Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, düzenlenen olağan basın toplantısında konuya ilişkin bir soruyu yanıtladı.
Bir gazetecinin, bu yıl 18 Eylül Olayı’nın 95. yıl dönümü olduğuna dikkati çekerek, son dönemde bazı Japon medya kuruluşları ve akademisyenlerin Sanae Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarında “İkinci Dünya Savaşı öncesine dönüş” yönünde tehlikeli bir eğilim bulunduğuna ilişkin uyarılarını hatırlatması üzerine Guo, Çin’in konuya ilişkin tutumunu açıkladı.
Guo, 95 yıl önce 18 Eylül’de Japon militarizminin Çin’e karşı saldırganlık savaşını başlattığını, Çin halkının buna karşı direnişe geçtiğini ve bu direnişin İkinci Dünya Savaşı’nın Doğu Asya cephesinin başlangıcı olduğunu belirtti.
Bu yılın aynı zamanda Tokyo Savaş Suçları Mahkemesi duruşmalarının 80. yıl dönümü olduğuna işaret eden Guo, Japonya’da tarihsel gerçekleri inkâr etme eğiliminin giderek güçlenmesinin kaygı verici olduğunu ve bunun doğurabileceği tehlikelerin açıkça ortada bulunduğunu söyledi.
Guo, günümüzde dahi Japon ders kitaplarında saldırganlığın niteliğinin hâlâ hafife alındığını, ülkedeki aşırı sağcı güçlerin ise savaş öncesi arşivleri ve Tokyo Yargılamaları’nın kayıtlarını sistematik biçimde filtrelemek amacıyla yapay zekâ teknolojisine başvurduğunu ifade etti.
Sözcü Guo, bu adımların savaş suçlarının sorumluluğunu aklama ve yanlış bir tarih anlayışını kalıcı hâle getirme girişimi olduğunun altını çizdi.
Söz konusu girişimlerin asıl amacının Japon halkını yanıltmak, savaş sonrası sistemin getirdiği kısıtlamalardan kurtulmak ve yeniden askerileşme sürecinin önündeki engelleri kaldırmak olduğunu belirten Guo, şöyle devam etti:
“Japonya’dan saldırganlık tarihiyle yüzleşmesini, bu tarihten derin dersler çıkarmasını ve Asya’daki komşuları ile uluslararası toplumun güvenini somut adımlarla yeniden kazanmasını talep ediyoruz.”
Bölge ülkelerinin son derece dikkatli ve uyanık olması gerektiğini vurgulayan Guo, şu ifadeleri kullandı:
“Japon militarizminin yeniden hortlamasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Tarihteki trajedilerin yeniden yaşanmasına asla müsamaha göstermemeliyiz. İkinci Dünya Savaşı’nın zaferiyle elde edilen sonuçları birlikte korumalı ve barışın kırmızı çizgisini hep birlikte savunmalıyız.”





