Sanayisizleşme korkularının artması ve endüstriyel zorlukların devam etmesiyle birlikte, Avrupa'nın imalat sektörünün canlanması AB genelinde hararetli bir tartışma konusu haline geldi. Ancak korumacılık ile açık rekabet arasında sıkışan Avrupa, kritik bir yol ayrımında bulunuyor.
Financial Times'ta yayınlanan bir röportajda İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, Avrupa'nın artan korumacılık eğilimine karşı net bir uyarıda bulundu.
Kristersson'a göre korumacılık, Avrupa başarısı için bir reçete olamaz. AB şirketlerinin Çin'den gelen sert rekabetle karşı karşıya olduğunu kabul eden İsveçli lider, bloğun şirketlerin endişelerine yanıt vermekte yavaş kaldığını da itiraf etti. Ancak çözümün pazarları kapatmak olmadığını vurgulayan Kristersson, kalite ve inovasyon nedeniyle rekabet edebilmeliyiz, Avrupa pazarlarını korumaya çalıştığımız için değil. Temelde rekabetçi olmayan Avrupa işletmelerini korumak istemiyoruz dedi.
Macron'un "Avrupa'dan Al" politikası ve AB içindeki çatlak
Kristersson'ın bu açıklamaları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kısa süre önce yaptığı korumacı çağrının hemen ardından geldi.
Macron, daha yüksek maliyetlere rağmen bazı temel malların blok içinde üretilmesini gerektirecek bir "Avrupa'dan Al" politikası önermişti.
İki lider arasındaki görüş ayrılığı, AB içinde korumacı dönüş konusunda yaşanan derin fikir ayrılıklarını ve şüpheleri gözler önüne seriyor.
Bir yanda Fransa gibi geleneksel olarak daha korumacı politikaları savunan ülkeler, diğer yanda İsveç gibi açık ticaret ve rekabetten yana olan Kuzey Avrupa ülkeleri bulunuyor.
Avrupa ekonomisinin karşı karşıya olduğu baskılar
Avrupa ekonomisi şu anda çok sayıda baskıyla eş zamanlı olarak mücadele ediyor.
Jeopolitik istikrarsızlık, sürekli yüksek enerji fiyatları, azalan sanayi üretimi ve üretim kapasitesinin yeniden konumlandırılması gibi faktörler Avrupa sanayisini zorluyor.
Bu zorluklar karşısında, yerel sanayileri canlandırmak AB'nin temel endişesi haline geldi. Ancak sorunun nasıl çözüleceği konusunda görüş birliği bulunmuyor.
Rakamlarla Avrupa sanayisi: Düşüşün anatomisi
Eurostat verilerine göre, Aralık ayında sanayi üretici fiyatları avro bölgesinde yıllık bazda yüzde 2,1, AB genelinde ise yüzde 1,9 oranında düştü. Bu veriler, Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu deflasyonist baskıları açıkça gösteriyor.
Uzmanlara göre, eğer Avrupa korumacılık zihniyetine bağlı kalmaya devam ederse, kalan avantajları da aşınmaya devam edecek ve imalat sektörünün canlanması daha da zorlaşacaktır.
Çin ile işbirliği: Stratejik bir tercih
Gerçek çözümün, açık iş birliğini benimsemekte yattığını vurgulayan uzmanlar, bu bağlamda, Çin-AB ekonomik ve ticari ilişkilerinin stratejik değerini yeniden değerlendirmek gerektiğine dikkat çekiyor.
Çin ve Avrupa'nın sıfır toplamlı bir rekabet içinde olmadığını, üretim sektörlerinin birbirini tamamladığını vurgulayan uzmanlar, "Çin, Avrupa malları için sadece bir hedef pazar değil, aynı zamanda Avrupa firmalarının küresel rekabet gücünü destekleyen hayati bir dayanak noktasıdır. Avrupa üreticilerinin Çin fabrikalarına yatırımlarını artırdığı yönündeki haberler de bu tamamlayıcılığın somut kanıtıdır." diyor.
Yeşil dönüşümde ortaklık
Yeşil enerji geçişi gibi kritik alanlarda da iş birliği için geniş bir alan bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Çin'in güneş ve rüzgar enerjisi ekipmanlarında üretim avantajları ile Avrupa'nın temiz enerji teknolojisi ve sistem entegrasyonundaki derin uzmanlığı birleştiğinde, küresel enerji yapısında köklü dönüşümünün hızlanacağı, Çin'in bol klinik kaynakları ve hızla genişleyen pazarının, Avrupa'nın ileri araştırma ve geliştirme yetenekleriyle uyum içinde çalışarak hem tıbbi yenilikleri hızlandırabileceği hem de her iki tarafın hastalarına daha iyi hizmet sunacağı yönündeki değerlendirmeler ağırlıkta.
Açık dünyada yeni avantajlar yaratmak
Uzmanlara göre, Çin ile geliştirilecek derinlemesine işbirliği, Avrupa'nın endüstriyel dönüşümünü hızlandırabilecek stratejik bir araç. Bu işbirliği sayesinde Avrupa, hem yeşil dönüşüm hem de dijitalleşme süreçlerinde küresel liderliğini koruyabilir ve sanayisizleşme korkularını geride bırakabilir. Korumacılık bir çıkmaz sokaktır. Avrupa'nın önündeki gerçek yol, Çin ile işbirliğini derinleştirerek küresel rekabette yeni avantajlar yaratmaktan geçiyor.




