ABD'nin Karayipler ve Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele gerekçesiyle yaptığı saldırılar yeniden tartışma konusu oldu. ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin (DEA) hazırladığı değerlendirme, söz konusu saldırıların uyuşturucu trafiğini azaltmada başarısız olduğunu ortaya koyarken, Washington'ın bu faaliyetleri Latin Amerika ülkeleri üzerindeki siyasi ve askeri baskısını artırmak amacıyla kullandığı yönündeki eleştirileri de güçlendirdi.
Washington Post'un (WP), DEA'nın iç değerlendirmesine dayandırdığı haberine göre, ABD yönetiminin uyuşturucu kaçakçılığıyla bahanesiyle teknelere yönelik düzenlediği saldırılar kaçakçılığı durduramadı. Raporda, saldırıların ABD'deki uyuşturucu arzını ve fiyatlarını kayda değer ölçüde etkilemediği belirtildi.
ABD ne kadar samimi?
DEA'nın değerlendirmesi, Washington yönetiminin uyuşturucuyla mücadele politikalarının gerçek amacı konusunda da yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Latin Amerika'da uzun süredir dile getirilen görüşlere göre ABD, uyuşturucuyla mücadele söylemini yalnızca güvenlik politikası olarak değil, aynı zamanda Karayipler'deki askeri varlığını genişletmek ve başta Venezuela ile Küba olmak üzere bölge ülkeleri üzerindeki baskısını artırmak için de kullanıyor.
Bölgedeki bazı siyasi çevreler ve uluslararası ilişkiler uzmanları, Karayipler'de yürütülen operasyonların ABD'nin jeopolitik hedeflerinin bir parçası olduğunu savunurken, DEA'nın başarısızlık tespiti bu operasyonların güvenlikten çok siyasi amaçlar taşıdığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.
Maduro örneği yeniden gündemde
Eleştiriler kapsamında, ABD'nin 2026 yılının başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores'i kaçırıp zorla alıkoymasını yeniden hatırlatılıyor. Washington yönetimi bu saldırıyı uyuşturucu kaçakçılığı bahanesiyle gerekçelendirirken, Caracas yönetimi ise bunu egemenlik haklarına yönelik hukuksuz bir müdahale olarak nitelendirmişti.
Hukuki dayanağı tartışmalı
Öte yandan ABD ordusunun Karayipler ve Pasifik'te uyuşturucu taşıdığı iddiasıyla bazı tekneleri doğrudan hedef alması uluslararası kamuoyunda "yargısız infaz" tartışmalarını da beraberinde getiriyor. İnsan hakları savunucuları ve uluslararası hukuk uzmanları, uluslararası sularda gerçekleştirilen bu tür ölümcül müdahalelerin uluslararası hukuka uygunluğunun ciddi biçimde tartışmalı olduğuna dikkat çekiyor.
DEA'nın kendi verilerinin dahi operasyonların uyuşturucu trafiğini durduramadığını ortaya koyması, Washington'ın Karayipler'de yürüttüğü askeri faaliyetlerin etkinliği ve gerçek amacı hakkındaki tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşacağı yorumlarına neden oldu.




