ABD'de gerçekleştirilen ara seçimler, Washington'daki siyasi dengeleri yeniden şekillendirdi. Demokratlar, Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu elde ederek kontrolü yeniden ele geçirirken, Trump yönetiminin önümüzdeki iki yıl boyunca politika gündemini hayata geçirme ve siyasi manevra alanı önemli ölçüde daraldı.

Cumhuriyetçi Parti'nin seçimlerde yaşadığı kayıplar, parti içinde sorumluluk tartışmalarını beraberinde getirdi. İran savaşının seçim sürecinde öne çıkan temel gündem maddelerinden biri olması, Cumhuriyetçiler arasındaki görüş ayrılıklarını daha da belirginleştirdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşın partiye siyasi açıdan ciddi bir maliyet yüklediğini açıkça dile getirirken, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in siyasi geleceği de tartışma konusu oldu.

Seçim sonuçları, Washington'ın İran politikasının geleceğine ilişkin soru işaretlerini de artırdı. ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını yeniden başlatıp başlatmayacağı, müzakereleri sürdürüp sürdürmeyeceği ya da savaştan çıkış yolu arayıp aramayacağı belirsizliğini koruyor.

Demokratların Kongre'deki kazanımı Trump yönetimini baskı altına aldı

CNN'in Perşembe günü açıkladığı oy sayımına göre Demokratlar, Temsilciler Meclisi'nde 253 sandalye kazanırken Cumhuriyetçiler 157 sandalyede kaldı. CNN, bu sonuçlarla Demokratların 2008'den bu yana Temsilciler Meclisi'ndeki en geniş çoğunluğa ulaşacağını öngördü.

Trump yenilgiden sonra kendisini Beyaz Saray'ın dekorasyon işlerine adadı
Trump yenilgiden sonra kendisini Beyaz Saray'ın dekorasyon işlerine adadı
İçeriği Görüntüle

Senato'da ise Demokratlar 54, Cumhuriyetçiler 44 sandalye elde etti.

Ortaya çıkan yeni siyasi tablonun, Kongre'nin Trump yönetimi üzerindeki denetimini artırması ve Trump'ın politika önceliklerini hayata geçirmesini zorlaştırması bekleniyor.

Kamuoyu araştırmaları da seçim sonrasındaki siyasi atmosfere yönelik endişeleri ortaya koyuyor. Perşembe günü yayımlanan bir ankete göre katılımcıların yüzde 72,1'i ülkenin seçim sonrası siyasi görünümüne ilişkin karamsar bir tablo çiziyor. Bu kesim, siyasi kutuplaşmanın derinleşmesini ve politika belirsizliğinin artmasını bekliyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 14,2'si genel siyasi durumun istikrarlı kalacağı görüşünü taşıyor.

İran savaşı Cumhuriyetçiler arasında sorumluluk tartışmalarını artırdı

İran savaşı, Cumhuriyetçi Parti içinde seçim sonuçlarına ilişkin hesaplaşmanın merkezine yerleşti.

Başkan Yardımcısı JD Vance, Çarşamba günü sosyal medya hesabından yaptığı uzun açıklamada, partinin seçimlerde yaşadığı kayıpları büyük ölçüde İran savaşıyla ilişkilendirdi. Vance, 2024 başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilere destek veren çok sayıda seçmenin mevcut gelişmelerden rahatsızlık duyduğunu ve siyasi tercihlerini Demokratlardan yana değiştirdiğini savundu.

Kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunan Vance, söz konusu seçmenlerin öncelikleri arasında savaşın sona erdirilmesi, artan yaşam maliyeti ve enflasyonla mücadele, "Önce Amerika" politikasının sürdürülmesi ve ABD'nin İsrail ile ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesinin bulunduğunu belirtti.

Vance, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Kaybetmemizin sebebi savaştı. Bunun değdiğini, önümüzdeki altı yıl boyunca Senato'yu kaybetmenin buna değdiğini savunmak istiyorsanız, buyurun" ifadelerini kullandı.

Vance'in açıklamaları Washington'da geniş yankı uyandırdı. Bazı ABD medya kuruluşları, bu çıkışı Vance'in olası 2028 başkanlık adaylığı öncesinde kendisini Trump yönetiminin İran politikasından uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi.

Vance'in açıklamasına İran'dan da yanıt geldi. ABD ile müzakerelerde İran heyetine başkanlık eden İran Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf, Vance'in savaşa ilişkin eleştirilerine sosyal medya üzerinden karşılık verdi.

Kalibaf, Vance'in savaşın yanlış bir tercih olduğunu düşünmesi halinde Trump'ı çatışmayı sona erdirmeye ikna etmesi gerektiğini belirtti.

Vance'in paylaşımına İngilizce yanıt veren Kalibaf, "Kumarbaz enerjisi kayboluyor ama masadan kalkamıyor. Patron bir sonraki savaş aşamasına hazırlanırken Amerika, İsrail'i önceliklendirme uçurumunun eşiğinde sallanıyor. TED konuşmasını bir kenara bırakın. Neden bunları patronunuza söylemiyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Hegseth'in görevdeki geleceği tartışılıyor

İran çatışmasının siyasi sonuçları, Savunma Bakanı Pete Hegseth'e yönelik eleştirileri de artırdı.

ABD medyasında yer alan haberlere göre, bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri ve yardımcıları seçim yenilgisinin sorumluluğunu Hegseth'e yüklüyor. Söz konusu isimler, savunma bakanını askeri zaferin kısa sürede elde edilebileceği yönünde aşırı iyimser bir tablo çizmekle, Beyaz Saray'a savaş sonrası sürece ilişkin açık bir geri çekilme planı sunmamakla ve çatışmanın ABD iç siyasetinde ve ekonomisinde yaratabileceği sonuçları hafife almakla suçluyor.

Haberlere göre, Temsilciler Meclisi'nde Hegseth hakkında hazırlanabilecek azil maddelerine ilişkin oylama önümüzdeki hafta yapılabilir.

Hegseth'in ise görevini sürdürmekte kararlı olduğu ve olası bir azil girişimine karşı mücadele etmeye hazırlandığı bildiriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada savunma bakanına desteğini yineledi.

Trump, "Onu görevde tutmaya kesinlikle niyetliyim" dedi.

Hegseth'in görevinden memnun olmayan bazı isimlerden telefonlar aldığını da kabul eden Trump, "Onunla ilgili bu tür telefonlar alıyorum. Nedenini anlamıyorum" ifadelerini kullandı.

Uzmanlara göre ABD, İran politikasında zor bir tercihle karşı karşıya

Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü uzmanı Su Xiaohui, Çin Medya Grubu'na (CMG) verdiği röportajda, Hegseth'in görevden alınması ihtimalinin Cumhuriyetçi Parti üzerindeki siyasi baskının arttığını gösterdiğini söyledi.

Hegseth'in geleceğinin Trump açısından bir ikilem oluşturduğunu belirten Su, savunma bakanının görevden alınmasının eleştirileri hafifletebileceğini ve parti içindeki ayrışmaları sınırlayabileceğini ifade etti. Ancak Su'ya göre böyle bir adım, tartışmaların doğrudan Trump'ın kararlarına yönelmesine de neden olabilir.

İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimalinin ise savunma yönetiminde yapılabilecek olası değişiklikleri daha karmaşık hale getirdiğini belirten Su, Washington'ın çatışmadan çıkış seçeneklerini değerlendirirken askeri seçeneği de gündemde tuttuğunu kaydetti.

Su, ABD'nin daha önce İran'a yönelik yeni saldırı tehditleriyle Tahran'dan taviz almaya çalıştığını ancak bu girişimlerin beklenen sonucu vermediğini söyledi. Yeni bir askeri müdahalenin ise beraberinde farklı riskler getirebileceğine dikkat çekerek Washington'ın hareket alanının oldukça sınırlı olduğunu vurguladı.

Ara seçimlerin ABD'nin İran politikasında köklü bir değişime yol açmasının beklenmediğini ifade eden Su, Washington'ın özellikle Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş ve İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları konusunda kaygılarını sürdürdüğünü belirtti. ABD'nin İran'dan söz konusu stokları teslim etmesini talep etmeye devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Su'ya göre, taraflar arasındaki bu temel görüş ayrılıkları gelecekte yürütülecek müzakereleri zorlaştırabilir. Diplomatik çözüm arayışlarının önünde önemli engeller bulunurken, çatışmaların yeniden başlaması ihtimali de gündemdeki yerini koruyor.