Brezilya’da 4 Ekim 2026’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın İşçi Partisi (PT) yeni dönem için hazırladığı programda ulusal egemenlik, sosyal politikaların güçlendirilmesi ve eşitsizliklerle mücadeleyi öne çıkardı.
Artan jeopolitik rekabet, korumacılık ve tek taraflı adımlar karşısında dış politika da programın temel başlıklarından biri oldu. Brezilya’nın siyasi ve ekonomik kararlarını kendi ulusal çıkarları doğrultusunda alması gerektiği vurgulanırken, ülkenin bağımsız hareket etme kapasitesini sınırlayabilecek dış baskılara karşı çıkıldı.
ABD ile gerilim, BRICS ve Güney-Güney işbirliği
Brezilya ile ABD arasındaki ilişkiler, Washington yönetiminin Brezilya ihracatına uyguladığı gümrük vergileri ve seçim sürecine ilişkin gelişmeler nedeniyle gerilimli bir seyir izliyor.
PT, bu süreçte Güney-Güney işbirliğinin genişletilmesini ve BRICS bünyesindeki finansal mekanizmaların güçlendirilmesini savunuyor. IMF, Dünya Bankası ve diğer çok taraflı finans kuruluşlarında gelişmekte olan ülkelerin daha güçlü şekilde temsil edilmesi de partinin hedefleri arasında yer alıyor.
Yeni Kalkınma Bankası ile Latin Amerika ve Karayipler'deki bölgesel finans kuruluşlarının daha etkin kullanılması ve gelişmekte olan ülkelerin geleneksel finans sistemlerine bağımlılığının azaltılması amaçlanıyor.
Güney Amerika ülkeleri arasında altyapı, savunma, kamu güvenliği, enerji ve sağlık alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi de hedefleniyor. Bölgede ortak bir enerji pazarı oluşturulması ve Güney Amerika ile Karayipler’in bir “barış bölgesi” olarak korunması planlanıyor.
BM Güvenlik Konseyi’nde reform çağrısı
PT, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daha temsili ve demokratik bir yapıya kavuşturulmasını istiyor. Bu kapsamda özellikle gelişmekte olan ülkelerin daimi üyeler arasında daha fazla temsil edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Brezilya’nın dijital teknolojiler ve yapay zekâ alanındaki uluslararası standartların belirlenmesinde daha etkin rol üstlenmesi de hedefleniyor. Dijital egemenliğin korunması, veri güvenliği, bilimsel bilgi paylaşımı, stratejik teknolojilerin transferi ve yapay zekâ sistemlerine yönelik düzenlemeler bu alandaki öncelikler arasında bulunuyor.
Nadir toprak elementleri stratejik gündemde
ABD ile Çin arasındaki küresel rekabette stratejik öneme sahip nadir toprak elementleri, Brezilya’nın dış politika ve ekonomi gündeminde de öne çıkıyor.
Çin, küresel nadir toprak elementleri rezervleri ile işleme ve rafine etme kapasitesinde önemli bir konuma sahip. ABD ise tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla farklı ülkelerle işbirliği arayışını sürdürüyor.
Dünyanın en büyük nadir toprak elementi rezervlerinden birine sahip olan Brezilya da bu süreçte stratejik ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.
Lula ise ülkesinin bu kaynakları yalnızca ham madde olarak ihraç etmesine karşı çıkıyor. Brezilya lideri, nadir toprak elementlerinin ülke içinde değerlendirilmesi için bilimsel araştırma, teknoloji ve sanayi kapasitesinin geliştirilmesini ve bu alanlara daha fazla yatırım yapılmasını savunuyor.
Lula, ülkesinin doğal kaynakları ve siyasi kararları üzerindeki egemenliğinin korunmasına ilişkin tutumunu, “Brezilya kimsenin arka bahçesi olmayacak” sözleriyle ortaya koydu.
Lula’dan dış müdahale mesajı
Lula, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında da egemenlik ve demokrasi vurgusu yaptı. Latin Amerika’daki seçim süreçlerine yönelik dış baskılara karşı çıkan Lula, ülkelerin iç meselelerini dış müdahale olmadan çözme hakkının korunması gerektiğini söyledi.
Brezilya lideri, BM Güvenlik Konseyi’nde özellikle Afrika ve Küresel Güney ülkelerine daha fazla temsil hakkı verilmesi çağrısında bulundu.
İklim krizine de değinen Lula, Amazon’daki ormansızlaşmanın azaltılması ve düşük emisyonlu ekonomiye geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.
Lula, Gazze’de Filistin halkına yönelik saldırıları kınarken Filistin devletinin kurulmasına desteğini yineledi. Küba’ya 60 yılı aşkın süredir uygulanan ekonomik, ticari ve mali ablukanın sona erdirilmesi çağrısında da bulundu.
Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin ise çatışmaların uzatılması yerine müzakerelere öncelik verilmesi ve çatışmaların sona erdirilmesi için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini belirtti.




