Görüşmenin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan Şeybani, YPG'nin silah bırakma sürecine değinerek "Tek bir ulusal ordu oluşturma, silahların meşru kurumların elinde toplanması ve kuzeydoğunun tamamen Suriye'ye ait bir süreç kapsamında ulusal bütünlüğe yeniden dahil edilmesi yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, da “SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz” açıklamasında bulundu. Fidan, ülkedeki tüm silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında birleşmesinin Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından zaruri olduğunu belirtti
Eski Suriye'nin dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını sömüren bir rejim olduğunu söyleyen Fidan, şunları söyledi:
Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur. Bu noktada Suriye devleti, hükümeti, uluslararası toplumla, bölge ülkeleriyle, Türkiye ile her türlü alanda işbirliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte. Biz de bunu yakından tanıyoruz. Bu konuların ilerletilmesi için çok ciddi sistemik bir çalışma yapmamız gerekiyor.
Sadece ikili ilişkilerimizi değil, ticari, lojistik, kültürel, siyasi ve ekonomik birçok konuyu ele almamız gerekiyor. Bunların hepsinin tek tek envanterini çıkarıp üzerinden geçerek ne oluyor, nasıl gidiyoruz, bunlara bakmamız gerekiyor. Bu konuda güzel adımlar atılıyor. Suriye'nin her geçen gün ekonomik olarak daha fazla kalkındığını, savaştan kaynaklanan yaralarını daha fazla sarmaya başladığını görüyoruz.
Erdoğan, Suriye'ye ziyaret planlıyor
Cumhurbaşkanımız yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanıyor. Kendileri, bu ziyareti çok uzun zamandır arzu ediyorlar. Şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Ben de bu ziyaretimde, kendisinin ziyareti öncesinde Yüksek Planlama Grubu'nun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdim. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşıyor. ve "Kürt vatandaşlarımızın kendilerini daha fazla güvende hissetmeleri amaçlanıyor"
Suriye'de olumlu gelişmeler devam ediyor, bunlardan biri de içerideki bütünleşmeyle alakalı. Son günlerde entegrasyon sürecinde güzel haberler aldık. SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. Bu önemli bir adım, önemli bir girişim, ve Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilmiş önemli ve yapıcı bir cevap. Bunun, vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini ve sonuçlanmasını bekliyoruz. Deklarasyon aşaması önemli ancak bunun hayata geçmesi de gerekiyor.
Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir. Sadece SDG'nin değil, iç savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsi teker teker milli ordu altında birleştiriliyor. Bu, ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli, ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli ve ülkedeki bütün vatandaşların kendilerini güvende hissetmeleri için önemli. Bu konudaki adımların hepsini tabii ki destekliyoruz. Entegrasyon sürecinin de en iyi şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz.
Burada Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde, hiçbir inancın veya etnik kimliğin inkar ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri ve yaşamaları önemlidir. Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerini güvende, daha fazla özgür ve daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmaktadır. Bu açıdan Türkiye'nin perspektifi de budur. Cumhurbaşkanımız, özellikle Suriye'deki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti konusunda büyük bir hassasiyet göstermektedir. Biz de bu konudaki bütün çalışmalarımızı buna göre yürütmekteyiz. Suriye'de ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda da çok önemli gelişmeler kaydediliyor.
Diğer taraftan Amerika, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardı. Bununla beraber Suriye'nin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden biri daha ortadan kalkmış oldu. Özellikle yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir haber. Bankacılık açısından da finans açısından da önemli bir haber. Kendilerini tebrik ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gündeminde bulunan Suriye'nin nükleer dosyası da kapatılmış durumda. Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu ve iyi bir çalışma gösteriyorlar. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz.
"Orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz"
Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat geçtiğimiz günlerde beraberinde geniş bir iş insanı heyetiyle Şam'a kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Özellikle enerji alanında önemli bir işbirliği potansiyeli olduğunu da değerlendirmekteyiz. Bağlantısallık alanında da çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda son yaşanan olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğini de gördük.
Bağlantısallık giderek önem kazanmakta. Suriye'nin bu konuda hayati bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden Doğu'ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var. Bunun haritada değil, aynı zamanda pratikte de inşa edilecek demir yolları, karayolları ve boru hatlarıyla hayata geçmesini arzu ediyoruz. Şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suriye ve Arabistan'ın üzerinde çalıştığı bu güzergah, Suriye'yi hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var.
"İsrail'in izlediği politikalar, olumlu gidişatın önündeki en ciddi engel"
Bütün bu olumlu tablo içerisinde bir tane olumsuz tablo var. Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken, birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz: İsrail. İsrail'in izlediği politikalar, olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne yönelik gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir.
Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları, uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DAEŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir. Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri de bu çerçevede yakından takip etmekteyiz. Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu açıkça söylüyorlar.
"Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir"
Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde görmektedir. Geçen yıl açıklanan Süveyda Yol Haritası, güvenlik tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış bu çerçevenin hayata geçirilmesidir.
Diğer yandan İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözümün zemini de bellidir. 1974 kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesi, bu bakımdan tek gerçekçi çerçeveyi oluşturmaktadır. Uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum bekliyoruz. Bugünkü görüşmemizde, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kastedilen adımları karşısında değerli kardeşim Şeybani ile Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele alma imkanı oldu.
Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımlarında bu yolda atılmasına müşahade ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir.
Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizle hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın işbirliğimizi sürdüreceğiz. Bu vesileyle tekrardan gösterilen misafirperverlik ve ilgi için değerli kardeşime, ev sahiplerimize, kıymetli heyetine tekrar teşekkür ediyorum.
Suriyeli bakandan 'stratejjik ortaklık' vurgusu
Türkiye'deki Suriyelilerin geri dönüşü konusunda barınma, çalışma ve ulaşım hizmetlerini kapsayan, Suriye tarafından yönetilecek kapsamlı bir düzenli geri dönüş programı hazırladıklarını belirten Şeybani, programın geri dönüş bölgelerindeki yeniden imar projeleriyle uyumlu şekilde yürütüleceğini aktardı.
Şeybani, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve beraberindeki heyeti başkent Şam'da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, "iki ülke arasındaki ortaklığın hızla ilerlediğini ve stratejik yönelimin ana hatlarının şekillendiğini" söyledi.
Bakan Fidan ile Şam'da gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında Şeybani, ağustosta Ankara'daki görüşmelerinin üzerinden yalnızca birkaç gün geçmesinin ardından "iki ülke arasındaki ortaklığın ivmesini ortaya koyduğunu" belirterek, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin "sağlam temeller üzerinde ilerlediğini" ifade etti.
Suriye'de rejim değişikliğinin ardından Türkiye'nin Şam'daki büyükelçiliğinin kapılarını yeniden açan ilk ülkeler arasında yer aldığını belirten Şeybani, Türkiye'nin sınır kapılarını ve ikmal hatlarını yeniden açtığını, uluslararası platformlarda Suriye halkına uzun yıllardır uygulanan yaptırımların kaldırılması için öncü rol üstlendiğini söyledi.
Şeybani, "Türkiye'nin öncülüğü Suriyelilerin ulusal hafızasında daima yerini koruyacak. Şam ve Ankara diğer tüm ikili ilişkileri geride bırakacak ilerleme kaydetti." ifadelerini kullandı.
İki ülke arasında cumhurbaşkanları ve bakanlar düzeyinde onlarca görüşme gerçekleştirildiğini aktaran Şeybani, karşılıklı 40 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandığını, 22 Suriye bakanlığı ve kurumunu Türkiye'deki muhataplarına bağlayan kurumsal iletişim ağı oluşturulduğunu belirtti.
Suriyeli Bakan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) altyapının ve hizmet sektörlerinin yeniden rehabilitasyonundaki katkılarına da değinerek, ortak çabaların sonucunda 8 Aralık 2024'ten bugüne Türkiye'den 700 binden fazla Suriyelinin ülkesine geri döndüğünü belirtti.
"Tek bir ulusal ordu oluşturma yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz"
Devlet kurumlarının ve egemen karar alma mekanizmasının yeniden tesis edildiğini ifade eden Şeybani, "Tek bir ulusal ordu oluşturma, silahların meşru kurumların elinde toplanması ve kuzeydoğunun tamamen Suriye'ye ait bir süreç kapsamında ulusal bütünlüğe yeniden dahil edilmesi yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz." dedi.
Şeybani, 20 aylık yoğun çalışmalarının sonuçları kapsamında dış politikada ABD'nin uyguladığı yaptırım "Sezar Yasası" sayfasının kapatıldığını, Suriye'nin terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkarıldığını, böylece Arap ve uluslararası platformlardaki doğal konumunu yeniden kazandığını vurguladı.
Suriyeli Bakan, bu istikrarın sonucunda yaklaşık 1 milyon 600 bin Suriyelinin yurt dışından ülkesine, yaklaşık 2 milyon ülke içinde yerinden edilmiş Suriyelininse kendi bölgelerine geri döndüğünü kaydetti.



