AB içindeki görüş ayrılıkları, Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart'ta sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act - IAA) teklifinde belirginleşiyor. Yasa teklifi, kamu alımları ve kamu desteklerinde çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net sıfır teknolojileri gibi stratejik sektörlerde Avrupa'da üretilen ve düşük karbonlu ürünlere öncelik verilmesini öngörüyor.
Teklifin yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi'ndeki müzakerelerin tamamlanması gerekiyor. IAA'nın temel hedeflerinden biri, Avrupa'nın sanayi kapasitesini güçlendirmek ve 2035'e kadar imalat sektörünün AB ekonomisindeki payını yüzde 20'ye çıkarmak.
Fransa daha güçlü koruma istiyor
Fransa, kamu kaynaklarının Avrupa'daki üretimi ve istihdamı daha doğrudan desteklemesi gerektiğini savunuyor. Paris, "Avrupa'da Üretildi" kriterlerinin daha katı biçimde uygulanmasını ve stratejik sektörlerde yerli üreticilere daha fazla avantaj sağlanmasını istiyor.
Fransız yaklaşımına göre Avrupa'nın artan dış bağımlılıklara karşı sanayi kapasitesini koruması, ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik açısından önem taşıyor. Avrupa Komisyonu da IAA'nın temel amaçları arasında tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artırmayı ve stratejik sektörlerde Avrupa'nın üretim kapasitesini güçlendirmeyi gösteriyor.
Almanya misilleme riskine dikkat çekiyor
Almanya ise daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor. İhracata dayalı Alman ekonomisi açısından ticaret ortaklarını dışlayabilecek katı yerel içerik kurallarının misilleme riskini artırabileceği ve Avrupa şirketlerinin küresel pazarlardaki konumunu zayıflatabileceği değerlendiriliyor.
Berlin, AB ile serbest ticaret anlaşması veya gümrük birliği bulunan güvenilir ticaret ortaklarının da belirli koşullarda Avrupa menşeli ürünlere yönelik tercihli uygulamalardan yararlanabilmesini savunuyor. Komisyonun mevcut teklifinde de AB'nin serbest ticaret veya gümrük birliği anlaşması yaptığı bazı ortakların, belirli şartlar altında Birlik menşeli kabul edilmesine olanak tanınıyor.
Üye ülkeler arasında da görüş ayrılığı var
Tartışma Fransa ve Almanya ile sınırlı değil. İrlanda, Hollanda ve İsveç gibi ticarete daha fazla bağımlı ülkeler de katı "Avrupa tercihi" şartlarının üretim maliyetlerini ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebileceği endişesini taşıyor.
Bu ülkeler açısından daha sert yerel içerik kuralları, özellikle ithal girdilere bağımlı sektörlerde maliyetleri artırabilir. Aynı zamanda ticaret ortaklarının karşı önlemler alması durumunda Avrupa'nın ihracatçı şirketleri yeni engellerle karşılaşabilir.
Yabancı yatırımlara da koşullar getiriliyor
IAA yalnızca kamu alımlarına ilişkin "AB'de Üretildi" kriterleriyle sınırlı değil. Komisyonun teklifine göre, stratejik sektörlerde 100 milyon euronun üzerindeki bazı büyük yabancı yatırımlara da koşullar getirilecek.
Teklif, özellikle tek bir üçüncü ülkenin küresel üretim kapasitesinin yüzde 40'ından fazlasını kontrol ettiği sektörlerdeki yatırımların Avrupa'da istihdam, teknoloji ve bilgi transferi ile katma değer yaratmasını şart koşuyor. Bu yatırımlarda Avrupa Birliği vatandaşlarının istihdamının en az yüzde 50 olması da öngörülüyor.
Çin'den AB'ye tepki
Çin ise IAA kapsamında getirilen bazı düzenlemelerin yatırım önünde engel oluşturabileceği ve Çinli şirketlere karşı ayrımcılığa yol açabileceği görüşünde. Pekin, AB'yi ayrımcı uygulamalardan kaçınmaya çağırırken, Çinli şirketlerin meşru çıkarlarının zarar görmesi halinde karşı önlemler alınabileceği mesajını veriyor.
Çin'in itirazları, AB'nin bir yandan sanayi politikasını güçlendirmeye çalışırken diğer yandan Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerinde yeni gerilim alanları oluşturma riskini de gündeme getiriyor.
Brüksel ve Pekin ekonomik diyaloğu sürdürmeye çalışıyor
AB ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerde gerilimler devam etse de taraflar ticaret ve yatırım alanındaki diyaloğu sürdürmeye çalışıyor. Avrupa'nın temel hedeflerinden biri, Çin ile olan ticaret dengesizliğini azaltmak ve Avrupalı şirketlerin Çin pazarına erişimini iyileştirmek.
Bu süreçte AB'nin sanayi politikası önemli bir sınavdan geçiyor. Brüksel, Avrupa sanayisini küresel rekabete karşı korurken ticaret ortaklarıyla ilişkileri daha fazla gerilime sürüklememeye çalışıyor.
"Koruma mı, rekabet gücü mü?"
Avrupa'daki tartışmanın temelinde, sanayiyi koruma politikalarının hangi noktada Avrupa'nın rekabet gücüne zarar vermeye başlayacağı sorusu bulunuyor.
Fransa, güçlü bir Avrupa sanayi politikasıyla dışa bağımlılığın azaltılabileceğini savunurken Almanya ve diğer ticarete açık ekonomiler, aşırı korumacılığın Avrupa'yı küresel tedarik zincirlerinden uzaklaştırabileceği ve ticaret savaşları riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
IAA'nın geleceği, yalnızca Avrupa sanayisinin nasıl korunacağını değil, AB'nin küresel ticarette daha açık ve rekabetçi bir aktör olarak kalıp kalamayacağını da belirleyecek.




