Peru'da haziran ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini, eski diktatör Alberto Fujimori'nin kızı ve sağcı Popüler Güç (Fuerza Popular) Partisi'nin adayı Keiko Fujimori kazandı. Ancak seçim sonuçları Fujimori’nin solcu rakibi Roberto Sanchez ve muhalefet tarafından "hileli" olduğu gerekçesiyle reddedildi. Sanchez ve destekçileri, seçim sürecinde usulsüzlükler yaşandığını savunarak sonuçların meşruiyetini sorgularken, Fujimori'nin göreve başlamasına saatler kala ülkede tansiyon yeniden yükseldi.

Devlet baskısı mağdurlarının yakınları ve insan hakları örgütleri, başkent Lima'da düzenledikleri protestoda yeni yönetime karşı ulusal eylem çağrısı yaptı. Göstericiler, Keiko Fujimori'nin iktidarını "hileli ve gayrimeşru" olarak nitelendirirken, adalet sağlanmadan toplumsal uzlaşının mümkün olmadığını vurguladı.

Adalet Sarayı önünde düzenlenen anma etkinliğinde kurbanların fotoğrafları, mumlar ve pankartlar taşındı. Eylemde, Alberto Fujimori döneminde yaşanan zorla kaybetmeler, yargısız infazlar, işkence ve özellikle 300 bin kadını hedef alan zorla kısırlaştırma uygulamaları başta olmak üzere devlet kaynaklı insan hakları ihlalleri hatırlatıldı.

"Cezasızlık pekişecek"

Göstericiler ayrıca, Keiko Fujimori'nin partisi Popüler Güç'ün desteklediği ve güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda cezasızlığı pekiştiren yasaların yürürlükten kaldırılmasını talep etti. Protestocular, Fujimori'nin Senato üzerindeki etkisinin güçler ayrılığını zayıflattığını savunurken, Temsilciler Meclisi'nin insan hakları ihlallerine ilişkin hesap verebilirliği güçlendirecek düzenlemeleri hayata geçirebileceği yönündeki beklentilerini de dile getirdi.

İnsan hakları örgütleri ve mağdur yakınları, 28 Temmuz'da Keiko Fujimori'nin ulusa seslenişiyle eş zamanlı olarak ülke genelinde yürüyüşler düzenleyeceklerini, 29 Temmuz'da ise "Halktan halka" sloganıyla alternatif bir geçit töreni gerçekleştireceklerini açıkladı. Örgütler, tarihi hafızayı korumak ve devlet baskısı mağdurları için adalet sağlanana kadar protestoları sürdüreceklerini bildirdi.

Ölüm magandaları, zorla kaybetmeler...

Keiko Fujimori'nin iktidara gelişi, babası Alberto Fujimori'nin mirasını yeniden ülke gündemine taşıdı. Peru'yu 1990-2000 yılları arasında yöneten Alberto Fujimori, ölüm mangalarının faaliyetleri, yargısız infazlar, zorla kaybetmeler, işkence, yargının siyasallaştırılması ve çoğunluğu yerli kadınları hedef alan zorla kısırlaştırma programları nedeniyle ağır insan hakları ihlalleriyle anıldı. İnsanlığa karşı suçlardan mahkûm edilen eski devlet başkanı, görevden ayrıldıktan sonra yaklaşık 16 yılını cezaevinde geçirdi. Fujimori yönetiminde geçen yıllar mağdurlar ve Peru'nun demokratik kesimleri açısından hâlâ hesaplaşılmamış karanlık bir dönem olarak görülüyor.

Keiko Fujimori'nin zaferi, uluslararası alanda da yakından takip edildi. Donald Trump yönetiminin son yıllarda Latin Amerika'da sağ ve merkez sağ hükümetlerle yakın ilişkiler kurmaya çalıştığı, buna karşılık sol yönetimlerle sık sık görüş ayrılığı yaşadığı biliniyor.

Arjantin, Ekvador, Paraguay ve Şili'de sağ yönetimlerin güç kazanmasının ardından Peru'daki seçim sonucu da Washington açısından önemli görüldü. Peru basınındaki analizlerde, Keiko Fujimori'nin dış politika çizgisinin ABD ile daha yakın ilişkileri önceleyen bir yaklaşım sergileyeceği değerlendirmelerine yer verildi.