CGTN Türk Dış Haberler Servisi

İngiltere merkezli Chatham House, İran savaşının Basra Körfezi’ndeki güç dengelerine etkisini mercek altına aldı. Kuzey Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Mohsen Milani’nin analizine göre; savaşın uzun vadeli sonuçları askeri bilançoyla sınırlı kalmayacak. Soğuk Savaş sonrasında ABD’nin askeri üstünlüğü, altı Arap monarşisiyle ortaklıkları ve dolar merkezli petrol ticareti üzerine kurulan “Pax Americana” daha tartışmalı bir döneme giriyor.

Analize göre Washington ve Tel Aviv’in İran ekonomisinin yaşadığı sorunları ya da hava savunma sistemlerinin eksikliklerini doğru okumasına rağmen ülkede yönetimin değişimini bekleyerek hata yaptı. İran yönetiminin dayanıklılığı ve kurumlar arasındaki bütünlüğüne eklenen saldırganlığa karşı vatanseverlik tepkisine dikkat çeken Chattam House, savaş sırasında Tahran yönetiminin coğrafi üstünlüğünü de ustaca kullandığının altını çizdi. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını bu bağlamda değerlendiren kurum, İran’ın füze ve insansız hava araçlarının yanı sıra deniz mayınları, sürat tekneleri ve ticari gemilere yönelik seçici saldırılarla dünya enerji ticaretinin en kritik geçitlerinden birini kontrol altına aldığını belirtti. Chatham House’un ifadesiyle Tahran açısından coğrafya, askeri güç farkını telafi eden bir araca dönüştü.

Savaş küresel ekonomiye taşındı

“İran savaşı Körfezi nasıl şekillendirecek? “ başlığını taşıyan raporda Hürmüz üzerindeki baskının ikinci sonucunun enerji piyasalarında görüldüğü vurgulandı. Rapora göre petrol fiyatlarındaki yükseliş, boğazın Tahran açısından yalnızca askeri değil ekonomik bir kaldıraç olduğunu ortaya koydu. İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney de Hürmüz üzerindeki kontrolü “temel stratejik zorunluluk” olarak tanımladı. Baskı kısa sürede Babülmendep’e kadar genişledi. Husilerin Muha Limanı’nı ele geçirmesi, Dubab yönündeki ilerleyişi ve Perim olarak da bilinen Meyyun Adası’nın kontrolünü sağlaması Kızıldeniz girişindeki konumlarını güçlendirdi.

Irak’tan düzenlenen İHA saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan’ın Hürmüz’ü bypass eden Doğu-Batı petrol boru hattını geçici olarak kapatması ise deniz yollarına alternatif enerji koridorlarının da çatışmadan etkilenebileceğini gösterdi. Böylece savaşın enerji boyutu Hürmüz ve Babülmendep’ten karadaki petrol hatlarına kadar uzandı.

İran: Hürmüz Boğazı'nda ABD yapımı bir İHA'yı düşürdük
İran: Hürmüz Boğazı'nda ABD yapımı bir İHA'yı düşürdük
İçeriği Görüntüle

Amerikan üsleri alarm veriyor

Savaşın Washington açısından en önemli sonuçlarından biri, Körfez’de onlarca yıldır Amerikan askeri gücünün temelini oluşturan büyük ve sabit üslerin kırılganlığının ortaya çıkması oldu. Chatham House’a göre bir düzineden fazla ABD üssü ciddi hasar gördü. İran’ın görece düşük maliyetli asimetrik sistemlerle gelişmiş hava savunmalarını aşabilmesi, Washington’ın ileri konuşlanma modelini tartışmaya açtı.

ABD’nin savaş sonrasında daha az sayıda ve düşük görünürlüğe sahip üsler, dağıtılmış birlikler, hassas vuruş sistemleri, füze savunması ve yapay zekâ destekli kapasitelere ağırlık vermesi bekleniyor. İngiltere ve Fransa’nın da Körfez ülkeleriyle askeri işbirliğini genişletebileceği değerlendiriliyor.

Körfez’de yeni güvenlik arayışı

Savaşın yarattığı tablo, Körfez monarşilerini Washington’dan koparmaktan çok güvenlik ilişkilerini çeşitlendirmeye yöneltiyor. Bu eğilimin geçmişteki en önemli kırılma noktalarından biri, 2019’da Abkayk ve Hurays petrol tesislerine düzenlenen ve Suudi Arabistan’ın petrol üretimini geçici olarak yarıya indiren saldırılardı. Mevcut savaş ise Amerikan askeri varlığının bölgesel güvenliğin tek başına garantisi olamayacağı yönündeki tartışmayı büyüttü.

BAE ise ABD ve İsrail ile güvenlik ilişkilerini derinleştirirken İran’ın misilleme kapasitesi nedeniyle Tahran ile kontrollü ilişkilerini korumaya çalışıyor. Katar ve Umman’ın İran’la temaslarını artırması; Bahreyn ve Kuveyt’in Washington ve Riyad’a daha yakın kalması bekleniyor.