CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Japonya Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak yayımlanan yaklaşık 600 sayfalık 2026 Savunma Beyaz Kitabı, Tokyo yönetiminin İkinci Dünya Savaşı sonrasında benimsediği pasifist güvenlik anlayışından giderek uzaklaştığını gösteren en kapsamlı belgelerden biri oldu.

Raporda Çin, "Japonya'nın bugüne kadarki en büyük stratejik meydan okuması" olarak tanımlanırken, Rusya ve Kuzey Kore de aynı tehdit denklemine yerleştiriliyor. Bu güvenlik tablosu gerekçe gösterilerek savunma bütçesinin rekor seviyelere çıkarılması, uzun menzilli füze sistemlerinin yaygınlaştırılması, savunma sanayiinin büyütülmesi ve askeri teknolojilere yapılan yatırımlar yeni dönemin temel öncelikleri olarak sunuluyor.

Gülümseyen gençler hangi tehdidi gizliyor?

Beyaz Kitap yalnızca içerdiği askeri hedeflerle değil, kamuoyuna sunuluş biçimiyle de tartışma yarattı. Kapağında anime ve manga estetiğiyle hazırlanan, geleceğin şehirlerinde gülümseyen gençlerin yer aldığı illüstrasyonlar kullanılırken, raporun sayfaları ise hipersonik silahlardan yapay zekâ destekli saldırı sistemlerine, uzun menzilli füze kabiliyetlerinden uzay operasyonlarına kadar Japonya'nın son yıllardaki en kapsamlı askeri dönüşüm planlarını içeriyor. Eleştirmenler, bu tasarımın militarizasyon sürecini özellikle genç kuşaklar açısından daha "normal" ve "sempatik" göstermeyi amaçladığını savunuyor.

Belgenin en dikkat çekici yönlerinden biri, Japonya'nın savunma harcamalarında ulaştığı yeni eşik oldu. ABD kuvvetlerinin Japonya'daki konuşlandırma maliyetleri de dahil edildiğinde toplam savunma harcamalarının tarihte ilk kez 9 trilyon yen sınırını aşması, Tokyo'nun GSYH'nin yüzde 2'sini savunmaya ayırma hedefini öngörülenden daha erken gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Bu gelişme, savaş sonrası dönemin simgesi olan Anayasa'nın 9. maddesinde yer alan "yalnızca savunmaya dayalı güvenlik doktrini"nin fiilen yeniden yorumlandığı yönündeki tartışmaları da güçlendirdi.

AB, Rus varlıklarından elde ettiği 1,4 milyar avroyu Ukrayna'ya aktaracak
AB, Rus varlıklarından elde ettiği 1,4 milyar avroyu Ukrayna'ya aktaracak
İçeriği Görüntüle

Savunmadan saldırganlığa

Dönüşüm en açık şekilde Japonya'nın "karşı taarruz kabiliyeti" yaklaşımında görülüyor. Beyaz Kitap, yalnızca ülke topraklarını savunmaya dayalı anlayışın ötesine geçerek Tip-25 karadan gemiye güdümlü füzeler, hipersonik sistemler ve hiper hızlı süzülme mühimmatları gibi uzun menzilli vurucu kapasitelere öncelik veriyor. Tokyo yönetimi bunu "caydırıcılık" olarak tanımlarken, uzmanlar ise bu kabiliyetlerin ilk kez Japonya'ya başka ülkelerin topraklarını vurabilecek operasyonel kapasite kazandıracağına dikkat çekiyor.

Rapor aynı zamanda Ukrayna savaşı ile Orta Doğu'daki çatışmalardan çıkarılan derslerin Japon askeri planlamasını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Yapay zekâ destekli insansız hava araçları, sürü dron sistemleri, insansız su üstü ve su altı platformlarını kapsayan "SHIELD" kıyı savunma konsepti kapsamında 2027 yılına kadar yeni nesil otonom savaş sistemlerinin envantere alınması planlanıyor. Azalan genç nüfus ve asker temininde yaşanan zorluklar ise bu teknolojik dönüşümün temel gerekçeleri arasında gösteriliyor.

Silah satarak zenginleşme planı

Japonya'nın askeri dönüşümü yalnızca silah sistemleriyle sınırlı değil. Beyaz Kitap'ta Hava Öz Savunma Kuvvetleri'nin adının "Hava ve Uzay Öz Savunma Kuvvetleri" olarak değiştirilmesiyle uzayın resmen yeni bir operasyon alanı olarak kabul edildiği vurgulanıyor. Aynı zamanda kara, hava ve deniz unsurlarını tek merkezden yönetecek birleşik komuta yapısının güçlendirilmesi de Japon ordusunun daha hızlı ve daha entegre harekât icra edebilmesinin önünü açıyor.

Belgenin en tartışmalı başlıklarından biri ise savunma sanayiine yüklenen yeni ekonomik rol oldu. Rapor, savunma sektörünü yalnızca ulusal güvenliğin değil aynı zamanda ekonomik büyümenin, teknolojik yeniliğin ve sanayi politikasının lokomotifi olarak tanımlıyor. Böylece askeri üretim ilk kez açık biçimde ekonomik kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiriliyor. Savunma şirketlerinin desteklenmesi, sivil teknoloji firmalarının askeri projelere entegre edilmesi ve silah ihracatının önündeki kısıtlamaların gevşetilmesi bu yaklaşımın temel ayaklarını oluşturmakta.

Bu kapsamda Avustralya ile yürütülen Mogami sınıfı fırkateyn projesi, İngiltere ve İtalya ortaklığındaki Küresel Muharebe Hava Programı (GCAP) ve savunma ihracatına yönelik yeni düzenlemeler, Japonya'nın küresel silah pazarında daha görünür bir aktör olma hedefinin somut örnekleri olarak öne çıktı. On yıllar boyunca silah ihracatına mesafeli duran bir ülkenin artık savunma sanayiini büyüme stratejisinin merkezine yerleştirmesi, savaş sonrası güvenlik anlayışındaki en köklü kırılmalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Çin: Tayvan’da kırmızı çizgiyi aşmayın

Beyaz Kitap'ta Pekin yönetimi bir kez daha "en büyük stratejik meydan okuma" ilan edilirken, Kuzey Kore ve Rusya ile bölgesel gerilimler tırmandırılarak bir kriz algısı köpürtülüyor. Çin'in Tayvan ve Pasifik'teki rutin deniz faaliyetleri üzerinden üretilen bu "dış tehdit" söylemi, Tokyo'nun kendi silahlanma yarışını ve sivil teknoloji şirketlerini askeri alana entegre etme hamlelerini meşrulaştırmanın aracı olarak kullanılıyor.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chen Xi yaptığı açıklamada, Japonya’nın söz konusu iddiaları kendi askeri kapasitesini artırmak için gerekçe olarak kullandığını belirtti. Tayvan meselesinin Çin'in egemenliği ve toprak bütünlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Chen, bu konunun Çin-Japonya ilişkilerinde "asla aşılmaması gereken kırmızı çizgi" olduğunu dile getirdi.

Öte yandan Beyaz Kitap yalnızca Çin ile değil, Güney Kore ile yaşanan tarihî anlaşmazlıkları da yeniden gündeme taşıyor. Raporda Dokdo/Takeshima adaları üzerindeki Japon egemenlik iddiasının korunması, Seul yönetimiyle çözülemeyen egemenlik tartışmalarının da devam edeceğine işaret ediyor. Bu durum, ABD'nin iki önemli Asya müttefiki arasındaki kırılgan dengeyi daha da zorlayabilecek bir unsur olarak görülüyor.