CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü Başkanı Adam Posen, ABD ile Çin arasındaki ticaret ilişkisini Foreign Affairs için kaleme aldığı yazıda değerlendirdi. Posen’e göre Washington, Çin’e sattığından çok daha fazla mal aldığı için ticaret savaşında üstünlüğün kendisinde olduğunu varsaydı. Ekim 2025’teki Trump–Xi görüşmesi öncesinde öne çıkan bu hesap, Çin’in ABD sanayisi için vazgeçilmesi güç ürünlerdeki konumunu göz ardı ediyordu.
Nadir toprak elementleri ortaya çıkan tablonun en belirgin örneği olarak vurgulandı. Posen, Çin’in ilgili üretimin yüzde 80 ila 90’ını kontrol ettiğine dikkat çekti. Pekin’in bu ürünlerin ihracatına getirdiği sınırlamaları hafifletmek isteyen ABD, müzakerelerde gümrük vergileri, teknoloji kontrolleri ve vize politikaları konusunda taviz verdi. Analize göre ticaret açığının büyüklüğü, karşı tarafın sağlayabildiği kritik girdilerin yerini dolduramayan bir ülkeye otomatik pazarlık üstünlüğü sağlamıyor.
Tedarik zincirinde Çin’in üstünlüğü var
ABD’nin Çin’den doğrudan ithalatının azalması da bu bağımlılığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Posen’in aktardığı çalışmaya göre üretimin ara aşamaları başka ülkelere taşındıkça tedarik zincirleri uzuyor ve ürünlerin asıl kaynağını izlemek zorlaşıyor. Otomobil ve ev aletlerinde kullanılan bazı yarı iletkenler ile özel mıknatıslar hâlâ Çin’den geliyor. İlaç sektöründe ise ABD’nin Hindistan’dan satın aldığı birçok jenerik ilacın üretimi, Çin kaynaklı hammaddelere ve bileşenlere dayanıyor. Bu yapı, ticari ilişkileri kısa sürede koparmanın neden güç olduğunu da gösteriyor.
Şirketler mevcut tedarik ağlarını maliyet, üretim kapasitesi ve uzmanlık temelinde kurdu. Posen’e göre hem Biden hem de Trump yönetimi alternatif kaynaklar oluşturmakta kayda değer ilerleme sağlayamadı. Çin menşeli girdilere getirilen vergiler ve kısıtlamalar da ABD içinde aynı ürünleri hızla üretecek bir kapasite yaratmadı.
Öte yandan Posen, ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkinin yalnızca karşı tarafın kaybı üzerinden değerlendirilemeyeceğini savundu. İki ülke arasında doğrudan yatırım akışının 2016’daki zirvesine kıyasla yüzde 90 azalmasına rağmen ticaret ve yatırım bağlarının sağlayabileceği ekonomik faydaların sürdüğünü belirtti. Yazar Washington’ın Çin’e yönelik ticari baskısı bağımlılığı ortadan kaldırmadığı sürece yeni bir ticaret savaşının çözmeyi amaçladığı tedarik sorunlarını daha da ağırlaştırabiliceği uyarısında bulundu.




