CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) “küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi” olarak tanımladığı Hürmüz şoku, ham petrol ithalatının yüzde 90’dan fazlasını deniz yoluyla gerçekleştiren Çin için kritik bir sınava dönüştü. Buna karşın dünyanın en büyük ham petrol ithalatçıı olan Pekin yönetimi, Körfez’den kaybettiği varilleri başka kaynaklardan pahalı alımlarla tamamlamak yerine ithalatını sert biçimde aşağı çekti.
Çin’in 2025’in ikinci yarısından 2026 Şubat ayına kadar günlük ortalama 12 milyon varil olan ham petrol ithalatı, ikinci çeyrekte 8,1 milyon varile geriledi. Haziranda ise günlük 7,12 milyon varille yaklaşık son on yılın en düşük seviyesi görüldü. Çin yalnızca üç ayda, savaş öncesindeki ithalat temposunu koruması halinde satın alacağı miktardan yaklaşık 355 milyon varil daha az petrol aldı. Bu miktar ülkenin yaklaşık bir aylık normal ithalatına ya da tamamen dolu 180 süper tankerin taşıyabileceği petrole karşılık geliyor.
Çin’in Hürmüz krizinde izlediği yöntemi inceleyen Foreign Policy yazarı Zongyuan Zoe Liu, “Çin’in Hürmüz Boğazı stres testine bu kadar uzun süre dayanabilmesi, tamponlar oluşturmak ve yakıt için petrole bağımlılığı azaltmak amacıyla on yıldır yürüttüğü çabaların, bir arz kesintisinin sosyoekonomik baskı noktalarını nasıl değiştirdiğini gösteriyor.” diye yazdı.
1,4 milyar varillik kalkan
Çin’in şoklara karşı direnç sisteminin ilk hattını petrol stokları oluşturdu. Pekin yönetimi, krizi stratejik rezervlerindeki 1,4 milyar varillik petrolle karşıladı. Bu miktar savaş öncesindeki ithalat temposuyla yaklaşık 120 günlük ithalata karşılık geliyordu. Krizden önce satın alınmış petrolün teslimatları mart ayında devam ederken stoklar, rafinerilerin kaybolan Basra Körfezi varillerini yüksek fiyatlı spot alımlarla derhal ikame etme ihtiyacını ortadan kaldırdı.
Gümrük ve üretim verileri stok birikiminin ocak-nisan döneminde yavaşladığını, rezervlerden net çekişin ise ancak mayıs ve haziranda başladığını gösterdi. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne (EIA) göre Çin’in ithalatındaki gerileme küresel talebi azaltarak petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı da hafifletti.
Elektrikli araçlar Çin’in hareket alanını genişletti
Pekin aynı dönemde rafine petrol ürünlerinin ihracatını sınırlandırarak iç piyasadaki arzı güvence altına aldı. Kontrollü perakende akaryakıt fiyatlarının tavanı yükseltildi ancak uluslararası petrol fiyatlarındaki artışın tamamının tüketiciye yansıtılmasına izin verilmedi.
Çin’in hareket alanını genişleten ikinci unsur da ulaştırma sektöründeki elektrifikasyon oldu. 2026’nın ilk altı ayında ülkedeki elektrikli araç filosunun günlük yaklaşık 1,35 milyon varillik petrol tüketiminin yerini aldığı tahmin ediliyor. Bu miktar Çin’in yıllık ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 6’sına denk geliyor.
Elektrifikasyonla birlikte petrol talebindeki büyümenin ağırlık merkezi benzin ve motorinden petrokimya hammaddelerine kaymaya başladı. Çinli rafineriler de 2018’den itibaren geleneksel yakıt üretiminden, aynı tesislerde hem yakıt hem de kimyasal hammadde üretebilen entegre rafineri-petrokimya komplekslerine yöneldi. Pekin bu dönüşümü 2022’de “yakıtları azaltmak, kimyasalları artırmak” yaklaşımıyla 14. Beş Yıllık Plan döneminin sanayi politikasına dahil etti.
Bu değişim yeni bir kırılganlığı beraberinde getirdi. Nafta başta olmak üzere petrol türevi hammaddeler; plastik, elektronik ürünler, otomobil parçaları ve tüketim mallarına uzanan geniş bir üretim zincirinin girdisini oluşturuyor. Uzun süreli bir rafineri daralmasının petrokimya üretimini vurması, enerji krizinin sanayiye taşınması anlamına gelebilir.
Petrol pahalandı, kömür avantaj kazandı
Çin’in bu alandaki tamponlarından biri de yıllardır geliştirdiği kömür kimyası kapasitesi. Çin 2025 yılında 15,45 milyon ton kömür bazlı olefin üretti. Bu miktar ülkenin toplam olefin üretiminin yüzde 15’ini oluşturdu. Kömürden elde edilen etilen glikol üretimi ise 7,62 milyon tonla toplam ulusal üretimin yaklaşık üçte birine ulaştı.
Petrol fiyatlarının yükselmesi iki üretim yöntemi arasındaki maliyet farkını daha da açtı. Mart sonu ve nisanda kömürden olefin üretiminin ton başına ortalama maliyeti yaklaşık 6 bin 800 yuan olarak hesaplanırken petrol bazlı üretimde bu rakam 10 bin 700 yuana çıktı.
Liu, elektrifikasyon ile rafineri-petrokimya dönüşümünün petrol şoklarının Çin ekonomisindeki etkisini değiştirdiğine işaret etti. Yazar gelecekte yaşanabilecek krizlere ilişkin “Petrol şoklarının Çin’de derhal bir enerji krizine yol açma ihtimali daha düşük olabilir;” satırlarını kaleme aldı.




