Sokaklarda fentanil, kampüslerde ketamin, yurtlarda Narcan... Yıllardır uyuşturucuyla mücadele söylemini dünyanın dört bir yanına taşıyan ABD, kendi ülkesinde büyüyen uyuşturucu sorununu üniversitelerin kapısından uzak tutamadı.
Fentanil, ksilazin, ketamin, kratom… Her yıl on binlerce insanın aşırı dozdan öldüğü ülkede, şimdi gözler Cornell Üniversitesi’ne çevrildi.
Kampüste peş peşe yaşanan vakalar, ABD’nin uyuşturucu sorununda geldiği noktayı ortaya koyuyor: Sokakları kuşatan uyuşturucu, artık ülkenin önde gelen üniversitelerinin içine kadar girmiş durumda.
Cornell'de iki gecede iki çarpıcı olay
17 Ekim 2024'te Cornell Üniversitesi öğrencisi Davian Gekman, öğrenci birliklerinin partilerindeki uyuşturucu kullanımından duyduğu endişeyi üniversitenin öğrenci yönetimine taşıdı.
Gekman'ın önerisi dikkat çekiciydi: Öğrenci yurtlarında, opioid kaynaklı aşırı doz vakalarında hayat kurtarmak için kullanılan ve uyuşturucunun etkisini hızla tersine çevirebilen nalokson, yani Narcan bulundurulsun; öğrencilere fentanil ve ksilazin test şeritleri ile cinsel saldırılarda kullanılabilen maddelerin tespitine yönelik test kitleri sağlansın.
Ancak önerinin sunulmasından yalnızca bir gün sonra korkulan tablo kampüsün içinde ortaya çıktı.
Cornell'deki Chi Phi öğrenci birliğinde bir öğrenci ketamin doz aşımı yaşadı.
Bir sonraki gece ise aynı binada çok daha ağır bir iddia gündeme geldi. O dönem 20 yaşında olan bir kadın öğrenci, Chi Phi'de düzenlenen partide kendisine alkol, esrar ve ketamin verildikten sonra birden fazla kişinin cinsel saldırısına uğradığını öne sürdü.
Kadının daha sonra açtığı davaya göre saldırı saatler boyunca devam etti. Mahkeme belgelerinde partide ketamin kullanımının yaygın olduğu da yer aldı.
Suçlanan kişiler ise iddiaları reddetti; bazıları yaşananların rızaya dayalı olduğunu savundu.
Dosya iki yıl sonra yeniden gündemde
Olay aradan iki yıl geçtikten sonra yeniden ABD'nin gündeminde.
Kadının Eylül 2026'da açtığı hukuk davasının ardından, 2024'te neden cezai işlem yapılmadığı sorgulanmaya başlandı. New York Valisi Kathy Hochul, soruşturmanın eyalet Başsavcısı Letitia James tarafından yürütülmesi için özel görevlendirme yaptı.
Cornell ise olayla ilgili kapsamlı bir iç soruşturma yürüttüğünü, Chi Phi'nin kampüsteki faaliyetlerini durdurduğunu ve bazı öğrencilere okuldan çıkarma dahil çeşitli disiplin cezaları uyguladığını açıkladı.
Ancak dosyanın iki yıl sonra yeniden gündeme gelmesi, yalnızca cinsel saldırı iddialarını değil, kampüsteki uyuşturucu kullanımını da yeniden mercek altına aldı.
Üniversite kampüsünde Narcan ve uyuşturucu test şeritleri
Cornell'deki uyuşturucu sorununun boyutu yalnızca mahkeme dosyalarında değil, üniversitenin almak zorunda kaldığı önlemlerde de görülüyor.
Cornell bugün kampüste öğrencilere ücretsiz Narcan ile fentanil ve ksilazin test şeritleri sağlıyor.
Öğrenci Meclisinin 2024'te kabul ettiği kararda ise bu malzemelerin yalnızca sağlık merkezlerinde değil, tüm öğrenci yurtları ve sosyal konutlarda bulunması önerilmişti.
Ortaya çıkan tablo çarpıcı: ABD'nin önde gelen üniversitelerinden birinde öğrenciler, kullandıkları maddelerin içine ölümcül fentanil karıştırılıp karıştırılmadığını test etmek ve olası bir aşırı doz vakasına Narcan ile müdahale etmek zorunda kalabilecekleri bir ortamda yaşıyor.
Alarm yalnızca Cornell'de değil
Üstelik Cornell tek örnek değil. Benzer bir uyuşturucu alarmı Mississippi Üniversitesi'nde de yaşanıyor.
Eylül ayında iki öğrenci farklı yerlerde ölü bulundu. Her iki olayın soruşturmasında da kratom türevi ürünlerin bulunması üzerine yetkililer harekete geçti.
Ölümlerde kratomun rolü henüz kesinleşmiş değil ve toksikoloji incelemeleri sürüyor. Ancak federal savcılar ölümlerin uyuşturucu doz aşımıyla uyumlu göründüğünü açıkladı.
Soruşturma kapsamında bir mağaza çalışanı ile oğlu, yasa dışı kratom türevi ürün satmakla suçlandı.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi de özellikle kratom bitkisinden elde edilen yoğunlaştırılmış 7-OH ürünlerinin bağımlılık ve ciddi sağlık riskleri taşıdığı konusunda uyarıyor.
Cornell'de ketamin, Mississippi'de kratom türevleri...
Üniversitelerde yaşanan bu vakalar, ABD'nin çok daha büyük uyuşturucu krizinin kampüslere yansıyan yüzünü oluşturuyor.

Kampüsten sokağa: ABD'nin uyuşturucu bilançosu
Asıl tablo ülke geneline bakıldığında çok daha ağır. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin verilerine göre ülkede aşırı doz ölümlerinde son dönemde düşüş yaşansa da bilanço hâlâ on binlerle ifade ediliyor.
2024 yılında ABD'de yaklaşık 81 bin kişi uyuşturucu doz aşımı nedeniyle hayatını kaybetti. 2025'te bu sayı yaklaşık 70 bine geriledi. CDC'nin en güncel geçici verilerine göre ise Nisan 2026'da sona eren 12 aylık dönemde tahmini 66 bin 937 kişi uyuşturucu doz aşımı nedeniyle yaşamını yitirdi.
Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1'lik düşüşe işaret ediyor. Ancak düşüşe rağmen ABD'de uyuşturucu, yalnızca bir güvenlik sorunu değil, her yıl on binlerce can alan büyük bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.
Krizin merkezinde ise özellikle fentanil gibi sentetik opioidler bulunuyor. 2025'teki aşırı doz ölümlerinin yaklaşık 38 bini fentanil gibi sentetik opioidlerle bağlantılıydı.
Krizin sokaktaki yüzü: Kensington
Bu tablonun en görünür adreslerinden biri Philadelphia'nın Kensington bölgesi.
Burada uyuşturucu krizi istatistiklerden çıkıp doğrudan sokağa yansıyor. Philadelphia yönetimi, Kensington'daki açık uyuşturucu pazarlarının yıllardır ciddi bir sorun oluşturduğunu resmi belgelerinde kabul ediyor. Kent yönetiminin verilerine göre bölgede bir dönem aynı anda 800'den fazla evsiz ve madde kullanım bozukluğu yaşayan kişi sokaklarda bulunuyordu.
Philadelphia genelinde yalnızca 2024 yılında 1.069 kişi uyuşturucu doz aşımı nedeniyle hayatını kaybetti.
Bu ölümlerin yüzde 77'sinde opioidler tespit edildi. Opioid bağlantılı ölümlerin yüzde 93'ünde ise fentanil veya fentanil türevleri bulundu.
Üstelik kriz artık yalnızca fentanille de sınırlı değil.
Veterinerlikte sakinleştirici olarak kullanılan ve yasa dışı uyuşturuculara karıştırılan ksilazin, Philadelphia'daki tüm aşırı doz ölümlerinin yüzde 34'ünde tespit edildi. Ksilazin bulunan ölüm vakalarının neredeyse tamamında fentanil de vardı.
Philadelphia sağlık yetkilileri, ksilazinin kullanan kişilerde ağır ve iyileşmesi güç yaralara yol açabildiği konusunda uyarıyor.
Krizin ulaştığı boyutu kent yönetiminin dağıttığı malzemeler de ortaya koyuyor.
Philadelphia yönetimi yalnızca 2023 yılında 100 binden fazla doz nalokson, 180 binden fazla fentanil test şeridi ve yaklaşık 50 bin ksilazin test şeridi dağıttı.
Kensington'da Mart-Aralık 2024 döneminde yürütülen operasyonlarda ise 845 binden fazla doz fentanil ele geçirildi, uyuşturucu bağlantılı 1.473 kişi gözaltına alındı.

Uyuşturucu krizine evsizlik de eşlik ediyor
Uyuşturucu sorunu ABD'nin evsizlik sorunuyla da kesişiyor.
ABD Konut ve Kentsel Gelişim Bakanlığının 2025 yılına ilişkin en güncel verilerine göre, Ocak 2025'te gerçekleştirilen tek gecelik sayımda ülke genelinde 745 bin 652 kişi evsizdi. Bunların 266 bin 320'si barınak dışında, sokakta veya insanların yaşaması için uygun olmayan alanlarda yaşamını sürdürüyordu.
Philadelphia'da Şubat 2026'da gerçekleştirilen tek gecelik sayımda ise 5 bin 163 evsiz tespit edildi. Bunların 711'i sokakta veya insanların yaşaması için uygun olmayan alanlarda kalıyordu.
Kampüslerde Narcan, sokaklarda fentanil test şeritleri, açık uyuşturucu pazarları, on binlerce aşırı doz ölümü ve bununla iç içe geçmiş bir evsizlik sorunu...
ABD'nin uyuşturucu tablosu artık yalnızca ülkeye hangi maddenin hangi sınırdan girdiği tartışmasına indirgenemeyecek kadar büyük.
Trump'ın uyuşturucu savaşı ise sınırların dışında
Tam da ABD'nin kendi içindeki bu tablo ortadayken Trump yönetimi, uyuşturucuyla mücadelede askeri gücü Latin Amerika açıklarına taşıdı.
ABD ordusu 5 Ekim'de Karayipler'de uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığını öne sürdüğü bir sürat teknesini vurdu. ABD Güney Komutanlığı saldırıda dört kişinin öldürüldüğünü açıkladı ve ölenleri “narko-terörist” olarak nitelendirdi.
Trump yönetiminin Eylül 2025'te başlattığı operasyonlarda Karayipler ve Doğu Pasifik'te bugüne kadar en az 70 tekne vuruldu, en az 235 kişi öldürüldü.
Trump, ABD'nin Latin Amerika'daki kartellerle “silahlı çatışma” içinde olduğunu savunuyor ve operasyonların Amerikan halkını uyuşturucudan korumak için gerekli olduğunu söylüyor.
Ancak operasyonların hukuki dayanağı da tartışmalı. Birleşmiş Milletler uzmanları ve insan hakları kuruluşları, teknelere yönelik saldırıların yargısız infaz niteliğinde olabileceği yönünde eleştiriler getiriyor.
Ortaya çıkan tablo ise Washington'ın uyuşturucuyla mücadele politikasındaki çelişkiyi büyütüyor.
ABD yönetimi uyuşturucuyla mücadele gerekçesiyle binlerce kilometre uzaktaki tekneleri askeri güçle hedef alırken, kendi ülkesinde uyuşturucu krizi üniversite kampüslerinden büyük kentlerin sokaklarına kadar uzanıyor.
Cornell'de ketamin vakaları ve Narcan tartışılıyor. Mississippi'de öğrencilerin ölümü soruşturuluyor. Philadelphia'da belediye yüz binlerce uyuşturucu test şeridi dağıtıyor. Kensington'da polis yüz binlerce doz fentanili sokaklardan toplamaya çalışıyor. Ülke genelinde ise her yıl on binlerce insan aşırı doz nedeniyle hayatını kaybediyor....




