Septe'ye yönelik göç hareketi geçen hafta küçük grupların deniz yoluyla geçiş girişimleriyle başladı. Ancak birkaç gün içerisinde hareketin boyutu büyüdü ve on binlerce kişi Fas kıyılarından Septe'ye ulaşmaya çalıştı.

İspanyol yetkililere göre yaklaşık 72 bin kişi düzensiz yollarla Septe'ye girdi. Göçmenlerin büyük bölümü daha sonra Fas'a geri gönderilirken, binlerce kişi kentte mahsur kaldı. İspanya İçişleri Bakanlığı, olaylar sırasında yaklaşık 75 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Krizin büyümesinde, İspanya Yüksek Mahkemesi'nin deniz yoluyla Septe ve Melilla'ya ulaşan düzensiz göçmenlerin otomatik ve anında geri gönderilmesine ilişkin sınırlamalar getiren kararı önemli rol oynadı. Kararın, sosyal medyada göçmenlerin İspanya'ya ulaştıklarında artık geri gönderilemeyecekleri şeklinde yanlış yorumlandığı bildirildi.

Sosyal medyada "İspanya sınırı açıldı" algısı

Göç akınının en dikkat çekici boyutlarından biri sosyal medyanın oynadığı rol oldu. ABD'li META'ya ait platformların ön planda olduğu sosyal medya kanalları algıyı tamamen değiştirdi. İspanyol basınında yayımlanan görüntüler, Instagram, Facebook ve WhatsApp gruplarında yeniden dolaşıma sokuldu.

Septe'ye ulaşan gençlerin gülümseyerek poz verdiği görüntüler, İspanya'daki kabul merkezlerinde göçmenlere iyi koşullar sağlandığını gösteren paylaşımlar ve denizde yüzerek Ceuta'ya ulaşan kişilerin videoları, kısa sürede Fas'ta geniş kitlelere ulaştı.

Bazı videolarda ise Septe'ye ulaşanların kesinlikle geri gönderilmeyeceği ileri sürüldü.

Reuters'ın görüştüğü bazı göçmenler, İspanyol medyasında yayımlanan görüntülerin kendilerini geçiş yapmaya teşvik ettiğini söyledi. Sosyal medya fenomenlerinin de dalış kıyafetleri ve yüzme simitleriyle Septe'ye yüzdüklerini gösteren videolar paylaşması, hareketin kısa sürede kitlesel hale gelmesinde etkili oldu.

İspanyol güvenlik analistlerinin incelemelerinde, Septe'ye geçiş güzergâhları ve hareket zamanları hakkında bilgi veren WhatsApp gruplarının da kullanıldığı belirtildi. Ancak bu grupların kimler tarafından yönetildiği bağımsız olarak doğrulanamadı.

Meta platformları tartışmanın merkezinde

Facebook ve Instagram başta olmak üzere Meta'nın platformlarında yayılan içerikler de krizin büyümesinde tartışma konusu oldu.

Bazı paylaşımlarda İspanya'nın yüz binlerce düzensiz göçmeni yasallaştıracak programının 30 Temmuz'da sona ereceği iddia edildi. Bu bilgi gerçeği yansıtmıyordu. İspanya'nın düzenli hale getirme programında başvurular 30 Haziran'da sona ermişti ve hükümet beklediği 500 binden fazla başvuru aldı.

Böylece farklı içeriklerin aynı anda dolaşıma sokulması, hukuki bir kararın yanlış yorumlanması Fas'ta "şimdi gidilirse İspanya'ya girmenin mümkün olduğu" yönünde güçlü bir algı oluşturdu.

Bu durum, sosyal medya platformlarının yalnızca bilgi aktarım aracı değil, büyük göç hareketlerini tetikleyebilecek bir algı ve mobilizasyon alanı haline geldiği tartışmasını da yeniden gündeme taşıdı.

İsrail ve ABD bağlantısı mı var?

Septe krizinin ardından sosyal medyada olayın yalnızca göçmen kaçakçılığı ve yanlış bilgilendirmeyle açıklanamayacağını, hareketin İspanya'nın dış politikasıyla bağlantılı olabileceğini ileri süren iddialar da yayıldı.

Bu iddiaların temelinde Madrid ile Washington ve Tel Aviv arasındaki son dönemde giderek belirginleşen siyasi görüş ayrılıkları bulunuyor.

İspanya, 2024 yılında Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Madrid yönetimi Gazze'deki insani durumu sert biçimde eleştirdi ve İsrail'in politikalarına karşı uluslararası hukuk vurgusunu artırdı. İspanyol hükümeti ayrıca 2025 yılında Gazze'deki savaşa ilişkin İsrail'e yönelik silah ambargosunu hukuken güçlendiren adımlar attı.

Madrid'in bu politikası İsrail hükümetiyle ciddi diplomatik gerilimlere yol açtı. İspanyol hükümeti de İsrail'in kendisine yönelik suçlamalarını ve uyguladığı bazı diplomatik tedbirleri reddetti.

Madrid İran savaşında Washington'a da karşı çıktı

İspanya ile ABD arasındaki gerilimin bir diğer önemli başlığı ise İran savaşı oldu.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Madrid, Washington'ın askeri operasyonlarına katılmadı. İspanya ayrıca ABD'nin Rota ve Morón'daki ortak askeri tesisleri İran'a yönelik saldırılarda kullanmasına izin vermedi.

Filistinli esirler için timsah planı! İsrail'de hendekler kazıldı
Filistinli esirler için timsah planı! İsrail'de hendekler kazıldı
İçeriği Görüntüle

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, üslerin İran'a yönelik askeri operasyonlarda kullanılmayacağını açıklarken, Madrid yönetimi ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki askeri operasyona katılma talebini de reddetti.

Başbakan Pedro Sánchez ise ABD-İsrail operasyonunu açık biçimde eleştirerek hükümetinin pozisyonunu "savaşa hayır" sözleriyle özetledi.

Washington ile gerilim daha sonra da sürdü. Donald Trump, İspanya'nın İran savaşı konusunda ABD'ye destek vermemesini sert biçimde eleştirdi ve ABD askerlerinin İspanya'dan çekilebileceğini söyledi.

Septe ve Melilla konusunda Washington'dan dikkat çeken hamle

Septe krizinin arka planındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise Washington'da Septe ve Melilla'nın statüsüne ilişkin tartışmanın yeniden ortaya çıkması oldu.

ABD Temsilciler Meclisi'ne bağlı güçlü Ödenekler Komitesi'nin nisan sonunda hazırladığı bir raporda Septe ve Melilla, "Fas topraklarında, İspanyol yönetimi altında" ifadeleriyle tanımlandı ve Washington'ın Madrid ile Rabat arasında bu iki kentin gelecekteki statüsü konusunda diplomatik bir uzlaşmaya aracılık etmesi önerildi.

Bu gelişme Madrid açısından son derece hassas. Çünkü İspanya, Septe ve Melilla'yı kendi ulusal toprağının parçası olarak görüyor; Fas ise iki kentin egemenliğini tartışmalı kabul ediyor.

Dolayısıyla ABD'de Septe ve Melilla'nın statüsüne ilişkin böyle bir ifadenin ortaya çıkması, İran ve Filistin başlıklarında Washington ile Madrid arasındaki gerilimin üzerine yeni bir jeopolitik boyut ekledi.

İspanya'ya siyasi baskı iddiaları

Tam da bu noktada sosyal medyada daha ileri iddialar ortaya atıldı.

Bazı hesaplar, Septe'deki göç hareketinin İspanya'nın ABD ve İsrail politikalarına karşı bir "misilleme operasyonu" olduğunu öne sürdü. Bu iddialara göre Madrid'in İran savaşında Washington'a destek vermemesi ve İsrail'in Gazze politikalarına yönelik sert tutumu, İspanya'yı siyasi baskının hedefi haline getirmiş olabilir.

Asıl savaş sosyal medyada mı?

Septe'de yaşananlar, farklı katmanların aynı anda birleştiği bir krize dönüştü.

Bir tarafta İspanya Yüksek Mahkemesi'nin kararı ve bunun sosyal medyada yanlış yorumlanması, diğer tarafta kaçakçılık şebekeleri ve WhatsApp grupları, bir başka tarafta ise milyonlarca kişiye ulaşan görüntüler ve etkileyiciler bulunuyor.

Bunların üzerine İspanya'nın ABD'nin İran politikasına karşı çıkması, Filistin Devleti'ni tanıması ve İsrail'in Gazze politikalarına yönelik sert eleştirileri eklenince, Septe krizi yalnızca bir göç hareketi olmaktan çıktı.

Septe'de yaşananlar, önümüzdeki dönemde göç hareketlerinin yalnızca sınır kapılarında değil, telefon ekranlarında, sosyal medya algoritmalarında ve uluslararası güç mücadelelerinin içinde de şekillenebileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.