Avrupa Komisyonu’nun bu hafta AB kamu alım kurallarında kapsamlı bir revizyon önermesi bekleniyor. Avrupa medyası tarafından, Çin’e yönelik ekonomik bağımlılığı azaltma girişimlerinin son halkası olarak değerlendirilen düzenlemenin, kamu ihalelerinde Avrupalı şirketlere daha fazla avantaj sağlaması bekleniyor.
AB sanayi politikasından sorumlu Komisyon Üyesi Stephane Sejourne’nin çarşamba günü açıklaması beklenen Kamu Alımları Yasası taslağının, kamu ihalelerinde fiyata yönelik “aşırı odaklanmayı” azaltmayı ve “üçüncü ülke tedarikçilerine yönelik zararlı stratejik bağımlılıkları” sınırlandırmayı amaçladığı bildirildi.
Avrupa politika haber kuruluşu Euractiv’in haberine göre taslak, açıklanmadan önce değişikliğe uğrayabilir.
"Düzenlemenin hedefinde Çin var"
Önerilen düzenleme kapsamında kamu alıcılarının sözleşme verirken yalnızca fiyat ve ekonomik kriterleri değil, çeşitli güvenlik risklerini de değerlendirmesine olanak tanınması planlanıyor.
Bunlar arasında casusluk, siber saldırılar, hibrit saldırılar ve AB dışındaki aktörlerin müdahalesi gibi risklerin yanı sıra kritik altyapıların, stratejik tedarik zincirlerinin ve kilit teknolojilerin korunmasına ilişkin endişeler de yer alıyor.
Taslakta Çin’in adı doğrudan geçmese de Euractiv, düzenlemenin esas hedefinin Çin olduğunu öne sürdü. Haberde, teklif sahiplerinin rakiplerinden önemli ölçüde daha düşük fiyat vermeleri halinde bu fiyat farkını açıklamalarını öngören hüküm de Çin’e yönelik dolaylı bir adım olarak değerlendirildi.
Financial Times da aynı gün yayımladığı haberinde, taslağın kamu alıcılarına sözleşme verirken Avrupalı şirketleri tercih etme imkânı tanıyacağını bildirdi.
Analistler, bunun Brüksel’in yabancı tedarikçileri, özellikle de Çinli şirketleri, doğrudan yasak getirmeden sistematik biçimde dezavantajlı duruma düşürebilecek yeni bir yasal çerçeve oluşturduğu anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Çinli analistlerden “korumacılık” eleştirisi
Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, Global Times’a yaptığı değerlendirmede, önerilen reformun daha geniş kapsamlı bir korumacılık politikasının parçası olduğunu belirtti.
Jian, Brüksel’in “risk azaltma” ve yeniden sanayileşme politikaları kapsamında farklı alanlarda kısıtlamaları genişlettiğini belirterek, kamu alımlarına yönelik yeni düzenlemenin de bu yaklaşımın bir devamı olduğunu söyledi.
Jian’a göre önerilen düzenleme devlet kurumları ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen kuruluşları hedeflerken, diğer sanayi politikaları doğrudan şirketlere yönelik. Ancak kapsamları farklı olsa da bu politikaların ortak amacının Avrupalı üreticileri dış rekabetten, özellikle de Çinli şirketlerden korumak olduğunu vurguladı.
Jian, Brüksel’in yaklaşımını “korumacı çerçevesine yamalar eklemek” olarak nitelendirerek, bunun serbest ticaretin ruhuna ve çok taraflı ticaret sisteminin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.
Kamu alımları 2,5 trilyon euroluk bir pazar
Önerilen düzenlemenin etkileyebileceği alanın oldukça geniş olduğu belirtiliyor.
Bloomberg’in temmuz ayında yayımladığı habere göre Avrupa’nın “tercih” kuralları; gaz tedariki, enerji üretimi ve çıkarımı, su ve elektrik şebekeleri, demiryolları, limanlar, havaalanları ve posta hizmetleri gibi çok sayıda stratejik sektörü kapsayabilir.
Taslakta ayrıca, sunulan mal ve hizmetlerin değerinin yarısından fazlasının Avrupa dışı menşeli içerikten oluştuğu tekliflerin kamu alıcıları tarafından reddedilebilmesine imkân tanınması öngörülüyor.
Reuters’ın temmuz ayında aktardığı taslağa göre AB’de kamu alımları, Birliğin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu da 2025 yılı ekonomik büyüklüğü üzerinden yaklaşık 2,5 trilyon euroluk bir pazara karşılık geliyor.
“Avrupa ekonomisinin temel sorunlarını çözmekte yetersiz”
Jian Junbo, korumacı önlemlerin Avrupalı şirketlere yabancı rekabet karşısında kısa vadede bir rahatlama sağlayabileceğini, ancak Avrupa ekonomisinin temel rekabet sorunlarını çözmekte yetersiz kalacağını söyledi.
Jian, daha düşük maliyetli ve daha verimli tedarikçilere erişimin kısıtlanmasının kamu kurumları ve nihai tüketiciler açısından maliyetleri artırabileceği uyarısında bulundu.
Bunun yanı sıra, rekabetin zayıflamasının Avrupalı şirketlerin verimliliklerini artırma ve yenilik yapma yönündeki teşviklerini de azaltabileceğini belirtti.
AB, Çinli şirketlere yönelik kısıtlamaları daha önce de artırdı
AB’nin Çinli şirketlerin kamu alımlarına erişimine yönelik kısıtlamaları yeni değil.
Haziran 2025’te AB, Uluslararası Tedarik Aracı kapsamında değeri 5 milyon euronun üzerindeki tıbbi cihaz ihalelerine Çinli şirketlerin katılımını beş yıl süreyle yasaklamıştı.
AB’ye bağlı Çin Ticaret Odası (CCCEU), kararın ardından yaptığı açıklamada “derin hayal kırıklığı ve ciddi endişe” duyduğunu belirterek uygulamanın AB’nin açıklık, adalet ve ayrımcılık yapmama ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtmişti.
CCCEU ayrıca Avrupalı şirketlerin yıllardır Çin pazarına önemli ölçüde erişim sağladığına dikkat çekmişti.
“Avrupa’da Üretilmiştir” yaklaşımı genişliyor
Avrupalı şirketlere öncelik verilmesi yaklaşımının, AB’nin önerdiği Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nda da kendisini gösterdiği belirtiliyor.
Mart ayında açıklanan ve halen yasama incelemesi devam eden tasarıda “Avrupa’da Üretilmiştir” hükümlerinin yanı sıra yabancı yatırımlara ilişkin yeni koşullar da yer alıyor.
AB Ticaret ve Ekonomik Güvenlik Komiseri Maros Sefcovic de 31 Ağustos’ta POLITICO’ya verdiği röportajda, stratejik sektörlerde Çin’e olan bağımlılığı azaltmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü söylemişti.
Sefcovic, alternatif tedarikçilerin bulunduğu alanlarda şirketleri farklı kaynaklardan alım yapmaya teşvik edecek bir çeşitlendirme mekanizması üzerinde çalışıldığını ifade etmişti.
Çin’den “korumacılık hiçbir yere götürmez” mesajı
Jian Junbo, ayrımcı kısıtlamaların farklı sektörlere yayılmasının piyasa odaklı ticareti bozabileceği, Çin-AB ekonomik ilişkilerini zayıflatabileceği ve taraflar arasındaki ticari gerilimleri artırabileceği uyarısında bulundu.
Bu tür önlemlerin küresel ticaret sisteminin açıklığını da aşındırabileceğini belirten Jian, Çin’in karşı önlemler alma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian da 21 Temmuz’da Avrupa’nın ticarete ilişkin endişelerine yanıt verirken, Çin ile AB arasındaki ekonomik sorunların kaynağının Çin olmadığını savunmuştu.
Lin, “Koruyuculuk hiçbir yere götürmez. Kazan-kazan işbirliği doğru yoldur. AB’nin ticaret ve ekonomi sorunlarının temel nedeni Çin’de değil. Aksine Çin, sorunların çözümünde AB için bir ortak olabilir” ifadelerini kullanmıştı.





