ABD merkezli Foreign Policy, İngiliz psikolog Norman F. Dixon'ın ilk kez 1976'da yayımlanan “Askeri Yetersizliğin Psikolojisi Üzerine” adlı kitabını, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Pentagon'daki uygulamaları üzerinden mercek altına aldı.
Foreign Policy yazarı Keith Johnson, kitabın yayımlanmasının 50. yılı dolayısıyla kaleme aldığı değerlendirmede, Dixon'ın geçmişte başarısız askeri liderlerde tespit ettiği özelliklerle Hegseth'in politikaları arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğunu savundu.
Dixon'ın kitabının temelinde basit bir soru bulunuyor: Büyük ordular, eğitimli ve zeki komutanlara sahip olmalarına rağmen neden bazen büyük askeri felaketlere sürükleniyor?
Dixon'a göre sorun “zeka eksikliği” değil
Dixon, İngiliz ordusunun 19. yüzyıldan İkinci Dünya Savaşı'na kadar yaşadığı bir dizi ağır yenilgiyi inceleyerek başarısızlığın yalnızca komutanların yetersiz veya “aptal” olmasından kaynaklanmadığı sonucuna vardı.
Afganistan'daki İngiliz yenilgileri, Kırım Savaşı, Boer Savaşı, Birinci Dünya Savaşı'ndaki Passchendaele Muharebesi, 1942'de Singapur'un Japonya'ya teslim edilmesi ve Market Garden Operasyonu kitapta incelenen örnekler arasında yer aldı.
Dixon'a göre asıl sorun, ordunun belirli bir lider tipini üretmesi ve ödüllendirmesiydi.
Bu lider tipi; yeniliğe mesafeli, geleneklere ve kurallara aşırı bağlı, fiziksel gücü ve “savaşçı” görüntüsünü stratejik düşüncenin önüne koyan, eleştiriye tahammül göstermeyen ve yetenekli kişiler yerine kendisine sadık isimleri çevresinde toplayan bir profile sahipti.
Foreign Policy'ye göre yarım asır önce yapılan bu tarif, bugün Hegseth'in Pentagon'daki uygulamalarıyla dikkat çekici biçimde örtüşüyor.
Foreign Policy, Hegseth'in “savaşçı” anlayışına dikkat çekti
Hegseth'in göreve geldikten sonra ABD ordusunda fiziksel görünüm, kilo, saç ve sakal standartlarını sık sık gündeme getirmesi, Foreign Policy'nin üzerinde durduğu başlıklardan biri oldu.
Dergi, Hegseth'in dünyanın farklı noktalarında görev yapan üst düzey ABD'li komutanları bir araya getirerek “şişman askerler”, uzun saç ve sakal konusunda uyarılarda bulunmasını Dixon'ın tarif ettiği askeri kültürle ilişkilendirdi.
Dixon, kitabında başarısız askeri kurumların dış görünüş, üniforma, disiplin, düzen ve küçük kurallara gereğinden fazla önem verdiğini savunuyordu.
Foreign Policy'ye göre Hegseth'in fiziksel antrenmanlarını kamuoyuna gösteren videolar yayımlaması ve “savaşçı” kimliğini sürekli öne çıkarması da aynı anlayışın günümüzdeki yansımaları arasında.

Hegseth'in eleştiriye tahammülü yok
Dixon'ın başarısız askeri liderlerde tespit ettiği temel özelliklerden biri de eleştiriye tahammülsüzlük.
Foreign Policy, Hegseth'in özellikle İran'la yaşanan savaş sırasında kendisine ve Pentagon'a yöneltilen eleştirilere verdiği tepkilerin bu açıdan dikkat çekici olduğunu belirtti.
Hegseth'in çatışmaları eleştirel biçimde takip eden basını “vatanseverlikten yoksun” olmakla suçladığı, ABD'nin savaş performansına ilişkin kendisini sorumlu tutan milletvekillerine de sert tepki gösterdiği hatırlatıldı.
Dergi ayrıca Hegseth döneminde Pentagon'daki profesyonel basın mensuplarının erişiminin sınırlandırılmasını, kayıp rakamlarının açıklanmasına ilişkin tartışmaları ve savaş döneminde yaklaşık üç ay boyunca basın toplantısı yapılmamasını da aynı yönetim anlayışının parçası olarak değerlendirdi.
Kadın askerler konusunda da Dixon'a gönderme
Dixon'ın 50 yıl önce dikkat çektiği konulardan biri de bazı askeri liderlerde görülen aşırı “erkeklik” vurgusuydu.
Dixon, bunun kadınların geleneksel olarak erkeklere ait kabul edilen askeri görevlere gelmesine karşı direnç yarattığını savunuyordu.
Foreign Policy, Hegseth'in kadın subayların terfilerine ve kadınların muharip birliklerdeki rollerinin genişletilmesine yönelik yaklaşımını da bu çerçevede değerlendirdi.
Hegseth'in askerlerde testosteron seviyesine yaptığı vurgu da derginin Dixon'ın tezleriyle bağlantı kurduğu örneklerden biri oldu.
En dikkat çekici benzerlik: Düşmanı küçümsemek
Foreign Policy'nin üzerinde durduğu en önemli noktalardan biri ise Dixon'ın “otoriter liderlik” değerlendirmesi oldu.
Dixon'a göre bu zihniyete sahip askeri liderler, düşmanın niyetlerini doğru okumakta zorlanıyor ve karşı tarafın kapasitesini küçümseme eğilimi gösteriyor.
Johnson, Dixon'ın yarım asır önce yaptığı bu tespitin bugün ABD'nin İran politikasına bakıldığında dikkat çekici hale geldiğini savundu.
ABD ordusunun İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği senaryosunu onlarca yıldır savaş oyunlarında ele almasına rağmen, Foreign Policy'ye göre Pentagon İran'ın bu hamlesine yeterince hazırlıklı değildi.
İHA savaşında da eleştiri
Yazıda Hegseth dönemindeki Pentagon'un teknolojik dönüşüme ayak uydurup uyduramadığı da sorgulandı.
Ukrayna savaşı, insansız hava araçlarının modern savaş alanındaki önemini açık biçimde ortaya koymasına rağmen ABD'nin İHA üretim kapasitesinin savaş koşullarındaki Ukrayna'nın gerisinde kaldığı belirtildi.
Foreign Policy, teknolojik yeniliklere yönelik bu yaklaşımın yalnızca Hegseth'le sınırlı olmadığını, ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarının da bunda etkili olduğunu savundu.
Trump'ın İran savaşının ilk dönemlerinde Ukrayna'nın İHA desteği teklifini reddetmesi, ABD uçak gemilerinde eski buharlı fırlatma sistemlerine geri dönülmesini istemesi ve yeni bir “savaş gemisi” sınıfının inşasını gündeme getirmesi örnek gösterildi.
50 yıl sonra aynı soru
Foreign Policy, Dixon'ın kitabındaki bazı psikolojik teorilerin ve tarihsel değerlendirmelerin bugün geçerliliğini kaybettiğinin de altını çizdi.
Ancak dergiye göre kitabın ortaya attığı temel soru hala geçerliliğini koruyor: Güçlü ordular neden kritik anlarda yanlış kararlar alan liderler tarafından yönetilebiliyor?
Dixon'a göre başarılı askeri liderleri farklılaştıran özellikler; yaratıcılık, yeni fikirlere açıklık, eleştiriye tahammül, gereksiz kuralları aşabilme, liyakatli isimleri yükseltme ve alışılmışın dışındaki yöntemleri benimseyebilme yeteneği.
Foreign Policy yazarı Keith Johnson ise Hegseth yönetimindeki Pentagon'un tam tersine dış görünüş, katı disiplin, erkeklik ve sadakat gibi unsurları öne çıkardığını savunuyor.
Johnson'a göre, Dixon'ın 50 yıl önce İngiliz ordusundaki başarısız komutanları anlamak için yazdığı kitap, bugün beklenmedik biçimde Pete Hegseth dönemindeki Pentagon'u değerlendirmek için yeniden güncel hale gelmiş durumda.

