Genetik kod, canlıların nasıl inşa edildiğini belirleyen temel sistem olmasına rağmen, bu kodun nasıl ortaya çıktığı hâlâ bilim dünyasının çözemediği temel sorulardan biri olarak kabul ediliyor. University of Illinois Urbana-Champaign bünyesinde yürütülen yeni çalışma, bu soruya farklı bir açıdan yaklaşarak yanıtın DNA’da değil, proteinlerin en basit bileşenlerinde aranması gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre genetik kodun kökeni, organizmalardaki tüm proteinleri kapsayan “proteom” içinde yer alan küçük yapı taşlarıyla doğrudan bağlantılı olabilir.
Çalışma, iki amino asitten oluşan “dipeptit” adı verilen basit yapıların evrimsel izlerini inceleyerek genetik kodun oluşum sürecini yeniden kurguluyor. Araştırmacılar, 1.561 farklı organizmadan elde edilen 4,3 milyar dipeptit dizisini analiz ederek protein yapıları, taşıyıcı RNA (tRNA) ve genetik kod arasındaki evrimsel ilerlemenin birbirleriyle uyumlu olduğunu gösterdi. Bu bulgu, amino asitlerin genetik koda rastgele değil, belirli bir sırayla ve sistematik biçimde eklendiğine işaret ediyor.
Elde edilen veriler, genetik kodun yalnızca nükleik asitlere dayalı bir sistem olarak değil, proteinlerle birlikte gelişen çift katmanlı bir yapı olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle dipeptit çiftlerinin simetrik ve eş zamanlı evrimi, erken yaşam formlarında genetik bilginin protein yapılarıyla birlikte şekillendiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu sonuçlar, yaşamın kökenine dair “RNA önce geldi” yaklaşımına alternatif olarak protein temelli senaryoları güçlendirirken, sentetik biyoloji ve genetik mühendisliği gibi alanlarda yeni uygulamaların da önünü açabilir.





