Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 46,3'ünü temsil eden BRICS'in 18. zirvesi, bugün Hindistan'da başlıyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, BRICS’in yıllık zirvesine başkent Yeni Delhi’de ev sahipliği yapıyor. Kent, BRICS temalı tabelalarla donatılırken binalar ve kavşaklar da ışıklandırıldı.

Batılı merkezli dünya düzenine karşı bir denge unsuru olarak giderek daha fazla büyüyen BRICS’in 18. zirvesine dünyanın farklı ülkelerinden bir düzineden fazla lider katılıyor. Zirve öncesinde yaklaşık 30 bin ek güvenlik personeli görevlendirilirken, liderlerin kaldığı otellerin çevresindeki yollar trafiğe kapatıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de aralarında bulunduğu liderler zirve için cuma günü Yeni Delhi’ye gitmişti.

Yedi yıl aradan sonra Hindistan’ı ziyaret eden Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping de Yeni Delhi’ye ulaştı.

12-13 Eylül tarihlerinde düzenlenecek iki günlük zirve, ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşı, Rusya - Ukrayna savaşı ve küresel enerji piyasalarındaki çalkantının yaşandığı bir dönemde gerçekleştiriliyor.

İran'dan ABD'ye: Şartlarımız kabul edilmezse müzakere yok
İran'dan ABD'ye: Şartlarımız kabul edilmezse müzakere yok
İçeriği Görüntüle

Peki, zirvenin gündeminde neler var?

Yaptırımlar karşısında ekonomilerin güçlendirilmesi

BRICS’in temel gündemini, üyelerin özellikle ekonomik alanda Batı öncülüğündeki kurumların küresel hakimiyetine karşı koyma isteği oluşturuyor. Hindistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen bu yılki zirvenin teması, “Dayanıklılık, Yenilikçilik, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik için İnşa Etmek."

Bu yılki zirvede üyeler arasındaki ticaret ve enerji işbirliği, yapay zeka ve teknoloji alanında bilgi paylaşımının artırılması gündemde olacak.

Al Jazeera'ya konuşan Fransız finans hizmetleri grubu Natixis’in Asya-Pasifik Başekonomisti Alicia García-Herrero, Batı yaptırımları altındaki BRICS üyeleri Rusya ve İran ile sınır ötesi ödemelerin nasıl gerçekleştirileceğinin de liderler tarafından ele alınacağını söyledi.

Kremlin ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın zirvede diğer BRICS ülkeleriyle ödemelerin dijital para birimleri üzerinden gerçekleştirilmesini görüşeceğini bildirmişti.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşı

Bu yılki zirve, ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşının başlamasının üzerinden altı aydan fazla bir süre geçtikten sonra düzenleniyor. Zirveye katılacak olan Pezeşkiyan’ın savaş konusunu gündeme getirmesi bekleniyor. Bu ziyaret, Pezeşkiyan’ın İran Cumhurbaşkanı olarak Hindistan’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olmasının yanı sıra, sekiz yıl aradan sonra bir İran cumhurbaşkanının Hint alt kıtasına yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Al Jazeera'ya konuşan Hong Kong Üniversitesi Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde yardımcı doçent olan Alejandro Reyes, “İran bir BRICS üyesi ve çatışma, ticaret yollarını ve enerjiye erişimi ve piyasaları doğrudan etkiliyor. Bunun küresel ekonomik sonuçları var” dedi. Ancak Reyes, savaş bağlamında İran ile BRICS üyesi Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki karşı karşıya gelişin, üye ülkelerin çatışma konusunda ortak bir dil oluşturmasını zorlaştıracağını savundu.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşının başlamasından bu yana Tahran, Körfez genelindeki ABD askeri unsurlarını hedef alarak misilleme yaptı. Bu askeri unsurların olduğu ülkelere BAE de dahil. BAE ağustos ayında İran’a yönelik ticaret ambargosu başlattığını duyurmuştu.

Rusya - Ukrayna savaşı

BRICS liderlerinin, Rusya ve Ukrayna Savaşı'nı da ele alması bekleniyor. Al Jazeera'ya konuşan analistlere göre bu yıl liderlerin savaş konusunda her bir BRICS üyesinin meşru çıkarlarının ortak şekilde nasıl ele alınabileceğini tartışması bekleniyor.

Bu yılki zirveyi önemli kılan ne?

Al Jazeera’ya göre Avrupa ve ABD ile ilişkilerin giderek daha gerilimli hale geldiği bir dönemde BRICS zirvesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Küresel Güney’in önde gelen ülkeleriyle ilişkilerini sergileme fırsatı sunacak.

Ayrıca uzmanlara göre zirve, ABD'nin belirsiz ticari ve güvenlik adımlarına karşı denge oluşturmak isteyen ülkelerin Çin ve Rusya ile daha farklı işbirliklerini gündeme almasına da yarayacak.

Zirvenin zamanlaması da önem taşıyor. Zirve, Çin-ABD arasında yapılacak yılın ikinci zirvesinden hemen önce düzenleniyor. Xi'nin 24 Eylül’de ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi bekleniyor.

Batı endişelenmeli mi?

Trump, tek taraflı dış politika vizyonunun bir parçası olarak Batı öncülüğündeki uluslararası düzeni zayıflatırken, ABD’nin ekonomik hakimiyetine tehdit olarak gördüğü BRICS gibi Küresel Güney gruplarına da tepki gösterdi. Trump, BRICS’i “Amerikan karşıtı” olarak nitelendirdi.

Uzmanlara göre Batı, çok kutuplulukla değişen dünya düzeninde bu yılki BRICS Zirvesi'ni de yakından takip edecek. Uzmanlar, ABD'nin diğer ülkelerin stratejik özerklik girişimlerini tehdit olarak görmesinin söz konusu ülkeleri BRICS'e yakınlaştırdığını vurguluyor.

BRICS'in tarihi

BRICS, 2009 yılında Rusya’nın Yekaterinburg kentinde düzenlenen ilk liderler zirvesinden bu yana küresel ekonomik ve siyasi tartışmaların önemli başlıklarından biri oldu. Başlangıçta mevcut uluslararası yapılara alternatif bir oluşum olarak değerlendirilen BRICS, özellikle 2008 küresel finans krizinin ardından çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesi ve küresel ekonomik sistemin daha kapsayıcı hale getirilmesi çağrılarıyla öne çıktı.

İlk BRIC zirvesinin ortak bildirisinde, küresel finans krizinin etkileriyle mücadelede G20’nin merkezi rolüne vurgu yapılırken, çok taraflı ticaret sisteminin korunması ve korumacılığa karşı çıkılması gerektiği ifade edildi. Bildiride ayrıca, küresel ekonomik sorunların çözümünde Birleşmiş Milletler kurumlarına duyulan güven de dile getirildi.

BRICS'in rolü değişiyor

BRICS'in yıllar içinde genişlemesiyle birlikte oluşuma yönelik değerlendirmeler de değişti. Bir dönem Goldman Sachs tarafından ortaya atılan bir ekonomik kavramdan hareketle şekillenen ve gelişmekte olan ülkelerin iş birliği platformu olarak görülen BRICS, zamanla Batı merkezli küresel düzene alternatif oluşturduğu yönündeki yorumlarla anılmaya başladı.

Ancak BRICS'in bugün geldiği noktada, oluşumu yalnızca Batı'ya karşı bir denge unsuru olarak değerlendirmek giderek daha yetersiz hale geliyor. BRICS ülkelerinin nüfusu, ekonomik büyüklüğü, ticaret hacmi ve sahip oldukları doğal ve stratejik kaynaklar, grubun küresel meselelerde bağımsız bir ağırlık merkezi oluşturmasını sağlıyor.

2026 itibarıyla BRICS ülkeleri yaklaşık 3,85 milyar kişiyi, yani dünya nüfusunun yüzde 46,3'ünü temsil ediyor. Grup ayrıca yaklaşık 44 milyon kilometrekarelik bir coğrafyaya ve dünya kara alanının yaklaşık yüzde 29,5'ine karşılık geliyor. BRICS ülkelerinin küresel gayrisafi yurt içi hasıladaki payı satın alma gücü paritesine göre yüzde 40'a, küresel ticaretteki payı ise yaklaşık yüzde 26'ya ulaşıyor.

Bu rakamlar, BRICS'in yalnızca başka bir uluslararası oluşuma karşı konumlanan bir blok olmadığını, küresel ekonomide başlı başına önemli bir güç merkezi haline geldiğini ortaya koyuyor.