CGTN Türk Dış Haberler Servisi
BRICS’in Yeni Delhi’de düzenlenen 18’inci Zirvesi, grubun 20 yıllık serüveninde yeni bir dönemin işaretlerini verdi. İlk yıllarında yükselen ekonomilerin işbirliği platformu olarak görülen BRICS, genişleyen yapısıyla güvenlikten finans sistemine, küresel yönetişimden teknolojiye kadar uluslararası gündemin temel sorunlarına ortak yanıt üretmeye çalışıyor.
12 Eylül’de kabul edilen Yeni Delhi Bildirisi bu dönüşümün kapsamını ortaya koydu. BRICS liderleri daha adil ve temsil kabiliyeti yüksek bir uluslararası sistem çağrısı yaparken Orta Doğu’daki savaşların sona erdirilmesi, uluslararası finans kurumlarının yeniden yapılandırılması ve teknolojik dönüşümde Küresel Güney’in ağırlığının artırılması için somut başlıklar belirledi.
Gazze için iki devletli çözüm ve tam üyelik
Yeni Delhi Bildirisi’nin en ayrıntılı dış politika bölümlerinden biri Filistin’e ayrıldı. BRICS ülkeleri Gazze’de Ekim 2025’te varılan ateşkese rağmen devam eden şiddetten “derin endişe” duyduklarını belirterek ateşkesin korunmasını ve insani yardımların bölgeye tam ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını istedi.
Filistinlilerin Gazze’den zorla çıkarılmasına karşı çıkan liderler, bölgenin coğrafi veya demografik yapısını değiştirecek girişimleri de reddetti. Filistin halkının kendi kaderini tayin ve geri dönüş hakları yeniden teyit edilirken Filistin Devleti’nin Birleşmiş Milletler’e tam üyeliğine destek verildi.
BRICS çözüm için 1967 sınırlarını esas alan, Gazze ve Batı Şeria’yı kapsayan, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve yaşayabilir bir Filistin devleti formülünü öne çıkardı. Bildiride açlığın savaş yöntemi olarak kullanılması, sivillere ve sağlık tesislerine yönelik saldırılar ile insani yardımın engellenmesine karşı çıkıldı; UNRWA’ya destek yinelendi.
İran savaşında diplomasi ve yeni güvenlik mimarisi
Yeni Delhi’deki en zorlu başlıklardan biri İran’a dönük saldırılar oldu. BRICS üyesi Birleşik Arap Emirlikleri de çatışmalardan ciddi biçimde etkilendi. Buna rağmen üyeler ortak bir metinde uzlaştı. Bildiri herhangi bir ülkeyi doğrudan suçlamadan “azami itidal” çağrısında bulundu; sivillerin korunması, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, anlaşmazlıkların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi istendi. Sivil altyapıya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı güvenceleri altındaki barışçıl nükleer tesislere yönelik saldırılar konusunda da ciddi endişe dile getirildi.
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ise zirvede Orta Doğu için daha geniş bir çerçeve çizdi. Xi, gerilimin düşürülmesi ve kalıcı, kapsamlı ateşkesin yanı sıra sorunların kaynağında çözülmesini, bölge ülkeleri arasındaki güvenin yeniden kurulmasını ve yeni bir güvenlik mimarisi oluşturulmasını istedi.
Lübnan için çekilme çağrısı
Lübnan da bildiride doğrudan ele alındı. BRICS ülkeleri ateşkesi memnuniyetle karşılarken BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının tam olarak uygulanmasını istedi.
Ateşkes ihlalleri ile Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesi kınandı. İsrail’e, üzerinde uzlaşılan şartlara uyması ve hâlen bulunduğu Lübnan topraklarından askerlerini çekmesi çağrısı yapıldı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün rolüne destek verilirken UNIFIL personeli ve tesislerine yönelik saldırılara da karşı çıkıldı.
‘Ayrıcalık piramidi’ yerine ortaklık platformu
BRICS’in değişim talebinin merkezinde küresel yönetişim sistemi de yer aldı. Yeni Delhi Bildirisi; Asya, Afrika, Latin Amerika ve Karayipler başta olmak üzere yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlardaki temsilinin artırılmasını istedi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi mevcut yapıyı bir piramide benzetti. Modi’ye göre güç ve karar alma tepede yoğunlaşırken bu kararlardan etkilenen ülkeler aşağıda ve karar mekanizmalarının dışında kalıyor. Modi, bu “ayrıcalık piramidinin” her ülkenin söz sahibi olduğu bir “ortaklık platformuna” dönüştürülmesini istedi. Hindistan lideri ayrıca bir sonraki zirveye kadar temsil, küresel kurumların sorunlara yanıt verme kapasitesi ve kural koyma olmak üzere üç eksene dayanan bir BRICS Reform Yol Haritası hazırlanmasını önerdi.
Finans sisteminde iki yönlü hamle
BRICS’in reform talebi IMF ve Dünya Bankası’nı da kapsadı. Bildiride yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin oy gücü ve temsilinin bugünün ekonomik gerçeklerini yansıtması istendi. Bu kurumların üst düzey yönetimlerinin belirlenmesinde daha şeffaf, kapsayıcı ve liyakate dayalı bir sistem çağrısı yapıldı.
BRICS bir yandan mevcut kurumlarda daha fazla temsil isterken diğer yandan kendi finansal kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. Yeni Delhi’de ortak para fikrinden çok sınır ötesi ödemelerin daha hızlı, ucuz ve güvenilir hale getirilmesi, ulusal ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması ve yerel para kullanımının artırılması öne çıktı.
Grup bu konuda “herkese uyan tek bir yaklaşım” bulunmadığını da kabul ediyor. Her ülkenin kendi koşullarına göre ilerleyebileceği daha esnek bir model hedeflenirken Yeni Kalkınma Bankası’nın yerel para birimleriyle finansmanı artırması ve fon kaynaklarını çeşitlendirmesi destekleniyor.
Yapay zekâda Küresel Güney hamlesi
BRICS’in geleceğe dönük en önemli başlıklarından biri yapay zekâ oldu. Liderler güvenli, kapsayıcı ve güvenilir yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi, teknolojiye erişimin genişletilmesi ve bilimsel işbirliğinin artırılması çağrısında bulundu.
Xi Jinping, BRICS’e “yapay zekâ ile güçlendirilmiş yeni sanayileşme” girişimi önerdi. Çin lideri açık kaynak, işbirliği ve paylaşımı savunurken araştırma-geliştirme, yapay zekâ uygulamaları ile sanayi ve tedarik zincirlerinde ortaklığın derinleştirilmesini istedi.
BRICS'in yeni dönemi
Yeni Delhi Zirvesi, BRICS’in ekonomik işbirliği platformundan daha geniş bir küresel gündeme doğru ilerlediğini gösterdi. Grup bir taraftan savaşların sona erdirilmesi ve mevcut uluslararası kurumların reformunu savunurken diğer taraftan finans ve teknoloji alanlarında Küresel Güney’in kapasitesini artıracak mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor.
20’nci yılında BRICS’in Yeni Delhi’den verdiği temel mesaj net:
“Küresel Güney yalnızca küresel kararların sonuçlarına maruz kalan değil, bu kararların ve geleceğin kurallarının oluşturulmasında söz sahibi olan bir aktör olmak istiyor.”




