ABD'de yeni anket: Trump'a destek yüzde 32'ye düştü
ABD'de yeni anket: Trump'a destek yüzde 32'ye düştü
İçeriği Görüntüle

Xinhua'nın haberine göre, ABD'nin "Önce Amerika Küresel Sağlık Stratejisi" kapsamında Afrika ülkeleriyle imzaladığı sağlık iş birliği anlaşmaları, veri güvenliği, doğal kaynaklar ve ulusal egemenlik tartışmalarını beraberinde getirdi. Birçok Afrika ülkesi, sağlık yardımı karşılığında öne sürülen şartların tek taraflı ve egemenlik haklarını zedeleyici nitelikte olduğunu savunuyor.

Temmuz ayı ortasında yedi Amerikalı yardım görevlisinin, yerel protestolar ve Kenya Yüksek Mahkemesi'nin çalışmaları durdurma kararına rağmen Kenya'nın merkezindeki bir ABD izolasyon tesisine yerleştirilmesi, tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Sağlık yardımı karşılığında veri paylaşımı

Washington'un yeni stratejisi, küresel sağlık yardımlarını ikili anlaşmalar üzerinden yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. Aralık 2025'ten bu yana ABD'nin, toplam değeri yaklaşık 20 milyar dolar olan 30'dan fazla sağlık iş birliği mutabakatı imzaladığı belirtiliyor.

Ancak anlaşmalardaki bazı maddeler Afrika ülkelerinin tepkisini çekti. Gana, Nisan ayında önerilen anlaşmayı reddederken, Zimbabve Şubat ayında şartları "asimetrik" olarak nitelendirerek müzakerelerden çekildi. Zambiya ise Mayıs ayında sağlık anlaşmasını, kritik madenlere ilişkin talepler nedeniyle askıya aldı.

"Dijital sömürgecilik" tepkisi

ABD'nin Gana'ya sunduğu beş yıllık sağlık anlaşmasının, ülke vatandaşlarının 25 yıllık sağlık kayıtlarının paylaşılmasını şart koştuğu belirtildi. Basında yer alan haberlere göre, Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama'nın anlaşmayı reddetmesinde bu veri paylaşımı talepleri belirleyici oldu.

Gana Veri Koruma Komisyonu İcra Direktörü Arnold Kavaarpuo, önerilen düzenlemenin yalnızca sağlık verilerini değil; meta veriler, raporlama sistemleri, veri modelleri ve veri sözlüklerini de kapsadığını belirtti. Kavaarpuo, anlaşmanın 10 ABD kurumuna Gana'nın ön onayı olmaksızın bu verilere erişim imkânı tanıyacağını ifade etti.

Ayrıca, Agence France-Presse'in haberine göre ABD tarafının, Gana'nın biyometrik kimlik sistemi GhanaCard'ın Amerikan sistemleriyle gerçek zamanlı entegrasyonunu talep ettiği de belirtildi.

Kavaarpuo, bu durumun ülkenin sağlık verisi altyapısının fiilen yabancı bir kuruma devredilmesi anlamına geldiğini savundu.

Siber güvenlik uzmanı David Gyedu ise biyometrik ve genetik verilerin ele geçirilmesinin geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Çalınan bir banka şifresi değiştirilebilir ancak bir kişinin DNA'sı, parmak izi veya sağlık geçmişi değiştirilemez." değerlendirmesinde bulundu.

Kenya'da yargıya taşındı

Kenya ile Aralık ayında imzalanan çerçeve anlaşmasına göre ABD'nin beş yıl içinde yaklaşık 1,6 milyar dolar, Kenya'nın ise yaklaşık 850 milyon dolar katkı sağlaması öngörülüyor.

African Business dergisine göre anlaşmanın temelinde, Kenya'ya ait sağlık verilerinin tek yönlü olarak ABD'ye aktarılması bulunuyor ve mali desteğin sürdürülmesi veri paylaşımına bağlanıyor.

Anlaşmaya karşı açılan davalar sonucunda Kenya Yüksek Mahkemesi uygulamayı durdururken, Temyiz Mahkemesi bu kararı Mayıs ayında kaldırdı. Nihai kararın Ekim ayı sonunda verilmesi bekleniyor.

Madenler karşılığında sağlık yardımı

Zimbabve hükümet sözcüsü Nick Mangwana, ülkesinden uzun yıllar boyunca biyolojik kaynaklarını ve sağlık verilerini paylaşmasının istendiğini, buna karşılık geliştirilecek aşı veya tedavilere erişim konusunda herhangi bir güvence verilmediğini söyledi.

PLOS Global Public Health dergisinde yayımlanan bir değerlendirmede ise bu tür uygulamaların veri paylaşımından ziyade veri sahipliğini yeniden şekillendirdiği belirtilerek bunun "dijital sömürgecilik" olarak tanımlanabileceği ifade edildi.

ABD'nin Dünya Sağlık Örgütü'nden ayrılmasının ardından sağlık yardımlarını dış politika aracı olarak daha yoğun kullandığı değerlendirmeleri de yapılıyor.

Zambiya Dışişleri Bakanı Mulambo Haimbe, yaklaşık 2 milyar dolarlık sağlık anlaşmasının veri paylaşımı şartları nedeniyle askıya alındığını açıkladı.

Bunun yanı sıra, ABD'nin 1 milyar dolarlık sağlık desteğini, Zambiya'nın bakır, kobalt ve lityum sektörlerini Amerikan şirketlerine açması şartına bağladığı belirtildi.

ABD basınında yer alan haberlerde ise Dışişleri Bakanlığı'nın, kritik mineraller konusunda ilerleme sağlanamaması halinde Zambiya'ya yönelik HIV yardımlarının azaltılmasını değerlendirdiğine dikkat çekiliyor.

Health Policy Watch da Zambiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve bazı Afrika ülkelerine yönelik sağlık anlaşmalarının, maden sektöründeki müzakerelerle bağlantılı olarak geciktirildiğini yazdı.

"Yardım değil, stratejik araç"

Zimbabve'nin NewsDay gazetesi, ABD'nin uzun yıllardır insani yardımları siyasi ve ekonomik hedefleriyle ilişkilendirdiğini savunarak sağlık yardımlarını "Truva atı" olarak nitelendirdi.

Resilience Action Network Africa öncülüğünde 50'den fazla sivil toplum kuruluşu da yayımladığı açık mektupta, söz konusu anlaşmaların öncelikle Washington'un stratejik çıkarlarına hizmet ettiğini vurguladı.

Ganalı ekonomi ve politika analisti Jonas Atingdui ise ABD'nin bağışçı konumunu diplomatik, güvenlik ve jeopolitik hedeflerini desteklemek amacıyla kullandığını, küresel sağlığın büyük güç rekabetinin bir parçası hâline geldiğini söyledi.

Egemenlik tartışmaları büyüyor

Nairobi Üniversitesi'nden uluslararası ilişkiler uzmanı Lemmy Nyongesa Mulaku, Afrika vatandaşlarının sağlık verilerinin yabancı ülkelere aktarılmasının neo-kolonyalizmin yeni bir biçimi olduğunu savunarak, "Veriler satılık değildir." ifadelerini kullandı.

Uzmanlar ayrıca, ABD'nin önerdiği bazı anlaşmalarda FDA tarafından onaylanan ilaçların yerel inceleme yapılmadan piyasaya sürülebilmesi, hukuki uyuşmazlıklarda ABD hukukunun esas alınması ve fonların ABD Kongresi'nin onayına bağlanması gibi maddelerin ulusal düzenleyici kurumların yetkilerini zayıflatabileceğini belirtiyor.

Doğu ve Güney Afrika'da Sağlıkta Eşitlik için Bölgesel Ağ'ın analizine göre bu düzenlemeler, Afrika ülkelerinin kendi ilaç onay mekanizmalarını büyük ölçüde devre dışı bırakma riski taşıyor.

Kenya HIV ve AIDS Hukuk ve Etik Sorunları Ağı ise Kenya ile ABD arasındaki anlaşmanın Amerikalı personel ve yüklenicilere hukuki dokunulmazlık sağlayabileceği, bu nedenle veri ihlalleri konusunda Kenya mahkemelerinin yetkisinin sınırlanabileceği uyarısında bulundu.

Kenya'daki izolasyon tesisi protestoları

Tartışmaların odağındaki bir diğer konu ise ABD'nin Nairobi'nin yaklaşık 200 kilometre kuzeyindeki Laikipia Hava Üssü'nde Ebola hazırlıkları kapsamında inşa ettiği 50 yataklı izolasyon tesisi oldu.

Henüz ülkede Ebola vakası görülmemesine rağmen tesisin faaliyete geçirilmesi, yerel halkın sert tepkisine neden oldu. Mayıs sonu ile Haziran ayı arasında düzenlenen protestolarda polis müdahalesi sonucu üç kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Buna rağmen ABD merkezli yardım kuruluşu Samaritan's Purse, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden tahliye edilen yedi Amerikalı çalışanın Temmuz ortasında tesiste 21 günlük karantinaya alındığını doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı da uygulamayı teyit etti.

Gana Sağlık Bakanı Kwabena Mintah Akandoh ise sağlık anlaşmasını reddetme kararının ülkenin "sağlık egemenliğini koruma" politikasının bir parçası olduğunu belirterek, "Kısıtlayıcı şartlar içermeyen, eşit ortaklığa dayalı iş birlikleri istiyoruz." dedi.

Afrika'daki çok sayıda medya kuruluşu ve analist, Washington ile yapılan bu anlaşmaların klasik bir ortaklıktan ziyade; sağlık verileri, doğal kaynaklar ve düzenleyici yetkiler karşılığında sunulan stratejik anlaşmalar niteliği taşıdığını savunuyor.