CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Batı’da uzun süre “küreselleşmenin başarısı” olarak sunulan üretimin ucuz ülkelere kaydırılması, bugün Washington ve Berlin’in önüne stratejik açık olarak dönmüş durumda. ABD, zayıflayan sanayi tabanını ve Ukrayna ile Orta Doğu’da hızla eriyen mühimmat stoklarını tartışırken; Almanya, yüksek enerji maliyetleri ve otomotiv sektöründeki daralma nedeniyle Avrupa’nın sanayi motoru olma vasfını korumakta zorlanıyor. Gelinen nokta itibariyle tankın paletinden füzenin gövdesine, savaş gemisinin çeliğinden hava savunma sisteminin elektronik bileşenlerine kadar uzanan üretim zincirinde Batı’nın yeterli kapasiteye sahip olmadığı tartışmasız bir gerçeğe dönüştü.

Rusya: ABD Ukrayna konusunda tarafsız değil, silah veriyorlar
Rusya: ABD Ukrayna konusunda tarafsız değil, silah veriyorlar
İçeriği Görüntüle

ABD’de bu açığın en net görüldüğü alan savunma sanayisinin üretim temposu oldu. Pentagon, artan mühimmat ve lojistik araç ihtiyacı karşısında geleneksel savunma şirketlerinin tek başına yeterli olmayacağını gördü. Bu nedenle otomotiv sanayisinin seri üretim ve mühendislik kabiliyeti savunma zincirine daha fazla entegre edilmeye başlandı. General Motors’un savunma birimi GM Defense ile havacılık devi Lockheed Martin arasında taktik askeri araçlar ve yeni nesil mobilite çözümleri için yapılan iş birlikleri, bu dönüşümün en açık örneklerinden biri oldu. Anlaşmalar, ABD Savunma Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle, ülkenin savunma sanayi tabanını güçlendirme ve üretim kapasitesini artırma hedefiyle gündeme geldi.

Otomobil şirketleri kolları sıvadı

Almanya’da ise tablonun ABD’den daha sarsıcı olduğu görülüyor. Volkswagen’in Almanya’daki bazı tesisleri için kapanma, küçülme ya da yeni işlev arayışı tartışılırken, otomotiv sektörünün yaşadığı kriz savunma sanayisi için fırsata çevrilmek isteniyor.

Reuters’a göre Volkswagen, Osnabrück fabrikası için savunma şirketleriyle ileri düzey görüşmeler yürüttüğünü açıkladı; tesisin mevcut üretiminin 2027 sonrasında belirsizleşmesi, 2 bin 300 işçinin geleceğini de tartışmalı hale getirdi. Aynı dönemde Volkswagen’in çok daha geniş bir yeniden yapılanma kapsamında on binlerce kişiyi etkileyebilecek işten çıkarma ve tesis kapatma seçeneklerini değerlendirdiği haberleri de Alman sanayisinin içine girdiği sıkışmayı gösterdi.

Rheinmetall odağını askeri alana çevirdi

Almanya’daki dönüşümün merkezindeki şirketlerden biri Rheinmetall oldu. Ukrayna krizi sonrasında Avrupa’da artan askeri harcamaların en büyük kazananlarından biri haline gelen şirket, klasik otomotiv parçaları üretiminden tamamen uzaklaşarak odağını zırhlı araç, mühimmat ve askeri sistemlere çevirdi. Rheinmetall’in sivil otomotiv birimlerini satma kararı da bu yön değişikliğinin parçası olarak yorumlanıyor.

Öte yandan, Alman donanmasının en büyük bütçeli modernizasyon hamlesi olan F126 fırkateyn programı, yaşanan teslimat baskısı ve bütçe zorluklarına rağmen ülkenin deniz gücü stratejisinde kritik önemini koruyor. Hollandalı Damen Naval ana yükleniciliğinde yürütülen ve Rheinmetall gibi şirketlerin de gelişmiş silah ve radar sistemleriyle alt yüklenici olarak katıldığı milyarlarca avroluk bu dev projede üretim sürerken; Thyssenkrupp Marine Systems (TKMS) de MEKO serisi gibi küresel tasarımları ve denizaltı inşasındaki ağırlığıyla savaş gemisi üretiminde öne çıkmaya devam ediyor. Ancak bütçe kısıtları nedeniyle savunma bütçesinin bu dev platformlar ile acil kara kuvvetleri ihtiyaçları arasında hassas şekilde dengelenmesi gerekiyor.

Ortaya çıkan tablo, ABD ve Almanya’da savunma sanayisinin artık yalnızca ordunun ihtiyacına göre değil, sanayinin yeniden örgütlenmesine göre de planlandığını gösteriyor. ABD otomotivin üretim disiplinini askeri araç ve lojistik zincirine taşımaya çalışırken; Almanya, zayıflayan otomotiv kapasitesini Rheinmetall, TKMS ve diğer savunma şirketleri üzerinden yeni bir askeri üretim hattına bağlamaya çalışıyor. Bir dönem küresel pazar için otomobil, makine ve tüketim malı üreten Batı fabrikaları, şimdi devlet garantili savunma siparişlerinin parçası haline getiriliyor.