Kuzey Atlantik'teki stratejik konumu nedeniyle son dönemde jeopolitik rekabetin merkezine yerleşen İzlanda, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yeni bir dönemeçte. Ülke, 29 Ağustos'ta yapılacak referandumda Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmamasına karar verecek. Sonuç ne olursa olsun referandum, yalnızca İzlanda'nın Avrupa ile ilişkilerini değil, Kuzey Atlantik'te değişen güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor.

2009'da başladı, 2013'te rafa kalktı

İzlanda, 2008 küresel finans krizinin ardından ekonomik toparlanmayı hızlandırmak amacıyla 2009 yılında Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusunda bulunmuştu. Ancak ekonomideki toparlanma ve iktidar değişikliğinin ardından 2013 yılında müzakereler askıya alınmıştı.

Trump etkisi süreci hızlandırdı

Başbakan Kristrún Frostadóttir hükümeti göreve geldiğinde referandumun 2027'de yapılmasını planlıyordu. Ancak hükümet, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a ilişkin açıklamalarının Kuzey Atlantik'teki güvenlik ortamını değiştirdiğini belirterek oylamayı bir yıl öne çekti.

Hükümete göre Avrupa Birliği ile yeniden müzakere masasına oturmak, giderek daha fazla stratejik önem kazanan Arktik bölgesinde İzlanda'nın güvenliğini ve siyasi ağırlığını artıracak. Yetkililer, küresel güç rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde Avrupa ile daha güçlü entegrasyonun ülkenin ulusal çıkarlarını koruyacağını ve ekonomik istikrar sağlayacağını savunuyor.

Maduro kaçırılalı 7 ay oldu: ABD'li senatörler Venezuela'da seçim istiyor
Maduro kaçırılalı 7 ay oldu: ABD'li senatörler Venezuela'da seçim istiyor
İçeriği Görüntüle

AB üyeliğine karşı çıkan muhalefet ise özellikle balıkçılık sektörünü öne çıkarıyor. Ülke ekonomisinin temel direklerinden biri olan balıkçılıkta, AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'nın İzlanda'nın kendi karasularındaki denetimini zayıflatabileceği belirtiliyor.

Seçmen ikiye bölündü

Kamuoyu araştırmaları seçmenin bu konuda ikiye bölündüğü gözler önüne serdi. Devlet yayın kuruluşu RÚV adına yapılan ankete göre seçmenlerin yüzde 54'ü AB üyeliğine karşı çıkarken, yüzde 46'sı üyeliği destekliyor.

Buna karşın bir başka araştırmada ise yüzde 52'lik kesim üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasını desteklerken, yüzde 48'i buna karşı çıkıyor.

Sandıktan "evet" çıksa dahi bu İzlanda'nın hemen Birlik üyesi olacağı anlamına gelmiyor. Halk "evet" derse müzakereler yeniden başlayacak, sürecin tamamlanmasının ardından ikinci kez referanduma gidilecek. Hükümet nihai kararın ikinci referandumda halk tarafından verileceğini belirtiyor.