ABD’nin uzun süreden beri ihmal ettiği Orta Asya’yı Trump, 2018’de C5+1 adı verilen platformu yeniden canlandırarak tekrar ABD’nin gündemine aldı. C5+1 platformu 2015 yılında dönemin başkanı Obama'nın Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan Tacikistan ve Türkmenistan ile birlikte kurduğu çok taraflı bir diplomatik platformdur. C5+1 platformunda ABD; bölge ülkeleriyle güvenlik, ekonomi, enerji, çevre, su yönetimi gibi konularda istişarelerde bulunmakladır.

Özellikle, Trump ve Biden döneminde C5+1 platformu Çin ve Rusya’ya karşı bir denge mekanizması olarak kullanılmaya çalışıldı ama istenilen sonuç elde edilemedi. Biden yönetimi, 2023’te yeniden bu toplantı sürecini başlattı. Trump da Biden’ın bıraktığı yerden bu platformu canlandırmak için ikinci döneminde de gayret sarf ediyor ve 6 kasımda beş Orta Asya devletinin liderleriyle Beyaz Saray’da bir araya geldi.

Trump, kendi sosyal medyasında “dün, beş inanılmaz ülkenin Başkanları, Kazakistan'dan Kasım-Cömert Tokayev, Özbekistan'dan Şevket Mirziyoyev, Tacikistan'dan İmamali Rahmon, Kırgızistan Cumhuriyeti'nden Sadir Japarov ve Türkmenistan'dan Serdar Berdimuhamedov ile Beyaz Saray'da bir Zirveye ev sahipliği yapmak benim için büyük bir onurdu. Otuz yıl boyunca, seleflerim bu Orta Asya Uluslarına hak ettikleri ilgiyi gösteremediler. Şimdi, Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kavşağında bulunan ve bol Kritik Mineraller, Hidrokarbonlar ve İnsan Yeteneği ile kutsanmış olan bu stratejik Bölgenin Liderlerinin, tam olarak meşgul olmak isteyen bir Amerika Birleşik Devletleri Başkanı var! C5+1 platformunun 10. yıldönümünü anmak için, Havacılık, Kritik Mineraller, Tarım, Demiryolu, Otomobil ve Teknoloji sektörlerinde on binlerce Amerikan işini destekleyecek Milyarlarca Dolarlık Ticari Anlaşmalar sağladık. Zirvemiz, Amerika Birleşik Devletleri ile Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgız Cumhuriyeti ve Türkmenistan arasında güzel, yeni bir ilişkinin şafağıydı” şeklinde bahsetti.

Trump’ın ABD-Orta Asya zirvesi düzenlemesinin ana hedefi ABD’nin Çin ile Rusya arasına girmek istemesidir. Böylece , iki ülke arasındaki Büyük Avrasya ortaklığını ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nü parçalayacak. Her iki ülkenin de özel ilgi alanında olan Orta Asya’da ABD’nin var olması Çin’in petrol ve doğalgaz tedarik ettiği önemli bir kaynağın ABD’nin dolaylı kontrolü altına geçmesi anlamına gelecek, Rusya için ise eski Sovyet coğrafyasını kontrol etme lüksü ortadan kalkacaktır. Daha önemlisi ise Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi Rusya’nın ise Avrasya Ekonomik Birliği bu hamleden zarar görecek.

Bilhassa, Ukrayna’nın işgaliyle birlikte Putin ile arasında soğuk rüzgarlar esen Kazakistan lideri Kasım-Cömert Tokayev’in İbrahim anlaşmalarını imzalayacağı Trump tarafından duyurulmasından sonra İsrail ile Arap ülkelerinin ilişkilerinin normalleştirilmesi için düşünülmüş olan İbrahim anlaşmalarının farklı bir yöne evrilerek Avrasya coğrafyasını da hedeflediği görülmüştür.

Özellikle, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nın açıklaması zihinlerde farklı soru işaretlerine neden olmuştur: Dışişleri Bakanı Rubio, yaptığı açıklamada “İbrahim anlaşmalarının diplomatik ilişkilerin ötesinde geliştirilmiş bir ilişki olduğunu söyleyerek, anlaşmaya taraf olan diğer tüm ülkelerle birlikte artık her türlü konuda özel ve benzersiz bir ekonomik kalkınma sağlayacak ve birlikte çalışabilecekleri bir ortaklık yarattıklarını” ifade etti.

Bu açıklamadan da görüldüğü üzere Trump yönetimi, İbrahim anlaşmalarını Çin’in Kuşak ve Yol Girişimine benzer bir ekonomik işbirliği platformuna çevirmeye hazırlanıyor. Trump, önümüzdeki günlerde Kazkistan’la kapsamlı bir imza töreninin de yapılacağını söyledi. Trump’ın hedefi tüm Orta Asya devletlerine İbrahim anlaşmalarını imzalatmak. Aslına bakılırsa, Kazakistan, İsrail ile diplomatik ilişkileri 1992’de kurmuş durumda ve şu anda İsrail ile ilişkilerinde herhangi bir sorun yok. Lakin İbrahim anlaşmaları bambaşka bir formata dönüşmek üzere. Bu konuda Trump yönetimi çalışıyor. Öte yandan Rusya, özellikle nüfusunun neredeyse yarısına yakın bir kısmı Rus olan ve Rusya’nın uzaya açılan kapısı olan Kazakistan’ın öyle rahtça Atlantik cephesine geçmesini sessizce seyretmeyeceği; hatta sineye çekmeyeceği açıktır.

Ukrayna’nın NATO macerasının nelere sebep olduğunu tüm dünya gördü. Şimdi de Rusya Asya’daki sınır komşusu Kazakistan’ın Batıyla flörtüne göz yummayabilir. Bu bağlamda yeni bir Ukrayna da Orta Asya’da ortaya çıkabilir.

Moskova’nın Orta Asya devletlerinden birine güçlü bir gözdağı verirse diğer devletlerin de yerinden kıpırdayamayacağını Sovyet döneminden hatırlamak gerekir.

Trump’ın Rusya ve Çin arasındaki coğrafyaya yerleşme planında Azerbaycan, Ermenistan, Pakistan, Afganistan(?) Orta Asya devletleri ve kimsenin aklına gelmeyen Moğolistan önemli rol oynayacak. Ama Trump’ın en büyük hayali bu “Büyük Oyuna” NATO üyesi Türkiye’yi de dahil etmek!

ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Bahreyn'in başkenti Manama'da 'Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi'nden Akdeniz'e kadar iş birliği göreceksiniz açıklamasında ısrarla vurgulanan coğrafya ayrıntısı dikkat çekicidir. İşbirliği neden İsrail ile Türkiye’nin şu anda var olduğu Suriye’den değil de Hazar’da başlıyor? Hazar’dan Akdeniz’e nasıl bir hizalanma meydana gelecek? Kimler bu hizalanmanın parçası olacak? Bu soruların yanıtları önümüzdeki günlerde bu coğrafyanın kaderini ve geleceğini de belirleyecek. Fakat en önemli soru Türkiye bu hizalanmada nerede duracak? Şarm El Şeyh toplantısına yaklaşık 30 liderin (Bunların bir kısmının belki Gazze’nin haritada yerini dahi bilemeyeceklerini not etek lazım) davet edilmesi ve Trump’ın arkasında durmaları Gazze’ye barıştan öte Trump’ın yeni bir düzen inşa etmeye hazırlandığının bir göstergesiydi.