üye sayısını artırırken aynı zamanda karar alma mekanizmalarının etkinliğini koruyabilmek.

BRICS'in genişlemesi de bu açıdan “derinleşme ve genişleme” ikilemini yeniden gündeme getiriyor.

Farklı ekonomik büyüklüklere, siyasi sistemlere ve jeopolitik önceliklere sahip ülkelerin ortak kararlar almasının zorlaşabileceği yönündeki görüşler, genişleme sürecine yönelik eleştirilerin başında geliyor.

BRICS cephesinde ise farklılıkların bir zayıflık yerine işbirliği alanı yaratabileceği vurgulanıyor.

Bu yaklaşımın temelinde, örgütün karar alma süreçlerinde egemen eşitlik, karşılıklı saygı, istişare ve uzlaşı ilkelerine vurgu yapması bulunuyor.

BRICS'te ülkelerin ekonomik veya siyasi ağırlıklarından bağımsız olarak eşit statüde olduğu ve kararların ortak görüş oluşturulması yoluyla alınmasının hedeflendiği belirtiliyor.

Bu yapının, siyasi veya güvenlik alanlarında görüş ayrılıkları bulunan ülkeler arasında iletişim kanallarının açık tutulmasına da imkan sağladığı ifade ediliyor.

Ekonomik çıkarlar ortak zemini güçlendiriyor

BRICS'in farklılıkları yönetme yöntemlerinden biri de ekonomik işbirliğini öncelikli alan olarak belirlemesi.

Örgüt, bir güvenlik ittifakı veya belirli bir ülkeye karşı kurulmuş siyasi bir blok olmaktan ziyade, Güney-Güney işbirliğini geliştirmeye yönelik ekonomik bir platform olarak tanımlanıyor.

Bu çerçevede ticaret, yatırım, finans, sanayi, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma gibi alanlarda ortak çıkarların geliştirilmesi hedefleniyor.

BRICS ülkelerinin büyük nüfuslara ve geniş pazarlara sahip olması, enerji ve doğal kaynaklardan sanayi üretimine kadar farklı alanlarda birbirlerini tamamlayan ekonomik yapılara sahip olmaları, işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.

Bu perspektife göre, ülkeler arasındaki ekonomik tamamlayıcılık arttıkça siyasi farklılıkların işbirliği üzerindeki etkisinin de sınırlanabileceği düşünülüyor.

Küresel Güney vurgusu

BRICS'in ortak söyleminde öne çıkan bir diğer unsur ise Küresel Güney ülkelerinin uluslararası sistemdeki ağırlığının artırılması.

BRICS ülkeleri, mevcut uluslararası ekonomik ve siyasi kurumların daha adil ve kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu kapsamda Birleşmiş Milletler, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi kurumlarda reform yapılması çağrıları, BRICS'in ortak gündeminde önemli yer tutuyor.

Almanya merkezli Körber Vakfı ve diğer kuruluşlar tarafından 2026'da yayımlanan bir raporda da Küresel Güney'deki bazı büyük ülkelerin BRICS'i Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası'ndan daha önemli bir platform olarak gördüğü belirtiliyor.

Bu değerlendirmeler, BRICS'in yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değil, küresel yönetişimdeki rolü bakımından da daha fazla dikkate alınmaya başladığını gösteriyor.

BRICS'in önündeki asıl sınav

BRICS'in genişlemesi örgütün küresel ağırlığını artırırken, aynı zamanda önündeki en önemli sınavı da ortaya çıkarıyor.

Birbirinden oldukça farklı siyasi ve ekonomik önceliklere sahip 11 üyenin ve 10 ortak ülkenin ortak politikalar geliştirebilmesi, örgütün gelecekteki etkinliğini belirleyecek.

Şu ana kadar ekonomik, teknolojik ve finansal işbirliğinin genişletilmesi, bu farklılıkların tamamen aşılmaz olmadığını gösteriyor.

Ancak BRICS'in uluslararası alandaki iddiasının güçlenmesiyle birlikte, üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının daha karmaşık konularda nasıl yönetileceği de daha fazla önem kazanacak.

BRICS, 2026'da kuruluşunun 20. yılına yaklaşırken, G7 ve Bretton Woods kurumlarıyla karşılaştırıldığında hâlâ genç bir yapı olma özelliğini taşıyor.

Danışmanlarından Trump’a İran uyarısı: “Savaş yıllarca sürebilir”
Danışmanlarından Trump’a İran uyarısı: “Savaş yıllarca sürebilir”
İçeriği Görüntüle

Buna karşın genişleme süreci, örgütün uluslararası sistemde daha görünür ve etkili bir aktör olma hedefini güçlendiriyor.

BRICS'in gelecekteki başarısı ise yalnızca kaç ülkenin örgüte katıldığıyla değil, artan çeşitliliği ortak ekonomik ve siyasi hedeflere ne ölçüde dönüştürebildiğiyle belirlenecek.