ABD'nin Küba'ya yönelik ekonomik ve siyasi ablukası sürerken Florida eyaletinde eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro Ruz hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Washington'ın 1996 yılında iki uçağın düşürülmesiyle bağlantılı suçlamaları yeniden gündeme taşıması, Havana yönetiminin sert tepkisiyle karşılaştı.

Florida Başsavcısı James Uthmeier, 24 Şubat 1996'da "Brothers to the Rescue" adlı örgüte ait iki uçağın düşürülmesi ve dört kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak Castro hakkında "birinci derece cinayet işlemek için komplo kurma" suçlamasıyla yakalama emri çıkarıldığını açıkladı.

Uthmeier, Castro'nun dört kişinin öldürülmesi emrini verdiğini ileri sürerek olayın sorumlularından hesap soracaklarını savundu.

ABD Adalet Bakanlığı da mayıs ayında aynı olayla bağlantılı olarak Castro ve bazı eski Kübalı askeri yetkililere yönelik suçlamalar yöneltmişti.

Díaz-Canel: ABD ablukayı meşrulaştırmaya çalışıyor

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Washington'ın Raul Castro'yu hedef alan girişimini sert sözlerle kınadı.

Díaz-Canel, Florida'da çıkarılan tutuklama emrini "acı verici bir Miami sirki" olarak nitelendirerek kararın hukuki değil, siyasi amaçlar taşıdığını savundu.

ABD'nin bu girişiminin Küba halkına yönelik saldırgan politikalarının devamı olduğunu vurgulayan Díaz-Canel, Washington'ın ekonomik ablukayı ve Küba halkına uygulanan toplu cezalandırmayı haklı göstermek için yeni gerekçeler üretmeye çalıştığını belirtti.

Küba lideri, Raul Castro'ya yönelik suçlamaların hukuki ve pratik açıdan dayanaksız olduğunu ifade ederek, ülkesinin egemenliğini ve devrimini savunmaya devam edeceğini vurguladı.

Küba Dışişleri Bakanı: Kısır bir siyasi manevra

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez de ABD'nin girişimini sert ifadelerle eleştirdi.

BM: Batı Şeria'da durum artık açlık krizine dönüşüyor
BM: Batı Şeria'da durum artık açlık krizine dönüşüyor
İçeriği Görüntüle

Rodríguez, Güney Florida'daki Küba karşıtı siyasi çevrelerin Raul Castro'ya yönelik girişimini "kısır bir manevra" olarak nitelendirdi.

Castro hakkındaki suçlamaların temelsiz olduğunu savunan Rodríguez, söz konusu girişimin ABD'deki bazı siyasi çevrelerin Küba karşıtı politikalarını sürdürmek için kullandıkları yöntemlerden biri olduğunu belirtti.

Rodríguez, bu girişimi ABD siyasetindeki "siyasi çürümenin ve ahlaki çöküşün bir yansıması" olarak değerlendirdi.

Küba: Washington hava sahası ihlallerine göz yumdu

ABD'nin tutuklama kararına gerekçe gösterdiği olay, 24 Şubat 1996'da Küba savaş uçaklarının "Brothers to the Rescue" adlı örgüte ait iki uçağı düşürmesine dayanıyor. Olayda dört kişi hayatını kaybetmişti.

ABD, uçakların uluslararası hava sahasında düşürüldüğünü ileri sürerken Küba yönetimi, örgütün daha önce defalarca Küba hava sahasını ihlal ettiğini ve provokatif faaliyetlerde bulunduğunu savunuyor.

Küba tarafı, olay öncesinde Washington'a çok sayıda diplomatik uyarıda bulunulduğunu ancak ABD yönetiminin bu uyarıları dikkate almadığını belirtiyor.

Küba Devlet Konseyi Üyesi Gerardo Hernández Nordelo, Havana'nın söz konusu uçuşların yarattığı tehlike konusunda ABD yönetimini 25 kez uyardığını ve pilotların uçuş lisanslarının iptal edilmesini talep ettiğini açıklamıştı.

Hernández Nordelo ayrıca örgütün kurucusu José Basulto'nun geçmişte CIA tarafından eğitildiğini ve Küba'ya karşı düzenlenen faaliyetlerde yer aldığını öne sürmüştü.

Küba yönetimi, 1996'daki müdahaleyi hava sahası ihlallerine karşı meşru müdafaa kapsamında değerlendirirken ABD'nin yönelttiği suçlamaları reddediyor.

Havana: ABD'nin hedefi Küba'ya yönelik baskıyı artırmak

Küba yönetimi, Raul Castro hakkında çıkarılan tutuklama kararının Washington'ın ülkeye yönelik uzun yıllardır sürdürdüğü ekonomik ve siyasi ablukalarından bağımsız olmadığını vurguluyor.

Havana, ABD'nin onlarca yıldır uyguladığı ekonomik ablukanın Küba halkını hedef aldığını, yeni hukuki girişimlerin ise bu politikaları meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını savunuyor.

Kübalı yetkililer, Washington'ın suçlamalarının ülkenin egemenliğine yönelik müdahalelere gerekçe oluşturabileceği uyarısında bulunarak ABD'nin baskı politikalarına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtiyor.