CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Kızıldeniz'de artan güvenlik riskleri, Süveyş Kanalı'nda yaşanan aksaklıklar ve küresel tedarik zincirlerinin daha dayanıklı hale getirilmesi arayışları, Kalkınma Yolu'nu klasik bir altyapı yatırımının ötesine taşıdı. Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerin konuşulduğu bir dönemde gündeme gelen girişim, jeopolitik rekabetin ekonomik koridorlar üzerinden şekillendiği yeni dönemin en dikkat çeken projeleri arasında gösteriliyor. Peki Kalkınma Yolu tam olarak neyi hedefliyor, neden bu kadar önemseniyor ve önünde hangi fırsatlar ile riskler bulunuyor? Beş soruda Kalkınma Yolu Projesi:

1- Kalkınma Yolu Projesi nedir?

Kalkınma Yolu Projesi, Irak'ın güneyindeki Basra Körfezi'nde bulunan Büyük Faw Limanı'nı Türkiye sınırına bağlayacak yaklaşık 1.200 kilometrelik demir yolu ve otoyol koridorundan oluşuyor. Koridor Türkiye'ye ulaştıktan sonra mevcut demir yolu ve kara yolu ağları üzerinden Avrupa pazarına bağlanacak.

Proje yalnızca bir ulaşım hattı olarak tasarlanmadı. Planlamaya göre güzergâh boyunca lojistik merkezleri, sanayi bölgeleri, depolama tesisleri ve enerji altyapıları kurulacak. Böylece Irak, yıllardır büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanan ekonomik yapısını çeşitlendirmeyi hedefliyor. Türkiye ise Avrupa ile Körfez arasındaki en önemli transit merkezlerden biri olmayı amaçlıyor.

Yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip olduğu belirtilen proje; demir yolu, otoyol ve liman yatırımlarını tek bir ekonomik koridor altında topluyor.

2- Proje neden bu kadar önemli görülüyor?

Küresel ticaretin büyük bölümü bugün Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştiriliyor. Son yıllarda Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, gemilere yönelik saldırılar ve Süveyş'te yaşanan tıkanmalar alternatif ticaret koridorlarının önemini artırdı.

Güney Kore'de son 122 yılın sıcaklık rekoru: 38 derece
Güney Kore'de son 122 yılın sıcaklık rekoru: 38 derece
İçeriği Görüntüle

Kalkınma Yolu tam da bu dönemde gündeme geldi. Basra Körfezi'nden Türkiye'ye uzanacak hat sayesinde yüklerin Avrupa'ya daha kısa sürede ulaşabileceği hesaplanıyor. Deniz taşımacılığı tamamen ortadan kalkmasa da kara ve demir yolu entegrasyonu özellikle yüksek katma değerli ürünlerde önemli zaman avantajı sağlayabilir.

Türkiye açısından proje, yalnızca transit gelirleri anlamına gelmiyor. Limanlar, organize sanayi bölgeleri, lojistik merkezleri ve demir yolu ağları üzerinden oluşacak yeni ekonomik hareketlilik; üretim, istihdam ve ihracata da katkı sağlayabilir. Irak ise uzun yıllardır güvenlik sorunları nedeniyle kullanamadığı jeostratejik konumunu ekonomik değere dönüştürme fırsatı yakalayabilir.

3- Hangi ülkeler projeyi destekliyor ve neden?

Projenin ana ortakları Türkiye ve Irak olsa da Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve çeşitli Körfez ülkeleri de finansman ve yatırım açısından sürece ilgi gösteriyor. Körfez ülkeleri, Avrupa pazarına daha hızlı erişim sağlayacak alternatif ticaret güzergâhlarını uzun süredir destekliyor.

Türkiye ise projeyi Orta Koridor, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve yeni lojistik yatırımlarıyla bütünleşen daha geniş bir ulaştırma stratejisinin parçası olarak görüyor. Böylece Çin'den Avrupa'ya uzanan yük akışının önemli bölümünün Türkiye üzerinden geçmesi hedefleniyor.

Irak için ise proje ekonomik dönüşüm anlamına geliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara bağımlılığı azaltmak isteyen Bağdat yönetimi, liman gelirleri, transit ücretleri, sanayi yatırımları ve yeni istihdam alanları oluşturmayı amaçlıyor. Bu nedenle Kalkınma Yolu, Irak'ın son yıllardaki en büyük ekonomik kalkınma programlarından biri olarak gösteriliyor.

4- Projenin önündeki en büyük engeller neler?

Uzmanlara göre en önemli sorun güvenlik. Koridorun geçeceği bölgelerde uzun yıllardır terör tehdidi, kaçakçılık faaliyetleri ve siyasi istikrarsızlık yaşanıyor. Hattın sürdürülebilir şekilde işletilebilmesi için güzergâh boyunca güvenliğin kalıcı biçimde sağlanması gerekiyor. Bir diğer başlık finansman. Yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırımın tek seferde tamamlanması kolay görünmüyor. Bu nedenle projenin etaplar halinde ilerlemesi ve uluslararası yatırımcıların sürece daha fazla dahil olması bekleniyor.

Teknik uyumluluk da önemli bir konu. Demir yolu standartlarının uyumlaştırılması, gümrük süreçlerinin hızlandırılması, dijital lojistik altyapısının kurulması ve sınır geçişlerinin modernize edilmesi gerekiyor. Aksi halde fiziksel altyapı tamamlanmış olsa bile beklenen hız avantajı elde edilemeyebilir.

5- Kalkınma Yolu küresel ticareti nasıl değiştirebilir?

Projenin başarılı olması halinde Türkiye, Avrupa ile Körfez arasında en önemli lojistik merkezlerden biri konumuna gelebilir. Irak ise yalnızca enerji ihracatçısı kimliğinden çıkarak bölgesel bir ticaret ve taşımacılık üssüne dönüşebilir. Bu durum, iki ülkenin ekonomik ilişkilerini derinleştirirken bölgedeki üretim ve yatırım ağlarının yeniden şekillenmesine de zemin hazırlayabilir.

Küresel ölçekte bakıldığında ise Kalkınma Yolu, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ve Orta Koridor gibi projelerle birlikte yeni dönemin ticaret ağlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Kalkınma Yolu, bir ulaştırma projesinin ötesinde, 21. yüzyılın jeoekonomik rekabetinde bölgenin rolünü yeniden tanımlamayı hedefleyen stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor.